Matbuatın bu memleketteki gücünün ne olduğunu geçen hafta penirlerin Hacılar Livasına götürülmesi ile gördük. Meğerse bu Cübni Mıstafa’nın ilk icraatı değilmiş. Bizim makalemiz neşredildikten sonra Ciğer Hastanesinin Erşahinlerinden biri bize tel çekerek harekâtçıların eski iktidar döneminde Cübni Mustafa’nın Sarız Livasına sürgün eyleme meselesini terennüm etti. Meğer bu Cübni Mıstafa o zaman da Devletin amelelerini mesai saatlerinde kendi bağında çalıştırılırken cürm-ü meşhud yapılınca sürgün edilmiş. Aferin ve de bravo o zaman ki idare heyetine. Cübn-i Mıstafa’nın yaşı tekaüt olma sınırına gelmiş. Bu işle iştigal eden memura sormuş benim tevellüd bu ne kadar daha burada millete zulmedebilirim. Defterdar da demiş ki siz amirsiniz siz benden daha eyu bilirsiniz. Bu Cübn-i Mıstafa’nın hasımlarıda o kadar fazlaymış ki bir de şimdi Sin-An Bey zuhur eylemiş. Az daha sandalyeler uçuşuyormuş. Ring mi şifahane mi anlamadık vesselam.
İlk neşrettiğimiz makalenin üzerinden 20 güne yakın süre geçti. Neler neler işittik. Cübni Mıstafa’nın soy ağacından iki defterdar Taze Bala, Nisa ve yarımcıkların şifahanesinde amel ederlermiş. 40 küsür defterdarın içinde sadece onlar bir iki gebe ve de baştabip yardımcılarının akrabalarından birisi hastanede defterdar nöbetine kalmazmış. Biz söyleyenin yalancısıyız. Eskiden olduğu gibi defterdarların işini ER-HAN Ağa ya bıraksa hiçbir iş karışmayacak. Amma velâkin o zaman birader zadelerini kim koruyacak. Eğer böyleyse bu Şifahanenin baştabibi kimdir? Bu olup bitenlerden haberdar mıdır?
Aldığımız son müzevvirata göre Baştabip oda oda dolaşıp 4. Murat’lığa soyunmuş. En son da Şifahanenin Nisa hekimbaşılarından birisine 69 akçe tütün çekmekten ceza uygulamış. Her yere ilan asılmış. Benden izinsiz şifahanenin dışına gruplar halinde çıkılmaya ve de tütün denilen mereti içilmeye diye. Helal olsun baştabibe, hep eleştirecek değiliz ya!
Giden yazımız da Baştabibin yalnızları oynadığından bahis eylemiş onun adına keder eylediğimizi terennüm etmiştik. Adamcağız evde tek başına misali şifahane de tek başına. Son 2 ayda anasından emdiği süt burnundan gelmiş. Bu arada en çok bozulduğu da sıhhiye vekâletinin tamir ve inşa işlerini bırakın diye tamim göndermesineymiş. Hekimbaşısızlık bir ölçüde haledilirde inşaatsızlık çekilecek gibi değil.
İhtisas üstüne ihtisas yapan hekimbaşılarından birisi derde düşüp istida eyleyip gelmeyince şifahaneden eve gidemez olmuş. Hele bir de 3 okka doğan bala 3.5 okka gelip gevher Nesibe şifahanesine gitmek zorunda kalınca iyice dertlenmiş. Bu balanın bir de şekeri çıkmış mı 600 lere. Allah yardımcısı ola. Birde o kocaman şifahanenin bala ve yarımcıkların kesif bakımında yalnız kalmak çok üzmüş. Umumi sıhhiye müdürü de ona amellerinde daha hayırlı olsun diye ihtiyacı olan bala cerrahını baştabip yardımcısı olarak sevk eylemiş. Allah herkesin Muradını versin.
Bala ve yarımcıkların Kesif Bakımı için hekimbaşı getiremeyen baştabip bir de 1 senedir şifahanenin mınzar teknikerlerinin eksik olması problemini çözememiş. Hafta sonu tabip var, şifa bekleyen var ama mınzarci evden kendi hususi arabaları ile şifahaneye gelirler. Onlara da yazık, ivedi şifa bekleyen bala ve yarımcıklara da yazık.
Giden hafta Umumi Sıhhiye Müdürü, taze açılacak denilen bala şifahanesinin baştabibi ve Taze Büyük Şifahanenin baştabibi Dar ül Mülk’e ahir modelli Passat ile Sihhiye vekâletine gitmişler. Bu arada bu şifahanenin işlerini çözelim demişler. Amma velâkin Bu Ankara’dakiler Adamın halinden anlamazmış gibi sizin bir sürü hekimbaşınız var size olmaz, hekimbaşılarını kaçırmayaydınız derlermiş? Ağlamaklı bir nida ile Bir ben bir de o var. Başka kimsem yok. Beni rezil-ü rüsva eylemeyin der dururmuş.
Adamcağızın balaların hekimbaşılarından çektiği yetmezmiş gibi birde nisaların hekimbaşıları büyük şifahaneye geçmek isterlermiş. Allah’ım bu ne ızdırap. Bu adam bir gün yüzü görmeyecek mi? Getirtildiği Kalan Livası buradan daha rahatmış.
Neyse biz bu bülteni şimdilik burada noktalayalım. Ne de olsa eski tas eski hamam. Gelen ağam giden paşam.