AYŞE ARMAN’IN MAHALLELER ARASINA EKMEYE ÇALIŞTIĞI DİKEN TOHUMLARINA HZ. MEVLANA TERAPİSİ
“KÖYDEN KÖYE İT ÜRÜMEZ” Atasözü
Üç aylar boyunca dini yazıdan başka yazmayacağım demiş, kendi kendime karar almıştım. Oynanan pis oyun ve ortada dönen; yaşamını bedeniyleriyle/ mal-mülkleriyle! İdame ettiren medyatik zevatın annem zorla örttürdü, Kur’an’a göre örtünmek mecburi değil vs. türü haddini ve terbiyesini ayaklar altına alan medya piyonlarının çevirdiği kusturan tiyatronun karşısında sessiz kalmak olmuyor. Beklide onların amacı okunup konuşulmak ve insanları kızdırarak gayri meşru yaşantılarının, insanca, hayasiyle yaşayamadıklarının intikamını yaşayanları kızdırarak havaya attığı değnek yere düşene kadar istediğinin olmasına izin verilen çoban rölü oynuyorlar. Medya da yer alamadıkları gün onların malına/ mülküne ve dahi o yakışıklı kerestelerine iltifat eden olmayacaktır.
Adı pek mühim olmayan, jest ve mimikleri 28 Şubatın Fadime Şahin’ini andıran annem zorla örttürdü vs diyerek zırvalayan zavallıyı görünce Sisi denen arkadan çekişlinin dizayn ettiği sahtekarlığı hatırladım acaba bu da mı o tür bir zavallı demekten kendimi alamadım. Bu dine kimsenin gücü yetmeyecektir ama saldırmak ve zarar vermek için her şeyi ve herkesi kullanacaktır.
Rahmetli babamın meşhur fıkrasıdır. Musa AS Tur-i Sina’ya gidiyormuş. Karşısına çıkan bir kelp şiddetli şiddetli havladı hatta ısıracak gibi hamleler yaptı ama Allah’ın CC korumasında olan nebisine zarar veremedi. Sonunda Musa AS kelbe ey hayvancağız benim Allah’ın nebisi olduğumu biliyorsun zarar veremeyeceğin de malum niçin böyle yapıyorsun? Dediğinde hayvancağız dile gelerek.
__Ya Musa ruhullah ben vazifemi yapıyorum. Allah CC beni insanlara havlamam için yarattı onun şeriatının gereğini yapıyorum”demiş.
VATANA ZARARLI FİKİRLER/ DİKEN EKENLER BİLSİN Kİ O DİKENLER ÖNCELİKLE MEMLEKETİ SONRA “KENDİ MAHALLELERİNİ” YAŞANMAZ KILACAKTIR
Ayşe Arman soyundu. Ayşe vucüduna çaput dolayarak Müslüman semtlerde tur attı gitti/ geldi vs. Sabataist formatlı cerideler gitti geldi günlerce. Bende bir bakim beklide dindarların bağnazlığını içinde olduğumuz için fark edemediğimiz bir ayrıntıyı hatayı mı keşfetti gazeteci araştırmacılığıyla diyip bayağı ciddiye almıştım. Ama Fadime Şahin’lik kokusu geldi fotoğraf stüdyosu/ çıplak pozları verirken ÖZVERİYLE’ çalışan !!!!!!!! Stüdyodakileri anlatışından.
Bir adam yabancı bir hatunla baş başa kalıp eğer o namahremi-annesi, bacısı, yiğeni-değilse aklımdan fuhuş geçmedi diyorsa ya yalancıdır yahutta hadımdır buyuruyor İmamı Gazali KS . O çıplak pozları çeken/ seyreden erkekler ve kendini çektiren o anda bizim aklımızdan bir şey geçmedi diyorlarsa ya yalancı ya da laikler mahallesi olarak ceman hadımdır ki o muhaldir. O işi erkekçe yapanlara lafım yok. Çünkü günahına razı olmuş, Allah’a isyan etmiş bindi alamete gidiyor kıyamete. Allah hepsini kurtarsın….
Oruç üzerine araştırma yapan bilim adamları gönüllü olarak aç kalındığı için faydalı imiş. Ama aynı süre zorla aç bırakılan birine aç kalmak o oranda zararlıymış. Halbuki ikisi de aç kalmak cinsiyette. Anasından doğalı İslami kıyafet giyen ve yaratanın örtün dediği yerleri örtene türbanlı/ tesettürlü/ hicaba büründü demek doğrudur ama mahalleden mahalleye laf dedikodu ve din düşmanlığı taşımak için Fadime Şahin’lik niyetine sırtına almak aynen gönülsüz aç bırakılanlar gibi sırtına çabut dolamaktır. Ayşe Arman türbana girdi – pis bunlatıcı bir kuyuya girmiş anlamı vererek-- lafını dinime yapılan hakaret kabul ediyorum. Girmek severek yapılırsa hicaba girmek olur. Alay etmek, İslam dinini Müslümanları madem yok edemiyorum o halde biraz bozim pis koku bulaştırim dinleriyle dalga geçme edasıyla sırtına çul almak türbana girmek değildir. Ağzı ve azaları sex/ zina kokan mahluklar o kutsal korumaya/ huzura eremezler. Öyle ulvi makamda onların bezi olamaz.
Allah’ın şaşırttığı, o çıkmaz yolun ve medya patronlarının cariyeliğini yapan malı mülkü, yerinde, kerestesiyle bir yerlere gelme uğraşan çağdaş karıların tümüne mevlanamızın “Diken Eken Adam”hikayesini okumalarını düşünüp anlamalarını ve kendilerine gelmelerini tavsiye ediyorum. Bu Yüce Allah’ın bana verdiği bir vazife yani uyarmak..
“Tatlı sözlü, fakat sert mizaçlı adamın biri yolun üstüne dikenler ekti. Yoldan geçenler onu ayıpladı ama korkudan bir şey diyemediler. Dikenler her gün büyüyor daha çok rahatsızlık veriyor, insanlar yürüyemez olunca şehrin valisine şikayet ettiler.
Vali aksi adamı çağırttırdı ve en kısa zamanda sökmesini emretti dikenleri. Aksi adam yalan söylüyor, bahaneler uydurarak sökmüyordu.
Sonunda adamı çağırttı ve şu dikenler günden güne büyüyor aşağıya da gittikçe derinleşen kökler salıyorlar yarın öbür gün sökmek istesen de sökülemeyecek büyüklüğe/ derinliğe erecek en kısa zamanda sökmezsen o dikenlere oturttururum seni deyip azarlamak zorunda kaldı. Hz. Mevlana sonuçta şu yorumu yaptı.
--Sen her kötü huyunu, bir diken bil. O dikenleri Hz. Ali’nin Hayber Kalesi’nin kapısını kopardığı gibi, pis nefsinle mücadele ederek sök at. Öyle yapamıyorsan, o dikenleri aşılayıp , gül fidanı haline getirecek bir mürşidi kamil bul. Kötü huylarının iyiye çevrilmesinde, Kur’an mürşidi kamilin olsun..”dedi ve halkı dikenlerin ezasından kurtardı.
Allah’ a CC emanet olun efendim.. Allah şehvetin şerrinden korusun, nefsimizi islah etsin …. Islah olmayana “Leküm diynüküm veliyediyn-sizin dininiz size bizim dinimiz bize.