Mesele büyük.
Mesele garip.
Mesele çetrefilli.
Mesele ağır.
Mesele acı.
Mesele derin…
İşin enteresan tarafı mesele içimizden çıkan bir yara değil dışımızdan bize şırınga edilmiş bir virüs olması ve bunun unutulmuş olması.
Mesele hakkında konuşan herkes el-hak haklıdır.
Meselenin çözümüne karşı çıkan yok.
Meselenin çözüm şekline karşı çıkan var.
Henüz mesele ortada ama çözüm şekli ortada yok.
Millet, bir tereddüt bir umut arasında.
Meselenin ortaya bir çözüm şekliyle ortaya konulmaması doğal ve akıllıca.
Belli ki meseleyi ortaya koyan erk bu meselenin çözümünde samimi ve aklıselim üzeredir.
Samimiyet ve aklıselim olmaları bir çözüm şablonuyla meseleyi ortaya koymamalarından bellidir.
Meseleye muhtemel çözüm şekilleri tasavvur edip şiddetle karşı çıkanlar normaldir-doğaldır ve fakat aklıselim üzere değiller.
Meseleyi politik menbağından koparıp konuşanlar insaf sahibi.
Politikalarına çerez edenler insafsız.
Yediden-yetmişe bu ülkede yaşıyan herkesin meselesini konuşmak- ortaya koymak-çözüm yolları bulmaya çalışmak çok zordur-ağırdır.
Öncelikle madem bu ülkede yaşayan yediden-yetmişe ait bir meseledir öyle ise yediden-yetmişe herkesin üzerine evvelemirde vazife olan sabır ve samimiyetle bu sürecin karşılanmasıdır.
Bu meselede yol almanın yakıtı kin ve öfke değil tahammül ve bu ülke sevgisidir.
Şu namuslu-şerefli ve iffetli kadınlar nasıl bizim-bu ülkenin kadınları ise şu namussuz ve iffetsiz olan kadınlarda bizim, bu ülkenin kadınlarıdır.
Şu dürüst iş adamları nasıl bizim, bu ülkenin iş adamlarıysa, dürüst olmayan iş adamları da bizim, bu ülkenin iş adamlarıdır.
Askerimiz-ülkemiz için bin canı olsa vermeye hazır olan gençlerimiz-evlatlarımız, nasıl bizi, bu ülkenin evlatları ise, şu dağa çıkan, kendilerine terörist virüsü bulaştırılan insanlarda bizim, bu ülkenin insanlarıdır.
Hiç kimse gökten zembille inmedi.
İyimizle-kötümüzle hepimiz etnik köklerimiz farklı-farklı olsa da, bu ülkede, BİZ dediğimiz bir ‘Millet’i oluşturmaktayız.
Bu ülkenin sahibi olmanın kolay olmadığını hepimiz bilmekteyiz.
İhtiyat-tahammül-Sabır-sebat-aklıselim bu sahip olunması kolay olmayan ülkenin evlatları için olmazsa-olmaz temel şarttır.
Öfke-kin- hamaset v.s. gibi şeyleri ise asla kapımıza uğratmayacağımız duygular olmalıdır.
Bu meseleye öfke-kin ve hamasetle yaklaşanlar ya çok derin bir cehaletin kurbanıdırlar veya bu virüsü içimize sokan düşmanların ajanıdırlar.
Öyle ise ülke erkinin bu meseleyi ele almış olmasına yediden-yetmişe hepimiz omuz vermekle yükümlüyüz.
Çünkü hiç kimse herhangi bir gerekçe ile kan akışının devamına çanak tutamaz.
Bu zulmün devamını, çok ağır maddi ve manevi ödenen bedellerin devamını istemek hiçbir insani gerekçe açıklayamaz.
Evvel emirde bu ağır mesele asli bir mesele değildir.
Bize bu ülkeye izafe edilmiş bir meseledir.
İçimizden çıkan, bu ülkedeki hepimizin varlığından, yaşama alanından tevarüs etmiş bir hastalık değildir.
Bu hakikatin altının hepimiz tarafından çizilmesi, meselenin çözümüne besmeleyle başlamak demektir.
Meselenin her gündeme getirilişinde söze söverek başlayanların akıllarının bu ülkenin geleceğine olumlu bir şeyi asla üretemeyeceği anlamına gelir.
Meselenin uzun bir süre çelikten bir tahammülle saygı sınırları zorlanmadan konuşulması gerekir.
Bu tahammül yolculuğu mutlaka meselenin nasıl çözülmesi gerektiğini kendi doğal akışı içinde üretecektir.
Meseleyi bir emperyalist stratejinin vokal uygulaması değil de, Kürt-Türk meselesi çerçevesinde anlayanlar, küresel güçlerin Irak işgaline iyi bakmaları gerekir.
Etnik kökenlerin- mezhep ve meşrep mensubiyetlerinin ön plana çıkarılmasının kimin işine yaradığını görsünler.
Ülkeleri işgal edilmiş olan Iraklıların (Kürtler-Araplar-Türkmenlerin-Şii ve Sünnilerin) etnik ve mezhep ve meşreplerine tutunmanın nasıl birbirlerinin katledilmesine sebep olduğunu anlamalıdırlar.
Etnik kökleriniz üzerinden üretilmiş bir hastalık etnik hassasiyetlerle asla çözülemez.
Bu eşyanın doğasına aykırıdır.
Şimdi hamaset zamanı değil aklıselim zamanıdır vesselam.
|