Zaman hızla akıp gidiyor.
Su etrafını yıprattığı gibi siyasette etrafını yıpratıyor.
Gittikçe bireyselleşen ihtiyaçlar, siyasetin çirkinleşmesini neden oluyor.
Ülke insanı, ülke hedeflerinin ikinci plana atıldığını çabuk anlıyor.
Tüm yurtta koca bir güvensizlik yol boyu ortada.
İnsanların geniş gönüllerinde, kocaman bir umutsuzluk var.
Bugün Türk siyasetinin bir arayış içerisine girdiği açık seçik olarak ortadadır.
Oysa bu ülke insanının dün umutları vardı.
Hepsinin yarın işi ve aşı olacaktı.
Kimsenin ayağı çıplak, sırtı açık kalmayacaktı.
İşini kayıp ettiği için çatıya çıkan, yola yatan insanları olmayacaktı.
Çocuklar evlerde ekmek için ağlamayacaktı.
Analar elleri koynunda umutsuzluk ve çaresizlik içinde yaşamayacaktı.
Gençlerimiz ise yarına umutla bakacaklardı.
Eğitim harçlarını yatıramıyorum diye yol boyu ağlamayacaklardı.
Olmadı olmuyor.
Bu ülke terörle 25 yıldır mücadele içerisinde.
Bu durumdan herkes rahatsız.
Son dönemlerde, ülke siyasetinde çirkinleşmeler var.
Bu çirkinleşmeler toplumu çok rahatsız ediyor.
İnsanlarımız siyasette böyle bir duruşu sevmiyor.
En kısa sürede kurtulmanın arayışı içinde.
Ülkede, demokrasinin erdemliğini ve hoş görüsünü arıyor.
Türk siyasetinde gelen gideni aratır durumuna getirilmeye çalışılıyor.
Siyasetin bu duruma gelmesinde seçmenin hiç mi hiç suçu yok?
Elbette var.
Ama asıl suçlu olan siyasetçilerdir.
Toplumsal hedefleri unutup, bireysel hedeflere yönelenlerdir.
Siyasi alanda kendi için koşanlardır.
Kavga edenlerdir.
Milletin beklentisini arkaya itip, kendine üç beş değil, on beşler, yüz beşler alanlardır.
Gece aç, sabah, hesabını yapamayacak kadar çok kazananlardır.
Üç kuruş için kara kararları temize çıkaran siyasi şarlatanlardır.
Bu tür siyasi anlayış sahibi olanlar;
Acıyı yüreklerinde görmeyenlerdir.
Servetlerini emeksiz gereğinden fazla kazananlardır.
Zorda kaldıklarında, yaban ülkelere sığınabilecek kadar aşağılık duruş gösterenlerdir.
Bu insanlar Demokrasinin evrensel hukukunda yargılanmalıdır.
Emekle kazanılan ekmeğin, elde sıkı tutulacağını anlamayacak kadar aciz olan bu insanlar; yeri geldiğinde, en değerli varlıklarımızın birinci derecede savunuculuğuna soyunurlar.
Söylemleri açıktır.
O gün öyle gerektiriyordu diyebilecek kadar pişkinlerdir.
Siyasette kendini bulunmaz, aklının sınırları belirlenemez kadar büyük görenler, zorluklar karşısında kafasını kuma sokacak kadar güçlü beyinlere sahiptirler.
Olmadı.
Bu siyaset olmadı.
Bu siyaset ülkemize yakışmadı.
Bu gün bu siyaset aynı rayda gitmemeli.
Değişim şart.
Güzel günlere yönelmek kaçınılmazdır.
Kirli ve etrafa pis koku salan siyaset bitirilmelidir.
Kirli siyaseti seçen her kim ise, hak ettiği ceza verilmeli.
Bu ülkede hırsızlar katillerden daha fazla yargılanmalıdır.
Katil bir ya da birkaç kişiyi öldürebilirken.
Yanlış ve kirli siyasetçiler ise,
Bir ülkenin geleceğini öldürdükleri unutulmamalı.
Değişimin güzel insanımıza yakışır derecede olması dileğiyle.