Bir sabah kalktınız ve pencedereden dışarı baktınız, vay be neler olmuş neler. Her cadde başında bir tank, her sokak ve site bahçesinde askeri araç, elleri silahlı askerler, sokağa çıkma yasağı uygulanmış. İnsanlar evlerinden dışarı gönderilmiyor. Valiler indirilmiş yerine garnizon komutanları vali olmuş. Adliyede savcılar ve hakimlerin yerini askeri hakimler savcılar almış. Televizyon binaları ele geçirilmiş, birçoğu kapatılmış, kalan kısma da silah zoruyla darbe yayını yaptırılıyor. Parlemento feshedilmiş, Başbakan tutuklanmış, bakanlar tutuklanmış, Cumhurbaşkanlığı askerler tarafından götürülmüş, TRT binasından yayın yapılıyor vatandaşlara duyuru anonsları yapılıyor. Borsa kapatılmış, ekonomi bir anda yerle bir olmuş, uçak seferleri iptal, yolcu otobüsleri çalışmıyor, resmi daireler kapalı, sanki bir savaş varmış da karartma uygulanıyormuş şeklinde bir sessizlik. Ne olacağı konusunda bir belirsizlik. Ve korkulan senaryo: Ülkede bu darbeye karşı çıkanlar memleketin birçok yerind e özellikle güneydoğu ve doğuda çatışma sesleri. Ülkenin bölünme kaygısı. İç kargaşaya sürüklenmiş bir ülke. Dünya şokta. Amerika ve Avrupa Birliği açıklama üzerine açıklama yapıyor. Bu yapılan darbeye karşı olduklarını yineliyor. İhracat ithalat, fabrikalar, çarklar durmuş. Bankalarda işlem yapılamıyor, devleti yönetmeye generallerden oluşan bir komite ele almış. Onlar ne derse o oluyor. Evlerden insanlar asker nezaretinde alınıyor götürülüyor, cemseler vızır vızır. Her insanın kulağı şimdi kapı çalacak ve beni de götürecekler korkusuyla teyakkuzda. Sağcısı solcusu, alevisi, sünnisi, milliyetçisi, liberali, dincisi, Kürdü, Türkü.
Böyle bir ortamı kim ister. Türkiye’yi tam 50 yıl geriye götürecek bir darbe kimin işine gelir. Kim özgürlüğünü feda eder. Kim ülkenin bölünmesini, iç kargaşa çıkmasını, dünyadan koparılmasını, demokrasinin kaldırılmasını ister? Kimse istemez. Herkes karşı çıkar. O yüzden de darbeler kolay değildir. Yüzde ‘70 kaybetme riski taşımaktadır. Başarısız olma riski büyüktür. Modern dünyada insanlar çoğunluk rejimini, yani demokrasiyi seçmektedir.
İşte yukarıda saydığım şartlar ve daha aklıma gelmeyen çok ağır şartlar istemiyorsak gün demokrasiye sahip çıkma günüdür. Darbenin her türlüsüne karşı çıkmak durumundayız. Ülkemiz vatanımız yararına, insanımız yararına demokrasiye sahip çıkmak zorundayız. Darbe olduğunda muhalefet de olmayacaktır. Medya da olmayacaktır, özgürlük de. Ekonomi de sıfırlanacak, vatan da tehlikeye girecek, geleceğimiz de kararacak. Peki darbeye teşebbüs etmek isteyenler var mıdır? Son belge var olduğunu gösteriyor. Türkiye acaba ne zaman bu darbe söylentilerinden ve tehlikesinden kurtulacak bilemiyoruz. Bakın 209 yılının ortasındayız ve halen darbeden konuşuyoruz. Ama ne yapalım her on yılda bir darbe yapılarak adeta periyodik hale getirilmiş bir ülkede bu endişe her zaman vardır. Aslolan demokrasiye sahip çıkmaktır. Görüyoruz ki artık demokrasiyi ortadan kaldırmak neredeyse imkansızdır.