Şifahane bülteni 3’ü aslında düşünmüyordum amma velâkin olanları işitince son kez bu şifahane hakkında terennüm edelim dedik.
Giden hafta Şifahanenin Ciğer Şifahanesinden Sarız Livası Sürgünü olan Müdür Yardımcısı Cübni Mıstafa’nın penir marifetlerini ortaya koymuştuk. Matbuatta makalemizin neşredildiği anda Cübni Mıstafa ve Penir işlerinden sorumlu acente çalışanı uzun boylu, kalın bıyıklı şifahane çalışanı penirleri torlayıp toplayıp matbuata penir gibi basılmadan kaçıralım deyivermişler. Tüm o penirler Hacılar Livasına acilen götürülevirmiş. Orada mekan eyleyenlere keçi penirleri afiyet ola. Şifahane de penir kokusundan kurtuluvermiş. Helal olsun matbuatın gücüne. Bu arada penirleri basma işinde amel edenlerde Cübni Mıstafa’nın zulmünden kurtulmuşlar.
Aslında herkesten çok amel eden baştabip bu aralar bayağı üzgü ve süzgünmüş. En büyük destekçisi hatta çakma baştabipi Gevher Nesibe Enderununa geçmiş. Diğer baştabip vekili baş defterdar da artık kendi bağımsızlığını ilan eyleyip kendi başına yangın merdivenine alarm falan taktırır olmuş.
Baştabip en son boş kalınca demiş ki bu uzay çatı denilen ecnebi işini 2 arşın yukarı kaldıralım. Matbuat çok sıkıştırdı hava alalım. Hesap çok çıkınca terennüm eylemiş ki siz bizim şifahanede yeyin için ve hatta geceleri buralarda pansiyon misali uyuklayın hesabı azaltın. Bu baştabipe helal olsun masrafı yarı yarıya azaltmış. Amma velakin şifahane çalkalanıyormuş. Bu ameli ifa edecek ameleler hastane içinde danışmanın karşısına 5 tane yatak serilmiş, çarşafları hepsi taze açılmış. Birine yer kalmamış oda polkliniklerin arada uyurmuş. Ey baştabip bunlar için pansiyonlar vardır. Nisaların şifahanesinde babalara izin verilmezken bu misafirler nicedir.
Giden hafta Hocaoğlu Mehmet’in köşesinde terennüm eylediği Şifahanenin artık malzemeleri konusunu derinlemesine tahkik edince çok güldük. Şifahanenin sıhhiye vekaletinden torpilli eski sünnetçi müdür vekili Akserçenin evine 2 adet çıkma kapının götürüldüğü, boyatılıp yerleştirildiği matbuatta üstü örtük şekilde terennüm edilince uyuyan baştabip uyanıp tel çekerek Selim Aga acil o kapıları şifahanenin bodrumuna getirin yoksa….. demiş. Bunun üzerine Selim Aga da ulan bu eziyeti bize edenin….. deyivermiş.
Bunca rezili rüsva işler burada olurken Umumi Sıhhiye müdürü ne yapar. Nisaların, Taze balaların ve yarımcıkların şifahanesinde bunlara bakacak tabip kalmamıştır. Son bir senedir olan eserlerini Ay- küt Abisiyle herhalde keyifle seyreylerler. Şifahanenin emektarlarından 2’si istida verip istifa ederken biri de tekaud olma istidası vermişlerdir. Eserinizle iftihar eyleyebilirsiniz. Bıldır ki 9 tabipden şimdi ki çok muhabbet eylediğiniz tek hekime kaldınız. Herkes bu şifahaneden neden kaçkın olurlar hiç fikreylediniz mi?
Bunca vaka bu şifahanede olup biterken İlin vekaleti ne yapar? Onlar da Onar Onar gelen istidalardan bunalmış ola ki Şifahanenin dördüncü katını sıkıştırırlarmış. Herkeste bilirmiş ki bu işlerden hiçbir şey çıkmaz imiş. Yapanın yanına kar kalırmış. Garibanlarda dermiş ki ‘keser döner sap döner bir gün olur hesap döner’’ Allah doğrunun yanındadır. Yeyiniz içiniz ama israf etmeyiniz demektedir. Bunca sıkıntının yaşandığı bu şifahanenin idarecileri bunu yazanın ya da yazdıranın kim olduğunu merak edeceklerine ve hatta neler yapacaklarını ulu orta terennüm edeceklerine nerede hata eyledik deseler hem arzları hem de ahretleri için iyi ola.