ALKIŞ
*Estonya maçında fırtına gibi esen Milli takıma,
DUYDUNUZ MU?
*Kayseri Kadir Has stadyumunun değeri ve kıymetinin her geçen gün daha iyi anlaşıldığını, yapılırken eleştirenlerin şimdi seslerinin çıkmadığını,
*Kayseri’nin Milli takım için uğurlu geldiğini,
*Başbakan Erdoğan’ın sadece milli maç için Kayseri’ye geldiğini, maçı seyredip gittiğini,
*Milliyet Gazetesinin en tecrübeli ve eski yazarlarından biri olan Hasan Pulur’un yazılarını
Almanya’daki bir yazardan aşırma yaptığının mahkeme kararıyla belirlendiğini,
*Ekonomik krizin ihracat yapan illeri daha fazla vurduğunu, bu anlamda Kayseri’nin de orta derecede krizden etkilendiğinin istatistiklerde ortaya çıktığını,
*Kayseri’nin en yaşanabilir iller arasında ön sıralarda yeraldığını, ancak ilk ona da giremediğini,
*Başbakan’ın gelmesi nedeniyle Organize Sanayi iftar yemeğinin iptal edildiğini,
*Mübarek Ramazan’ın hızla geçtiğini, şunun şurasında 12 günlük bir orucun kaldığını,
*Piyasalarda ve vatandaşta bayram hazırlığı telaşının başladığını,
*Kayseri Jandarma il komutanıyken Ergenekondan tutuklanan Albay Temizöz hakkında ifade veren tanıkların ifadelerinin arkasında duracaklarının açıklandığını,
*Mamur-Sem kooperatifinin ikinci etap üyeler için kura çektiğini,
KAYSERİ MİLLİ TAKIMA UĞURLU GELİYOR
Cumartesi akşamı Kayseri Kadir Has Stadyumu hınca hınç doluydu. Müthiş bir atmosfer, müthiş bir stad, en yüksek protokol katılım…. Maça yenik başladık, henüz 8. dakikada bir sıfır geriye düştük. Ama ondan sonra millilerimiz canla başla savaştı. Her bir kişi iki kişilik oynadı koştu, gözünü daldan budaktan esirgemedi. Nihayetinde bunun semeresini de gördü, 1-0 geriye düşülen maç 4-2 Türkiye’nin galibiyetiyle sonuçlandı. Ama futbolcularımız o kadar koşmuş ve yorulmuştu ki ikinci yarının ortalarından sonra resmen adım atacak halleri kalmamıştı. Hele son on dakikada ise ah bu maç böyle bir bitse diye düşündüklerinden eminim. Hepsi iyi oynadı ancak Emre, Tuncay, Arda, Hamit, Gökhan Gönül daha bir iyi oynadılar. Kayseri Kadir Has stadyumu da Milli takım için uğurlu geldi. Bu şehre de bu stad iyi yakıştı, şehrin imajına imaj kattı. O akşam tüm ulusal spor yorumcularını dinledim hepsi övgüyle bahsettiler Kayseri stadyumundan ve yaptıranı da övdüler.
Kötü mü oldu, Türkiye A Milli Takımı Kayseri’de en önemli maçlarından birini oynadı, kazandı, tüm ülke medyası şehrimize akın etti.
100 MİLLETVEKİLİ 10 BAKAN 1 BAŞBAKAN
Kayseri Kadir Has Stadyumundaki maç aynı zamanda yüksek protokolün de şehrimizde toplanmasına vesile oldu. Tam 100 milletvekili, 10 tane bakan ve Başbakan Tayyip Erdoğan Kayseri’ye geldiler ve maçı seyrettiler. Ermenistan maçının neden Bursa’ya alındığına bir anlam veremedik. Oysa Ermenistan maçı da Kayseri’de oynanmalıydı.
Başbakan Erdoğan gibi futbolu seven bir liderin Başbakan olması da önemli bir avantaj. Maç sonrası soyunma odasına giden Başbakan’ın futbolcuları tebrik etmesi de çok hoş bir şey. O çocuklar da böyle iltifat edilince savaşır gibi oynuyorlar.
BAYAR’IN KÜFÜRLERİ
Şu efendi sanılan, kendisinden öyle bahsedilen, son derece demokratik sanılan, taşıdığı soyadan dolayı demokrat zannedilen Mehmet Ali Bayar ne büyük darbeciymiş meğer. Ne ağzı bozuk insanmış, ne gün görmemiş küfürler varmış. Hem de karşısında konuştuğu kişi eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz. Kapalı kapılar arkasında ayar veriyorlarmış meğer. Adam küfür etmediği, sayıp sövmediği kimse kalmıyor. Ne Aydın Doğan’ın kızı Arzuhan Yalçındağ kalıyor, orasına burasına her tarafına sövüp sayıyor, Genel Kurmay Başkanı iken Büyükanıta da saymadığını bırakmıyor.Biran önce darbe istiyor. O kadar darbeci ki Genelkurmay Başkanını pasiflikle suçluyor, Çankaya’dan yaveri çek riyor. Güya Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını içine sindirememiş de asker olan subay olan Cumhurbaşkanlığı yaverini Genelkurmay’ın çekmesini istiyor. Bu adamın bu kadar iki yüzlü ve edepsiz olduğunu şimdiye kadar kimse bilmiyordu. Aslına bakılırsa bu şekilde iki yüzlü, dışarıda başka içerde başka, melek yüzünün arkasında gizlenen şeytan yüzlü bir sürü önemli şahsiyetler var.
Aslında tüm bunlar gösteriyor ki Ergenekon operasyonları olmasa kimin eli kimin cebinde belli değildi. Kapalı kapılar arkasında telefon telleri arasında öyle şeyler geçiyormuş ki kimsenin ruhu duymadan bu memleketin kaderiyle oynuyorlarmış.
RAMAZAN GİDERKEN BAYRAM GELİR
Bizim insanımız Osmanlı’dan bu yana İslama ve İslamın değerlerine çok önem vermiş, İslami kelimeleri, önemli ayları, önemli günleri evlatlarına isim olarak koymuşlar. Aylardan başlayalım. İslamda en önemli aylar hangileri diye baktığımızda Recep, Şaban, Ramazan, Muharrem, Şevval. Bunların hepsi de Türklerin evlatlarına verdikleri isimler. Bakın Başbakan’ın adı bile Recep. Günlerden ise Cuma, miraç gecesi, kadir gecesi, mevlüd gecesi, berat gecesi.. bunlar da Türklerin çocuklarına verdikleri isimler. Cuma, Meclüd, Miraç, Kadir, Berat gibi…. Ayrıca yine Arefe, Şerife, Bayram…..bu durum tekerlemelere bile girmiş. Recepten sonra Şaban ondan sonra Ramazan geldi Arife yarın geliyor Bayram. Ramazan giderken Bayram geliyor, Bayram gidince geliyor Şevval…..
Belki de Müslüman milletler arasında en fazla Türklerde böyle kutsal gün ve ayların isimleri çocukların adı olarak verilmiş ve toplumda sürekli konuşulmuş.
BAŞBAKANIM AMA HER ŞEYİ KONUŞAMIYORUM
Başbakan Erdoğan öyle söylüyor, Başbakanım ama her şeyi konuşamıyorum, bir adım atmak istesem attırmayız diyorlar, yaptırmayız diyorlar, konuşturmuyorlar. Ama her şeyi konuşabileceğim günler çok yakında gelecek diyor. Gerçekten çok etkileyici konuşuyor, hem bir yerlere gözdağı veriyor, hem ipleri elinde tuttuğunu dosta düşmana gösteriyor hem de halkın tam anladığı dilden konuşuyor. Görünen o ki artık yönetimin tamamen kontrolü Erdoğan ve hükümetine geçmiştir. Birkaç pürüzlü ve mayınlı alan olsa da onların da temizlenmesi için farklı açılımlar yapılacak gibi görünüyor. Tamamen hakimiyeti eline aldığında ise ne yapacağını ben de gerçekten merak ediyorum. Şimdiye kadar hiçbir şey denilemiyordu. Çünkü siyaset gerçekten birçok alanda etkisizdi. Hükümetlerin gücü bazı konularda sıfırdı. Ülkenin gizli sahipleri başkalarıydı, askerler yönetiyor deniliyordu. Askeri bürokrasi ve medya etkisi kat kat fazlaydı. Bugüne gelindiğinde yüzde elliyi geçmiş durumda. Hani diyoruz ya Ramazanın yarısını geçtik, şunun şurasında beş on gün kaldı Bayram’a, ondan sonra bitiyor. İşte teşbihte hata olmaz böyle bir şey. Yönetim tamamen sivil idare ve iktidara geçmeye az bir dönemeç kalmış görünüyor. Ondan sonra ne yapılacak merak ettiğim bu işte. Gerçekten Dinler Arası Diyalog mu, gerçekten Avrupa Birliği tam üyelik mi? Gerçekten Amerika ile büyük müttefiklik mi? Yoksa bambaşka bir gündem var mı? İşte o zaman bizleri ya hayal kırıklığına uğratacak ya da helal olsun dedirtecek.
RAYLAR TAŞININCA
Kayseri’nin tam ortasından geçen ve şehri ikiye bölen tren yolunun taşınması için nihayet start veriliyor. On onbeş gün içinde taşınma işlemi başlayacakmış. 300 gün içinde de sona erdirilecekmiş. Yani bir yıl bile dolmadan tren yolu şehir dışına taşınıyor. Peki raylar taşınınca boydan boya tren yolunun geçtiği güzergah ne olacak? Bir zamanlar Başkan Haseki buradan ırmak geçirilebilir demişti. Bakalım böyle bir projeyi mi düşünecek yoksa bu değerli yerlerin satılması ve gelir elde edilmesi mi öne çıkacak?
MIŞ
*Başbakan Erdoğan’ın kökeni Gürcü değilmiş. Dedeleri de haksızlığa karşı isyan çıkaran bir tür Türk Derebeyi imiş.
DAMLA
Zamanı gelen bir düşüncenin gücüne hiçbir ordu karşı koyamaz.
|