Dün gün boyu arkadaşlarımızı gerek çarşı esnafı gerekse sokaktaki vatandaşlarla “Kürt açılımı” ile ilgili röportajlara gönderdim. Çünkü Kayseri insanı Türkiye ortalamasını temsil ediyordu, hem Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün memleketi olması dolayısıyla bu şehrin insanının ne düşündüğü önemliydi. Kayseri insanı ne çok heyecanlıdır, ne galeyana gelir, ne provokasyonlara. Mantıklıdır, tartar, ölçer, biçer, önceleri biraz geri durur sonra doğru neyse onun destekçisi olur. İşte bu düşüncelerle muhabir arkadaşlarımız çarşıya çıktılar. Ama getirdikleri sonuçlar net değil. Vatandaş itiyatlı. Temkinli, yani henüz olayı onlar da çözememiş. Nasıl çözsün ki? Sadece Kürt açılımı denildi, başka bir şey yok. Ne yapılacak, ne edilecek, terör örgütü ile pazarlık mı yapılacak?, Cani başı muhatap mı alınacak? Hiçbir belirti yok. Sadece ortada İçişleri bakanının tüm partilerden randevu talebi ve bir de MHP Lideri’nin sert sözleri var. Bu yüzdendir ki halk henüz olayı çözebilmiş değil. Çözemediği için de iyi veya kötü diyemiyor.
Aslına bakarsanız benim de kafam karışık. İlla ki Ak Parti yapıyorsa, Gül ve Erdoğan yapıyorsa mutlaka doğrudur düşüncesinde değilim. Yanlış bir şey de olabilir, gerçekten doğru da olabilir. Bazı hassas konular vardır ki kimseye ipotek edilemez. Konu onlar olunca her şey bir yana itilebilir. Hangi konular bunlar? Topyekun milli manevi değerlerimiz diyebileceğimiz konular. Din, İman, Ezan, Kur’an, Kabe, Bayrak, Vatan, Memleket, Namus, Şeref, Haysiyet…..
İşte bu açılım denilen şeyin de bu hassas değerlerimizden biri ya da birkaçını zedeleyebileceği ortaya çıkarsa işte o zaman bunun önünde kimse duramaz. Ne siyaset kalır ne parti. Bu değerler partiler üstü bir alana aittir. Biz böyle gördük, böyle yaşadık, böyle de yaşamaya devam edeceğiz.
Kürt açılımı diyerek eğer ülkenin bölünmesi, etnik parçalanmalar ortaya çıkacaksa kuşkusuz karşı dururuz. Yine bu açılım denilerek 30 yıldır kanımızı emmiş, evlatlarımızı şehidetmiş, malımızı, canımızı almış bir terör örgütünün tümüyle affedilmesi, onlara tavizler verilip yanaklarının okşanması, taltif edilmesi gibi bir şey sezilirse bu da bizi bozacaktır mutlaka. Hele Apo canisinin affedilmesi ya da siyasete döndürülmesi gibi bir sonuç çıkacaksa buna da sonuna kadar karşı dururuz. Vefa kat tüm bunların yanında ülkemizin enerjisini 30 yıldır tüketen, 300 milyar dolarımızı yakan, 40 bin insanımızın ölümüne neden olan bu hastalıklı urun da biran önce kesilip atılması gerekiyor. Bunda da tüm kalbimizle aynı şeyleri düşünüyoruz. Artık bu oyun son bulmalı ve Türkiye hak ettiği güce kavuşmalı. İnsanımız daha rahat ve huzurlu bir hayata kavuşmalı. Her gün “acaba bugün kaç Mehmetçiğimiz şehit olacak” ürpertisinden kurtulmalıyız. Kurtulmalıyız ancak bunun da tüm milletimizi en ufak bir şekilde rencide edecek sonuçlara yol açmadan. Teröristlere pirim vermeden, dış güçlerin iteklemesi olmadan, kendi halkımıza sorarak, onların rızasını alarak ve adil bir şekilde yapmalıyız. Vicdanları rahatsız edecek bir açılım kimseye yar olmaz.
Gerçekten hassas bir konu. Tereyağından kıl çekilir gibi yapılmalı ki dengeler sarsılmasın. Aksi takdirde büyük bir hayal kırıklığını da beraberinde getirir ki bu en kötüsüdür. Başta da dedim ya benim de kafam karışık, içim bir şey söylüyor, kafam başka bir şey.
Her şey bu açılım dedikleri şeyin nelerden oluşacağına bağlı.