ALKIŞ
*Gerçeklerin ortaya çıkmasında birinci derecede rol alan ve belgenin gerçeğini yargıya teslim eden subaya,
DUYDUNUZ MU?
*Domuz gribi aşılarının illere gönderilmeye başlandığını,
*Kayseride ortaya çıkan domuz gribi vakasının vatandaşları endişeye sevkettiğini,
*Amerikan raporunda Türkiye’de başörtülülere baskı olduğu ibaresinin yeraldığını,
*Geçmişte belgenin sahte olduğunu öne sürerek demediğini bırakmayan yazarların bugün özür dileme noktasına geldiklerini,
*Açılım rüzgarının durduğunu ve yerini belge tartışmalarına bıraktığını,
*Önümüzdeki yıl enflasyon tahmininin % 5.5’e kadar çekildiğini, Türkiye’nin krizi önümüzdeki yıl atlatacağı yorumlarının yapıldığını,
*Skandal belgenin Ankara’ya askeri savcılığa gönderildiğini,
*Yarın Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıldönümü yani Cumhuriyet bayramı olduğunu,
*Kayserispor’un haftasonu yapacağı Fener maçına hazırlandığını,
*Yönetimin Erciyesspor’a neşter vurmaya hazırlandığını,
*Kayseri’de kayıpların artmasının endişe vermeye başladığını,
KAYSERİLİ ÜLKÜHAN 500 BİN LİRA KAZANDI
Acun Ilıcalı´nın hazırlayıp sunduğu ‘Var Mısın Yok Musun´ yarışmasının büyük ödülü 500 bin TL´yi, programda ikinci kez katılan Ülkühan Yılmaz aldı.
Acun Ilıcalı´nın hazırlayıp sunduğu "Var Mısın Yok Musun" yarışmasında 2.5 senedir kimsenin kazanamadığı büyük ödül 500 bin TL´yi, Kayserili Ülkühan Yılmaz aldı.
Dün gece ekrana gelen yarışmada 30 yaşındaki Yılmaz, ikinci kez yarışmacı koltuğunda oturdu. Geçen yıl yarıştığında 50 bin TL kazanan Yılmaz, finalde ailesinin tüm ısrarlarına rağmen Hamdi Bey´in 128 bin TL´lik teklifini kabul etmedi ve kalan iki kutudan biri olan 500 bin TL´lik kutuyu seçti.
Diğer kutuda ise 20 bin TL vardı. Dün sabah saatlerinde yapılan çekimde 500 bin TL´yi alınca havalara uçan Yılmaz, beyninde tümör oluşma riski bulunduğu için 6 ayda bir doktor kontrolünden geçiyor.
560 TL´ye çalışıyor
Bugüne kadar iki kez beyin tümörü ameliyatı olan Yılmaz, programın en eski yarışmacılarından biri... Yaklaşık 130 bölümdür programa katılan ve bir süredir de kutu tutan yarışmacı adayları arasında yer alan Yılmaz, hikâyesini şöyle anlatmıştı:
"Ben de ailem ve çocuklarım olsun istiyorum ama sağlık sorunlarım var. Bu yüzden sevdiğim insanları yarı yolda bırakmak istemiyorum. Çünkü 6 ayda bir doktora gidiyorum. Ölümle burun burunayım. Çocuğum olursa ve bu hayattan aileme beş kuruş bırakmadan gidersem kahrolurum. Zaten öyle bir babalık olmaz. 500 bin TL kazanırsam, evlenirim, çocuklarım olur. Eğer ameliyat masasında kalırsam en azından onlara yaşamlarını rahat devam ettirebilecekleri para bırakmış olurum". Bir markette 560 TL´ye çalıştığını anlatan Yılmaz, hayallerine kavuştuğunu dile getirdi.
KÜRT MESELESİ YOK DİYENLER
MHP’li Oktay Vural Türkiye’nin Kürt meselesi yoktur demiş. Hayret doğrusu. Sorunları yok sayarak,, öteleyerek nereye kadar varacağız. Geçmişte yıllarca kürt yok demiştik. Hepsi türktür, kürt diye bir kavim yok, sorun çıkaranlar ermeni demiştik. Ama aradan geçen süre zarfında durumun böyle olmadığı ortaya çıktı. Kürtçe tv, Kürtçe şarkı, Kürtçe bilmem ne hakları tanınmaya başlandı. Yıllarca yine Kürt sorunu yok dedik durum ortada. Peki Kürt sorunu yoksa 30 yıldır ülkemizin çektiği sıkıntı neyin nesi? Efendim Ermeni sorunu….. kardeşim üçbuçuk Ermeni bizi bu kadar oyalayabilir mi? Bize bu kadar büyük sorun açabilir mi? DTP’nin aldığı oya, kapatılan partilerine, belediye başkanlarına milletvekillerine, 30 yıllık terörle mücadeleye ne diyeceksiniz? Kürt meselesi yokmuş…..
OSMAN DURMUŞ EKRANDAN EKRANA ÇIKARSA…
Domuz gribi vakasından sonra ekranlarda uzun süredir yüzü unutulan bir siyasetçi çıkmaya başladı. Osman Durmuş. ANASOL-M’deki Sağlık Bakanı…. Hazırlayalım o günleri 1999-2001 yılları arasındaki sıkıntılı günleri. Sigorta hastanelerini, ilaç kuyruklarını, olmayan özel hastaneleri, eczanelerin sadece devlet memurlarına ilaç verdiği günleri, parası olmayanın tedavi olamadığı o sıkıntılı günleri. Osman Durmuş çok iyi bir sağlık bakanıydı da ne yaptı? Hiçbir şey yaptı mı? Yok yok…. Ama şimdi ekranlarda boy gösteriyor ve domuz gribi aşısının alınmaması gerektiğini, vurulmaması gerektiğini söylüyor. Ama bu millet biliyor ki onun bakan olduğu günlerde vatandaş büyük bir sağlık sorunu yaşadı.
CHP VE CUNTACILAR…
Son skandal belgeden sonra önemli bir subayın yazdığı ihbar mektubunda CHP’nin de adı geçmiş. Stratejinin CHP’li bazı akademisyenlerle birlikte hazırlandığı iddia edilmiş. Bir vatandaş olarak buna hiç şaşmam. Çünkü CHP özellikle Baykal’ın liderliğinden sonra tamamiyle çizgi değiştirdi. Ergenekonun avukatıyım dedi adam baksanıza. Siyasal yolla deviremeyeceği iktidarı birtakım komplolar kurarak devirme fikri olsa olsa bugünün CHP’sinde olur.
MHP DAHA HALKA YAKIN
MHP’nin bazı politikaları belki yanlış olabilir ancak halka yakınlık noktasında CHP’den fersah fersah daha yakın olduğu bir gerçektir. Cumhurbaşkanlığı seçiminden tutun Ergenekon davasına, ihanet belgesi karşısındaki tavrından tutun başörtüsü yasağına kadar her konuda millete daha yakın. CHP ise sanki uzayda yaşıyor. Başka bir millet içinde yaşıyor. Öyle kopuk ve öyle uzak ki halkın gündeminden kendi dünyaları var sadece.
ÖZEL İDARENİN BAŞARISI
Özel İdare deyip geçmeyelim. Belki şehirli olarak bizim ilgi alanımız dışındaymış gibi görünüyor ancak özellikle taşraya hizmet noktasında bir tek onun çalışması var. Köylere yapılan yollar, döşenen parkeler, yapılan tesisler, altyapı çalışmaları, kanalizasyon giden köyler, hemen her köyün şebeke suyuna kavuşması ve daha birçok hizmetler Özel İdare’nin ve Genel Sekreter Mustafa Atsız’ın gayretleri ile oluyor. Köylere Hizmet Götürme Birliğini de unutmamak lazım.
MIŞ
*Belge tartışması ve soruşturması Ergenekon davasını bile gölgede bırakmış.
DAMLA
Güneş balçıkla sıvanmaz. Mızrak hiçbir zaman çuvala sığmaz.