Geçen hafta benim için ilginç ve yoğun bir haftaydı.
Köşeme yazılarıma uzun aradan sonra geri dönerken şu açılım meselesi gündemimde idi ve fakat hafta sonu yaşadıklarım benim de gündemimi değiştirdi.
Yaramaz bir yeğenim var.
Arkadaşları tarafından ayartılmış.
Neredeyse okullar açıldı açılalı, sanki okula gidiyormuş gibi evden çıkarak babaannesini kandırıp okulu asmakta.
Bu durumu öğrendiğim günden beride (1 hafta) kendisi ile konuşmadan takibime aldım.
Nereler ve kimlere takılıyor öğreneyim diye.
Öğrendim ki, bir kafadar arkadaşıyla birlikte Antalya’ya gitmeye karar vermişler.
Gideceği saat ve firma ismini öğrenir öğrenmez hemen terminale koştum.
Terminalde o
an görev yapan emniyet görevlilerine ve özel güvenlik görevlilerine ayrıca trafik noktasında görev yapan emniyet gürevlisine çok teşekkür ediyorum.
Çok naziktiler ve beyefendilerdi.
Ayrıca 155 den bana yardımcı olan görevlilere de çok teşekkür ediyorum.
Yeğenimi Yeşilhisar da teslim aldım.
Anneannesi Asayiş çocuk birimine bildirdiği için ifade vermemiz gerekiyormuş.
Bizde ifade vermek için, çocuk birimine gittik.
Birimdeki emniyet görevlileri, danışmadaki görevliyi beklerken, gözlemledim.
Bende sokak çocukları ile ilgili uzun zamandır neler yapılabilir diye düşündüğüm için görevlilerin getirdiği çocukları, onlara görevlilerin nasıl davrandığı ilgi odağım oldu.
Gerçekten birimde o gün çalışmakta olan yetkilileri özellikle danışmadaki görevli arkadaşı beğendim.
Biz beklemede iken benimde sokaklardan tanıdığım getirdikleri çocuklara davranış biçimlerini beğendim.
Hah işte dedim emniyet görevlisi böyle olacak, insan psikolojisinden anlayacak, özellikle çocuklarla ilgili psikolojiden anlayacak en az bir pedagoji eğitiminden geçmiş olacak dedim.
Bu arada, yeğenimin anneannesi geldi.
Kadıncağız torununa biraz yüksekselse kızmaya başlayınca yeğenimde ona cevap vermeye başladı.
Tam ben müdahil olacakken, sonradan birim amiri olduğunu öğrendiğim emniyet görevlisi bağırarak, çocuğun birkaç dakika önce ‘Tinerci’ olarak nitelenen ve hırsızlıktan dolayı getirildiğini sandığım çocuğun kapatıldığı ‘Çocuk dinlenme odası’ levhası bulunan odaya gönderilmesini istedi.
Ben derhal müdahale ettim.
Yeğenimin herhangi bir suçtan dolayı gelmediğini, sadece ifade vermek için orada bulunduğumuzu söyleyerek, daha birkaç dakika önce ‘Tinerci’ denilen ve sabıkalı bir çocuğun konulduğu odaya konulmasının çocuk psikolojisi açısından sakıncalı olduğunu anlatmak üzere Birim amirinin masasına gittim.
Aramızda çok yanlış bir diyalogu başlatan bir sert cümle ile söze başlayınca, kendimin basın mensubu olduğumu belirterek ve ayrıca çocuk psikolojisi ile ilgili bir formasyona da sahip olduğumu söyledim.
Ayrıca yeğenimin ve anneannesinin yüksek sesle konuşmalarından doğan rahatsızlıktan dolayı da özür diledim.
Ve fakat Sayın birim amirinde, çok yanlış bulduğum, ‘bana amiri bulunduğum bir yerde akıl veremezsiniz’ gibi bir komplekse girdi.
Fazla rahatsızlık vermemek için konuşmayı keserek bekleme yerime döndüm. İfademizden sonra tekrar masasına gidip, ‘Bakın burada bizden kaynaklanan sebep her ne ise rahatsızlıktan dolayı yine özür dilerim.
Diye elimi uzattım.
Aman Allah’ım inanılmaz bir hırsla hem elimi sıkıyor hem sarsıyor, hem de bağırarak bana hiç kimse amiri olduğum birim de işimle ilgili akıl veremez vesaire ve saire…
Hemen elimi kurtardım, diğer çalışanlara teşekkür ederek, kendisinden özrümü geri aldığımı bildirerek binadan çıktım.
Serencam bu, Sayın Emniyet Müdürümüz ne yapar bilemem ancak, bence bu tür şeyler makama ait yeterli birikimi olmayan görevli geldiğinde her zaman yaşanır.
O birimin olağan üstü sabır-sebat ve tahammül gerektiren bir yer olduğunun bilincindeyim.
Onların ne kadar fedakârca çalıştıklarını biliyorum.
Ama, velev ki, vatandaşın söylediği yanlış olsa bile, bir amirde bulunması gereken özelliğin başında sabır ve tahammül olmalıdır.
Emniyet görevlilerimiz sıradan insan değildir.
Ta başta bu göreve alınırlarken seçilerek bir takım standart-insani beceri- ahlaki kıstaslara tabi tutulmaktadır.
Ve çokta iyi bir mesleki eğitimden geçtiklerine inanmaktayım.
O Amir arkadaşında, insan olarak ve ahlaki yönden sıradan biri olmadığını da bilmekteyim.
Bu serencamımda asla bir şikâyet onun şahsını rencide edici bir eleştiri olarak anlaşılmasını asla istemem.
Hepimiz zaman zaman stresten dolayı asabileşerek farkında olmadan bir takım insanları ve hatta en yakınlarımızı üzebiliriz.
Ama otokritiğimizi-nefis muhasebemizi yapar, yaptığımız hatayı bir daha tekrar etmemeye gayret gösteririz.
Bence bir hizmet içi eğitim programı uygulanıp uygulanmadığını bu anlamda bilmiyorum ama uygulanırken, emniyet görevlilerimizin görev esnasında uğradıkları psikolojik durumların ortadan kaldırılması için bir terapinin eklenmesi başarı oranını yükseltir diye düşünüyorum.
Vesselam.