MHP Lideri Bahçeli ile ilgili geçtiğimiz gün yazdığım yazıya tepkiler halen geliyor. Son olarak Ankara’dan İsrafil Kayabalı kardeşimiz yazıma tepki göstermiş ve Bahçeli’nin büyük bir Devlet adamı olduğunu söylemiş. Haklıdır. Ben zaten hiçbir zaman devlet adamı değil demedim ki. Devlet adamıdır, kimileri Devletin adamı ile Devlet adamı kelimesini aynı anlamda kullanır ancak bu ondan hiçbir şey eksiltmez zaten. Ben Bahçeli’nin çok önemli ve hassas konulardaki duruşunu her zaman alkışladım ve Türkiye’nin dengede kalmasını sağlayacak duruşlar olduğunu yazdım. 2001’deki seçim kararı alınması, Cumhurbaşkanlığına Gül’ün seçilmesinde, Ergenekon Operasyonlarında ve birçok konuda Bahçeli gerçekten kilit rol üstlendi. Ülkücüleri sokaktan kurtardı. Hatta bu Devlet adamlı pozisyonu şimdi de devam ediyor diyorum. İktidarın ve varsa devletin kürt meselesi ile ilgili açılımlarında karşı gurubun reisi gibi sesini yükseltip bu işe karşı durması aslında projenin bütünü açısından bakıldığında çok yararlı. Neden yararlı? DPT’lilerin ve terörden beslenenlerin daha fazla taviz koparmasını önlemek için Bahçeli’nin istemelik sesini iyice yükseltmesi fena olmuyor. Devlet ya da neyse hükümet diyebilir ki, bakın siz şöyle böyle ıh, mıh diyorsunuz ama bakın MHP ve Bahçeli gerekirse dağa çıkarız diyor, bizim size verdiğimiz bu tavizlere köpürüyor zaten diyerek bence bir pazarlık payı da oluşturulmuş oluyor. Birinci neden bu diyorum. Yani federasyon, bayrak, dil gibi konuların önü tamamıyla kesiliyor. Herkes bu açılımı isteseydi o zaman Kürtler kuşku duyacak, bu ne kardeşim acaba bizi tuzağa mı düşürüyorlar diyerek daha fazla daha fazla tavizler koparmak isteyeceklerdi. Şimdi görünen o ki Genelkurmay ayrı dil, ayrı bayrak olmaz diyerek bunun önünü güzel bir şekilde kapattı. Askeri bu açıklamaya iten de Bahçeli ve MHP’nin tavrı oldu. Bu sert tavır onları açıklama yapmaya itti, bahanesi oldu. İktidar için de bir bahane var artık. Asker ve MHP karşı çıkıyor, bakın biz size yine de bu konuda söz hakkı veriyoruz, gelin bu kan dursun diyoruz diyerekten terör unsurlarını dağdan indirip pasifize etmek istiyor.
Aslına bakılırsa tüm Devlet bu terörün biran önce sona ermesini istiyor. Bıkmışlar. Askeri harekat, şehit cenazesi, ağlayan analar, bacılar, güvenliksiz bir bölge… Yeter artık buna bir son verelim. Bu savaşın sonu yok diye düşünüyorlar. Bitmesini istiyorlar. Vefakat bu işi ülkeyi bölmeden, ikinci bir bayrak ve toprak çıkmadan kendi içinde nasıl hallederiz diye bunun hesabını yapıyorlar. MGK’da bu tip şeylerin konuşulduğunu sanıyorum. MHP’nin karşı çıkmasını da bence bir pazarlık payı olsun açısından bakıldığında gerekli bir çıkış olarak algılamak lazım diye düşünüyorum.
DTP için de bir şey daha söylemek gerekirse onun da kendi tabanı için bu tip çıkışlar yapıyor. Yani onun da görevi aşırıları yatıştırmak ve onların gazını almak için zaman zaman sert çıkışlar yapmak, danışıklı dövüşteki rolü iyi oynamak.
Sonuç itibariyle Türkiye’de kürt açılımı denen şeyin nihayetinde ülke bölünmez, vatan elden gitmez, ayrı bir bayrak ortaya çıkmaz, ülkenin dili de değişmez… Peki, ne olabilir? Olsa olsa Terör başı ömür boyu hapisten kurtulabilir, bir af gelebilir, terör gurupları siyasete adapte edilsin deniliyor bu gerçekleşebilir. Zaten tüm gürültülerin kaynağı da Apo’nun hapisten çıkmasına endekslenmiş bir olay. Önümüzdeki birkaç yıl içinde Apo teröristini siyaset sahnesinde ve cezaevi dışında görürsek şaşmayalım. Kürt açılımı bölgede buna endekslenmiş durumda. Şöylece örnekleyebiliriz: Bölgedeki en fanatiklere sorulsa siz ayrı bir devlet mi kurmak istersiniz Apo’nun serbest kalmasını mı? İkisinden birini tercih et deseniz, mutlaka ikincisini söyleyeceklerdir. Çünkü kısa vadedeki tek hedefleri Apoyu kurtarmaktır.