ALKIŞ
*Özürlü vatandaşlara akülü araba dağıtımı yapan Vali Yardımcısı Davut Hanlı’ya,
DUYDUNUZ MU?
*Aydın Doğan’a tarihi rekor cezanın kesildiğini, Doğan’ın paniğe kapıldığını,
*Ergenekon’da gizli tanıkların deşifre edilmeye çalışıldığını,
*Kadir Has Stadyumunun zemininin kelle aldığını, stad müdürünün görevden alındığını, Fatih Terim’in bu görevden almada şikayetçi olarak önemli rol oynadığını,
*Haseki Başkan’ın zeminden dolayı Gençlik Spor Genel Müdürlüğünü suçladığını,
*Çinli bilim adamlarının resmen ufo gördüklerini ve 40 dakikalık videoya çektiklerini,
*Başbakan Erdoğan’ın Bahçeli’ye tam 200 milyarlık tazminat davası açtığını,
*Türkocaklarında ve milliyetçi camiada kürt açılımı kavgasının yaşandığını, herkesin birbirini ihanetle suçlamaya kalkıştığını,
*Yağışların Marmara ve İstanbul’da tam bir felakete dönüştüğünü,
*MHP’nin kürt açılımına karşı olanları kendi safında toplama gayretine girdiğini,
*Ulaştırma Bakanlığının yurdun her yerine bedava internet yerleri kuracağını,
*Merkezi Ezan’ın kaldırılacağını,
AYDIN DOĞAN’A SON DARBE…4 KATRİLYON CEZA
Aydın Doğan’ın Yayın şirketlerine Maliye Bakanlığı müthiş tarihi bir ceza kesmiş. Tam 3.7 milyar lira. Yeni para ile milyar lira. Eski para ile 3 katrilyon 700 trilyon. Yani 4 katrilyona yakın bir ceza. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir şirkete bu kadar büyük ceza kesilmemişti. Aydın Doğan Petrol Ofisini tüm satsa bu parayı yine karşılayamaz. Belki tüm televizyonlarını v ve gazetelerini artı petrol ofisini de satarsa o zaman bu 4 katrilyon cezayı karşılar. Tabi kesilen ceza bu ancak bu işin uzlaşması falan vardır sanıyorum. Uzlaşmada yine düşürürler 500 trilyona… Ancak görülüyor ki bu bir zamanların ülkenin tek hakimi pozisyonundaki kartel medyası artık yavaş yavaş yelkenleri suya indirdi. Artık o kadar sert muhalefet yapmıyor. Yapsa ne yapacak ki zaten. Yapacağını şimdiye kadar çok çok yaptı. Her seçim öncesi Ak Partiye en ağır şekilde bindirdi. Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde tarafını en acımasızca seçti. Başbakana ve ailesine son derece ağır yüklendi. Yani tüm kurşunlarını sıktı bitirdi. Yapacağı hiçbir şey kalmadı. Kalsa yapardı. Şimdi çaresizleri oynuyorlar, uzlaşalım barışalım demeye başlayacaklar.. Tüm mermileri sık, kötü niyetini her zaman belli et, ölhdürmeye tam teşebbüs et, kurşun kalmasın tam teslim olacakken beyaz bayrak haydi barışalım, uzlaşma yapalım, bakın biz de sizdeniz teraneleri. Kimse bunu yutmuyor. Sanıyorum Doğan’ın da sonu Uzan’a dönecek.
UMREYE GİTMİŞ ORUÇ TUTMAMIŞ, NAMAZ KILMAMIŞ
Tam da Ertuğrul Özkök’ten bahsediyordum. Hani dönme Ahmet Hakanla umreye gittiler ya…. Bunlarınki gerçekten başka. İbadete yönelene hiçbir sözüm yok ancak bunlarınki tam bir gözboyama. Aydın Doğan patronları iki tetikçiyi umreye yollayarak “bakın biz de muhafazakarlaşıyoruz, biz de dindarlaşıyoruz, biz ateist değiliz, Müslüman kardeşliği yapalım” demeye getiriyor. Şimdiye kadar her türlü savaş tekniğini deneyenler başaramayıncaı bu kez kaleye sığınıp daha sonra içten vurmaya yelteniyorlar. Ahmet Hakan’ın da Ertuğrul Özkök’ün de kesinlikle samimiyetleri yok. Şuradan anlayın adam ne diyor Özkök: Umreye gittim ancak orada hiç namaz kılmadım. Umrede hiç oruç tutmadım. Zaten hayatında oruç da tutmamış, namaz da hiç kılmamış bir insan umreye giderek kimi kandıracak ki? Allah söyletiyor hem de kendisine söyletiyor. Beytullaha gidiyorsun ancak ona yönelip tek vakit namaz bile kılmıyorsun. Hem de Ramazan ayı içinde orucunu da yiyerek umreye gidiyorsun. Heralde Ahmet Hakan dönmesi ona “seferi sayılırız oruç tutmasan da olur” diye fetva vermiştir.
TÜRKOCAKLARINDA KÜRT AÇILIMI KAVGASI
Türk Ocaklarının önde gelen isimleri kürt açılımı ile ilgili birbiri ile tabman tabana zıt görüşler ileri sürmeye başlayınca bir tartışma başlamış. örneğin, Türk Ocakları Başkanı Nuri Gürgür ve önde gelen isimlerinden Nevzat Köseoğlu’nun Nevzat Yahçıntaş’ın kürt açılımına destek mahiyetindeki sözleri, bu Türkiye için hayırlıdır demeleri daha dar görüşlü Türk Ocakçılarının tepkisini çekmiş. Yaşar Okuyan mesela… Okuyan Türk Ocakları’ında Gürgür, Köseoğlu ve Yalçıntaş’ı ihanetle suçlamış. Kafası büyük ancak aklı ters orantılı ya lafı hemen tersinden almış ve adamları vatana ihanetle suçlamış. Bu Yaşar Okuyana da kendisini bulunmaz hint kumaşı zannetmeye başladı. Sen kimsin kardeşim, nesin, zamanında ülkücülüğe asıl ihanet edip ANAP’a kaçan, rant için partisini terk eden sen değil miydin? Ülkücüler seni unuttu mu sanıyorsun. Daha düne kadar o parti bu parti gezip en son Yaşar Nuri ile birlikte olan sen değil miydin? Sen bakanlık yaptın, ANAP ‘ın en güçlü zamanında en güçlü bakanlardan biriydin. Ne yaptın memleket için onu söyle. Allah hiç kimsenin gözünü hırs bürütmesin. Bu adamcığız şimdi gündemden düşmemek için, unutulmamak için, ne gerekirse onu yapmaya çalışıyor.
Neyse Okuyan’ı zaten herkes biliyor. Biz gelelim milliyetçilerin bölünmesine. Bu gayet normal bir süreçtir. Elbette milliyetçiler arasında kürt kökenliler de var, onlar bu açılımın ülkeye zarar değil fayda getireceğini düşünürken aynı fikriyatın başka şahsiyetlerinin keskin açıklamaları elbette ortamı hararetlendiriyor.herkes tarafını seçiyor. Bahçeli’nin çok keskin tavır takınması aslında çok acele oldu. Biraz daha ölçüp tartılıp tartışılıp ondan sonra tavrını alsaydı daha iyi olurdu. Şimdi daha ortada hiçbir şey yokken bu işe kökten karşı çıkmak daha sonra oluşabilecek kanaatlere engel olamayacaktır. Halkın büyük çoğunluğu ülkenin menfaatine diye düşünmeye başladığı anda o zaman MHP’ diskalifiye olacaktır.
YAZICIOĞLU’NU ERGENEKON ÖLDÜRDÜ
Önceki gün rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu nun helikopterinin düştüğü ve şehit olduğu Kahramanmaraştaki dağın eteğindeki döngel köyünde vatandaşlar 17 adet lav silahı , el bombaları sis bombaları bulup jandarmayı aramaları üzerine ortaya çıkan cephanelik bir anda aklıma Muhsin Başkan’ın helikopterinin bu lav silahları veya roketatarlarla düşürüldüğünü getirdi. Sadece benim değil tüm vicdan ve merhamet sahibi vatandaşlarımızın aklından eminim bu geçmiştir. Ben ta ilk günden söyledim halen de aynı şeye inanıyorum. Kim ne derse desin, araştırmalar ve tetkikler neyi gösterirse göstersin Rahmetli Yazıcıoğlu’nun Ergenekon bir suikastle öldürdü diye inanıyorum. Aynı dağın eteklerinde çıkan bu lav silahları da bunun bir işaretidir.
MERKEZİ EZAN VE VAAZ KALKIYOR
Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu yaptığı bir ropörtajda merkezi ezan ve merkezi vatın çevreden başlamak üzere yavaş ayvaş kaldırılacağını söylemiş. İlk defa millet gibi düşünen bir Diyanet İşleri Başkanına rastladık. Merkezi Ezan güzel tamam güzel sesli ezan okunuyor ancak resmi protokole döndü din. Tek ezan tek vaaz. Binlerce onbinlerce imam hatip arkadaşlarımız pasifize edildi. Aslında bu uygulama ne için getirildi, özellikle merkezi vaaz, imamlar halka bildiklerini anlatmasın, mahallelerinde önder olmasın, sadece namaz kıldırma memurluğu yapsın diye 28 şubat sürecinden itibaren başlatıldı. Necmeddin Nursaçan da bu uygulamanın yerleşmesinde büyük gayret gösterdi ve en büyük hatayı yaptı. Şimdi bu hatayı Diyanet İşleri Başkanı bizzat görüyor ve din görevlilerini miskinleştiriyor, atıl vaziyete getiriyor, ezan okumayı bile unutur hale geldiler diyerek bunun kaldırılacağını söylüyor güzel bir gelişme inşallah tez elden yerine getirilir.
SAGOPA KAJMİR
Sagopa Kajmir adında bir repçi var.Rap müzik söylüyor. Çok da güzel söylüyor. İslami repçi diyorlar. Birkaç kez ben de dinledim. Karizmatik birisi aynı zamanda. Sakallı, dindar bir çocuk. Repin de adeta kralı.. Ceza diye bir repçi daha var ancak Sagopa ondan çok daha popüler. Reklamı sevmiyor ve reklam yapmıyor. Ceza ise reklamasyon dolu. Reklam yapmadığı hiçbir programa televizyona çıkmak istemediği halde onbinlerce hayranı oluşmuş durumda Sagopa’nın. Cübbeli Ahmet Hoca bile Eurevision’a Sagopa gitsin teklifini televizyon programında söylemiş. Bunun üzerine 50 hayranı bu konuda Facebukta destek sırasına girmişler. Ancak Sagopa dediğim gibi işin reklamında değil, para kazanma derdinde de değil ve hemen reddetmiş.
MIŞ
Yabancı gazeteci uzman uyarmış. Bu açılım Türkiye’nin önünü açar ancak Türkiye’de hükümete suikastler olabilir dikkatli olmaları gerek demiş.
DAMLA
Dağı iğne ucu ile kökünden kazımak, kibir denilen çirkin huyu gönülden çıkarıp atmaktan daha kolaydır
|