Bazıları vardır ki bulundukları yere faydasından çok zararı dokunmaya başlar. Siyaset arenasında da durum böyledir, herhangi bir resmi gayri resmi, yarı resmi kurumlarda da benzeri durumlar olabilir, sivil toplum örgütünde, spor camiasında olabilir.
Siyaset insan kazanma sanatıdır, insan yönetme sanatıdır. Etkileşim ve iletişimin, empatinin had safhada olması gereken bir alandır. Eğer siyasetin önemli kademelerine empatiden uzak, iletişimde sorunlu, etkileyiciliği negatife dönüşmüş insanları getirirseniz sonuçta zarar vermeye başlar. Hatta bu kimseler kendilerini bir de çok güçlü görüp kerameti de kendinden menkul zannetmeye başlarlarsa işte o zaman çöküş başlar. Kayseri’de siyaset sahnesine baktığımızda bu tip faydasından çok zararı dokunanları görmekte zorluk çekmeyiz. Kendi gayreti ile yüksek makamlara çıkmış, kendi becerisi ve sempatikliği ile Kayseri’de önemli dengeler kurmuş şahsiyetlerin gölgesinde siyaset yapanlar aslında gölgesinde bulunduklarına da büyük zarar vermeye başlarlar. Bakınız bir KTO seçimleri yaşandı, uyarılara aldırmayan, biz yaparsak olur diyen, sağı solu hesap etmeyenler öyle bir yanlış iş yaptılar ki nihayetinde kendi çizgisinde olanlara belki de kapıların tümüyle kapanmasını sağladılar. Yazık olmadı mı bu? Bunun hesabını bile sorabilecek kimse çıkmadı. Ardından kongrede bir sürü insanın olanca gayretine rağmen bulundukları yerlere zarar verenler ayak dirediler, inat ettiler ve camianın yaralanmasına, daha önceki tabirimle karpuzun yarılmasına neden oldular. Yine mi kimseler bunun hesabını sormayacak. Bir iç muhasebe yapmayacak? Biz nerede yanlış yapıyoruz demeyecek, artık kardeşim yeter bu davaya zarar vermeye başladınız demeyecek. Çünkü bu guruplar ve kişiler hem ticari işleri nedeniyle, hem birtakım dedikoduların ayyuka çıkması sebebiyle partiye, büyüklere, yıllarca uğraşarak dengeler kuranlara büyük zarar vermeye başladılar. Dışarıya kapalı, insanları, seçmenleri, kendi partililerini koyun gibi görenler, sadece onların sağılarak süt alınabileceğini başka bir işe karıştırılmaması gerektiğini düşünenler, her şeyi kendilerinin bildiğini, gücün kendilerinde olduğunu, bu davanın sahibi olduğunu ve bu gücü de kimseyle paylaşmak istemediğini ortaya koyanlar bugün çok yanıldıklarını anlamak durumundadırlar. Ya da böyle yapanlara karşı daha etkili ve yetkili isimlerin dur demesi gerekmektedir. Halktan kopuk siyaset üç gün gider beş gün gider. Başlarını kuma gömenler gövdelerinin görünmediğini zannedebilirler ancak şu küçük şehirde herkes her şeyi biliyor. Kimin nasıl adım attığından, kimin nasıl ticaret yaptığına, kimin kiminle ortak olduğuna, kazancını nereden kazandığına kadar her şeyi herkes biliyor. Böyle olmadığını düşünenler sadece kendini altadır. Kimileri de konuşmuyor ve yazmıyorsa ya da bu işin daha tatsızlığa gitmesini istemediği için suskun kalıyorsa zannetmesinler ki bilmiyor ya da çekiniyor, ya da kendilerini seviyor. Hiçbir yer hiçbir kimsenin tapulu malı değildir olamaz da. Halkın gücüyle gelenler halkın gücüyle giderler. Akılları başlara almak zamanı şimdi.