Dün Mahinur Özdemir adındaki Müslüman Türk kızı Belçika’da Avrupa Parlementosuna milletvekili olarak seçilmişti. Türk televizyonları Merve Kavakçı gibi kriz çıkacak beklentisindeydi. Dün Mahinur Belçika’da Parlemento’da yeminini etti hiçbir kriz de çıkmadı. Hatta yoğun alkışlar altında milletvekilliği yeminini etti. Bizimkiler bunu seyrederken en ufak bir şekilde utanç duydular mı, yüzleri kızardı mı bilmem. Merve Kavakçı’ya yapılanlar akla gelip yahu biz Müslüman ülke olduğumuz halde başörtülü bir bayana haddini bildirmeye kalkıştık, onun milletvekilliğini iptal ettirdik, meclise sokmadık, onu taciz ettik, gece yarısı evine baskınlar yaptırdık, ama elin gavuru, elin Belçikalısı, elin Hristiyanı Mahinur Özdemir’e gururla başörtüsüyle yemin ettirdi, alkışladı. Diye düşünüp utandılar mı dersiniz? Hayır hiç sanmıyorum. Onların ellerinden gelse Mahinur’u bitirme planları bile hazırlarlar. Dünyaya karşı yüzümüz kızarmalı. Özyurdunda garip öz vatanında parya…..
Şimdi Mahinur Belçika’da laik sistemi yıktı mı?, Belçika ve Avrupa Birliğini yerle bir mi etti? Hem Türk hem Müslüman hem de başörtülü. Bizimkilerin tabiriyle türbanlı. Ama Avrupa Parlementosunun milletvekili oldu. Gururla, alkışla, sevgiyle, hoşgörüyle, insanlıkla….Türkiye’nin utanç tablosu hiçbir zaman unutulmayacak. Şu kadına haddini bildirin diye kükreyen ve şimdi öte dünyadaki bir Başbakan, saldırı ve tacizde haddinden fazla ileri giden apoletli medya, bir bayanın evine geceyarısı baskın yapan sabık DGM savcısı, linç girişimi… Neler yaşamışız be….
Türkiye’de başörtüsü ile üniversite ve fakülteye bile giremezsin. Ama Türkiye hem AB’ye aday ülke hem de nüfusunun yüzde 90’ı Müslüman bir ülke. Onca kızın gözyaşları, onca bırakılan fakülteler, okuldan atılmalar, peruklu demokrasi…..Yahu bu ülke ne zaman adam olacak? Küçücük bir Belçika kadar olamıyoruz. Halen birbirimizin ayağını kaydırmaya, iktidarı devirmeye, Gülen’i bitirmeye, darbeye, ihtilale, demokrasiyi ortadan kaldırmaya, dindarların hayatını karartmaya, onları üçüncü sınıf insan pozisyonuna düşürmeye, toplumun hiçbir alanında onlara yer vermemeye çalışıyorlar. Böyle bir ülke nasıl kalkınır?
Mantalite olarak üçüncü dünya ülkesiyiz. Kamplaşmaya çok yatkınız. Az gelişmiş ülkelerde sık rastlanan ideolojik akımlara çok açığız. Demokrasiyi hazmedememişiz. Kendi insanımıza güvenmiyoruz. Devlet millet barışması bir türlü gerçekleşememiş. İnsana saygıya henüz ulaşamamışız. Saygı olmayınca sevgiden zaten mahrumuz. Sürekli birbirimizin kuyusunu kazmakla meşgulüz. Dünyada fikren marjinal kalmışız. Ülkeyi ve devlet yönetimini babadan kalma çiftlik zannetmeye devam ediyoruz. Düşünün bir ülkede Demokrat adındaki bir Partinin demokrasi havarisi gibi görünen genel başkanı askeri darbeyi över ve desteklerse bu memleketi nasıl tarif etmek lazım ki?