Dağdaki eşkiyanın ovaya dönüşü görüntüleri, bunu şova dönüştüren siyasi partinin tiyatroyu andıran gösterimleri, gelenlerin bir zafer kazanmış barış elçisi rolüne bürünmeleri, devletin resmi araçları ile örgüt üyelerini karşılamaya giden DTP milletvekilleri, belediye başkanları, bunu dakika dakika yayınlayan televizyonlar, bu görüntüye izin veren tüm merciler elbette benim de asabımı bozuyor. Sinirlerimi altüst ediyor, öz cümle benim de kanıma dokunuyor. Maç yeni başladı ve tabiri caizse bizim takım kendi evinde maça kötü başladı, daha ilk dakikalarda bir iki gol gördük kalemizde. Taraftar olarak moralimiz bozuk, takımın gidişatından hoşnut değiliz. Teknik drektöre ve başkana kızıyoruz. Bu böyle gitmez, istifa diye bağıranlarımız var. Hatta daha ileri gidip takımı sattın, hain diyenler bile çıkıyor. Onlar seslerini yükseltiyor. Bizim de maçtan ilk dakikalarda gördüklerimiz hiç hoş değil. Her şey güzel olacak, güzel günler gelecek diyerek maça hazırlananlar ve büyük şeyler vaat edenlerin ilk dakikalarda ortaya çıkan görüntü karşısında tepkileri üzerine çekmesi de normal. Ama elbette ki maç doksan dakika. Bunun ikinci yarısı da var. Başlangıçtaki dağınız ve çözülmüş görüntü veren takım daha sonra toparlanıp bu işi çok güzel bir noktaya da getirebilir. Forvetlerimiz kuvvetli, savunmamız muazzam, hoca popüler ve karizmatik, orta sahada biraz boşluk belki bu görüntüleri ortaya çıkardı ama umudumuz hemen yerini nefrete bırakmamalı.
Açılımın neresindesin, taraftar mısın karşı mısın diye soranlar çok oluyor. Şimdi diyorum ki ben hem ülkemi vatanımı seviyorum ve ülkemin gelişmesini, büyümesini istiyorum ama aynı zamanda milletimin küçük düşürülmesini de istemiyorum. Onurumun kırılmasına da karşıyım, vatanı bölmek isteyen eşkiyaya şov yaptırmaya da karşıyım. Ama beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır inancına da sahibim. Eğer ki bu sürecin sonu hayırlı olacak, vatanımız terör belasından kurtulacak, kurtulduktan sonra kalkınma ve büyük güç moduna girecekse, gerçekten analar ağlamayacak, evlatlar yetim kalmayacaksa, bundan böyle Kürt Türk ayrımı olmayacak, ta ezelden beri yürüyen kardeşlik devam edecekse, bu ipsizler çıkıp moralimizi altüst edecek şovlar yapmayacaksa buna katlanmak durumundayız. Sabırla koruk helva olur derler, sabır her şeyin ilacıdır derler, yeter ki sabrettiğimize değsin.
İnsanız ruhtan ve etten, kemikten olmayız. Duygusalız ama aynı zamanda Allah mantık vermiş akıl vermiş. Bu açılım olayında kimileri duygusal davranıp veryansın ediyor, sadece duygu bazında düşündüğümüzde hak da verebiliriz, kimisi de sadece mantığı öne çıkarıp duyguyu bir yana bırakıp neredeyse teröristi halk kahramanı ilan etmeye kalkışıyor. Bizim sağduyulu insanımızın ve bizlerin hem duygusal hem de mantıklı olmaya ihtiyacımız var. İkisini dengede tutmak mecburiyetindeyiz. Benim duygu yönüm açılıma karşı çık derken, mantığm ve aklım da artık bu beladan kurtulma zamanı gelmedi mi? Diye soruyor. Biz siyasetçi değiliz, siyasetçi gibi konuşamayız yazamayız. Onlar oylarını daha nasıl artırırım düşüncesinde olabilirler. Biz çıkar peşinde de olamayız, açılım yanında olursak ya da karşısında bizim menfaatimiz ne olur diye düşünecek tipte kişiler de değiliz. Biz Anadoluyuz, biz Türk milletiyiz. Biz Müslüman Türk milletiyiz, Biz her şeyden önce Müslümanız. Daha da öncesi insanız insan.