Birileri Ak Parti iktidarını yıkmak için her yolu deneyedursun, Ergenekon’un çökertilmeyen tepedeki kanadı Amerika ile masaya oturadursun, yine birileri partileri alt alta, üst üste, yan yana sıralayıp hepsini bir araya toplayıp alternatif diye ileri sürmeye hazırlanadursun, başka birileri iktidarı parçalamak için hemşehrimiz Rifat Hisarcıklıoğlunu ileri sürmeye hazırlanadursun, Amerika’daki Neocon kalıntıları ve içimizdeki derin devlet parçacıkları erdoğan’ın kuyusunu kazmaya çalışsın demokrasilerde milletin çoğunluğunun dediği oluyor. Ve Türkiye’de milletin çoğunluğunun beklentisi mevcut iktidarın bir süre daha sağ salim ülkeyi yönetmesi yönünde. Böyle olmasaydı hafta sonu yapılan ara seçimlerde Ak Parti % 40 SP %15 ikisinin toplamı % 60 gibi bir oy çıkar mıydı? Böyle olmasaydı her türlü provokasyona ve kışkırtmalara rağmen halk sokaklara dökülmüyorsa elbette sebebi vardır. Henüz güven bitmemiştir. Türkiye’nin sorunları çözme yolunda önemli bir yol alınmıştır ama yıllardır biriken çürümüş yapının biranda değiştirilmesi de elbette zordur. Vatandaş her şeyi biliyor. Kimin ne için konuştuğunu, kimin neyin peşinde olduğunu biliyor. Sağlık alanında, Eğitim alanında, bürokraside, teşvikte, adalette, istihdamda, ekonomide, vergi düzenlemesinde, dış ilişkilerde, Türkiye’nin uluslar arası bir oyuncu olması yönünde velhasıl her yönden yapılması gerekenler henüz neticeye ulaşılmamıştır. Fakat millet umutlarını devam ettirmekte, halen en beğendiğiniz lider anketlerinde açık ara farkla Erdoğan çıkmaktadır. Bu yazıyı ister beğenin ister beğenmeyin ben bir gazeteci olarak çoğunluğun görüşünü ve beklentisini analiz etmeye çalışıyorum. Ha benim ayrıca görüşümü soracak olursanız ben de farklı düşünmemekteyim. Ak Parti iktidarının ve Başbakan Erdoğan’ın Türkiye için daha çok faydalı işler yapabileceği kanaatini halen taşıyorum. Elbette yanlış yapılanlar da olabilir ancak yıllardır gazetecilik yapan ve çevreyi gözetleyen, bürokrasiyi, ekonomiyi, eğitimi izleyen bir gazeteci olarak yapılanların birçoğunun Türkiye için elzem olduğunu ama henüz her şeyin sütliman hale gelmediğini söyleyebilirim. Halen yerleşik statüko, yerleşik oligarşik bürokrasi tümüyle değiştirilebilmiş değil. Yarı yola ancak gelinebildi. Yapılacak pek çok iş var. İyi bir kabine ve taşraya yansıması gereken kan değişimlerinin biran önce yapılması gerekiyor. Belediyeler, vilayetler, daire müdürlükleri ve pek çok bürokratik kademelerde değişimler şart görünüyor. Elbette bal tutan parmağını yalıyor ve bu bizim gibi ülkelerde hatta çok gelişmiş ülkelerde bile yerleşik bir gelenek haline gelmiştir ama bunu en aza indirgemek büyük başarı sayılmalıdır. Türkiye son on yılda çok büyük değişikliklere imza attı. Nüfus işlemlerinden, sağlık sistemine, eczanelerden ilaç alma işine, eğitimde e-kayıttan vergi indirimlerine, akaryakıtta pompa yazarkasalarından sınav sistemlerine kadar her yönde büyük değişimler olmaya başladı. Gelişmiş ve özgür bir toplum olabilmemiz için rüşveti ve torpili ortadan kaldırma yolunda daha fazla çaba gerekiyor. Çetelerle ve mafya ile mücadelede taviz vermemek gerekiyor. Rant paylaşımlarının önünün tıkanması gerekiyor.
Tam 7 yıldır iktidar karşıtları ülke satılıyor, ülke bölünüyor, Kıbrıs satıldı, Amerika’nın emir uşağı olduk, vatan toprakları satılıyor, türküsü çağırıyorlar. Allah aşkına 7 yıldır bunlarla ilgili somut bir şey var mı? Türkiye daha gelişti, Türkiye daha güçlü oldu. Türkiye daha da büyük ülke olma yolunda hızla ilerlerken sadece Ak partiyi indirmek uğruna haksızlık da yapılmamalı. Her şey millet için yapılıyor. Milletin daha rahat ve huzurlu yaşaması için. Ama birilerinin güçleri ellerinden gidiyorsa, ipler ellerinden kaçıyorsa, borularının sesleri çıkmaz oluyorsa, pilleri bitiyorsa bunu da kalkıp ülke elden gidiyor yaygarasına döndürmesinler.