ALKIŞ
*Suça karışan kim olursa olsun isterse emniyet müdürü olsun anında görevden el çektiren ve davranışı ile takdir kazanan Emniyet Genel Müdürlüğüne,
DUYDUNUZ MU?
*Bir kurmay albayın Vakit gazetesine önemli ifşaatlarda bulunduğunu,
*Hem Kayseri’de hem de ulusal gündemde spor kamuoyunun tartışmalı ve kavgalı bir dönemde olduğunu,
*Yıllar sonra ilk defa bir Cumhurbaşkanının Tunceli’yi ziyaret ettiğini,
*Doğan medyasında Birand-Dündar çatışmasının Dündar’ın aleyhine gelişebileceğinin iddia edildiğini,
*Hasta ve Hasta yakınlarının haklarını koruma derneğinin resmen kurulduğunu,
*Kaleiçi esnafına yeni dükkanlar gösterildiğini ve kalenin boşaltılması işlemine yakında başlanacağını,
*CHP’de 500 milyar olayının tartışılmaya devam ettiğini,
*Şehit ailelerinin rencide edilmeye devam ettiğini,
*Bir sendikanın bir gazeteye yönelik sarfettiği sözlerin çok çirkince olduğunu,
*Domuz gribinin getirdiği paniğin tüm şehri kapsadığını, okullardaki grip salgınının iyice korkuttuğunu,
*MHP’nin haftasonu yapılan yürüyüşe katılmayarak çok doğru şey yaptığının ortaya çıktığını,
*Doğumevinde huzursuzluğun devam ettiğini,
*Türk milletinin Genelkurmay Başkanı Başbuğ’dan biran önce Demokrasiye Darbe belgesinin sorumluları ile ilgili yasal işlem yapmasını beklediğini,
DOĞUMEVİNDE NELER OLUYOR?
Doğumevi hastanesinde başhekimler değişiyor ancak bir türlü huzurlu bir çalışma ortamı sağlanamıyor. Kurum içinde dedikodular, tartışmalar hatta kavgalar bitmek bilmiyor. Son gelen Başhekim Lokman Çam da işini iyi yapmaya çalışan, kurumda bir huzur ortamı oluşturmaya çalışan bir başhekim. Kimsenin azında değil çoğunda değil. Ama hal böyleyken bile yine kavgalar ve tartışmalar peşpeşe yansıyor. Sağlık müdürlüğü’nün bu konuyu çok geniş bir platformda ele alması ve nedenlerini niçinlerini çok iyi analiz edip kimler huzursuzluk çıkarıyorsa bunu tesbit etmesi gerekiyor. Neden Diş Hastanesinde, devlet Hastanesinde bu tip huzursuzluklar yaşanmıyor da sürekli doğumevinde kargaşa bitmiyor? Mutlaka bir sebebi olmalı. Bu kurumu karıştıran birileri olmalı. Her gelen Başhekim mi kötü, yoksa kimileri orada at oynatmaya devam mı etmek istiyor?
BAZI OKULLARDA DOMUZ GRİBİ PARASI MI TOPLANIYOR?
Dün birkaç yansıma oldu. Bazı okullarda okul yönetimleri öğrencilere ve velilere domuz gribinden korunmak için okulu sürekli temiz tutmak amacıyla birtakım gayretler olacağını, bu nedenle öğrencilerden onar lira para toplanacağını söylüyormuş. Böyle bir şey olabilir mi? Burası dağ başı değil, kabile ülkesi de değil. Kendi okulunu kendin temizle mantığı nerede görülmüş. Devletin bir eğitim politikası var bir de sağlık politikası. O da görevini yapar diğeri de. Sağlık Bakanlığının kurumları ilaçlama ve strelize işlerini yürütür, eğitim yöneticileri de okulların temizlenmesinde ne gerekiyorsa onu yapmakla mükelleftir. Fakir fukaranın çocuğundan onar lira toplanabilir mi?
PKK TEHDİT EDİYOR?
Türkiye’de açılım tartışmaları alevlenip dağdan inenlerin yaptığı şova bir daha devletin izin vermeyeceği duyurulduktan sonra PKK yeniden tehdit etmeye başladı. Karayılan ininden laf yetiştiriyor. Türkiye bize tuzak kurdu bizi oyuna getirmek istiyor eğer bunu yapmaya devam ederlerse ve açılım bize tuzak şeklinde devam ederse eylem yapmaya devam ederiz diyecek kadar cüretkar ve tehditkar cümleler sarfedebiliyor. Aslında devlet devlet olsa Karayılan denen çapulcuya bu sözü söyletmez. Gider onu ininden alır getirir ve suç ortağının yanına koyar. Ama inşallah o günler de gelecektir.
AĞZINI BOZAN SENDİKA VE SENDİKACILAR
Geçtiğimiz haftasonu yapılan açılım karşıtı yürüyüşün tartışmaları bitmek bilmiyor. Orada yaşanan ve daha sonra gazetelere, ekranlara düşen yorumlar yazılar şehit ailelerini rencide edecek cinsten. İktidarı protesto etmediği için şehit aileleri dernek başkanına yapılan ağır eleştiri ve ithamlar derken bu yürüyüşün düzenlenmesinde adı geçen bir sendika bir meslektaşımıza ve bir gazeteye ağza alınmayacak kadar hakaretli ve küfürlü laflar sarfetti. Böyle bir sendikacılık mantığı ile nereye varacaklar dersiniz? Kendisi gibi düşünmeyen bir gazeteyi ve gazeteciyi “nesebi gayri sahihlikle, bit yavrusu olmakla” itham eden daha doğrusu hakaret edip küfreden bir sendikacının sendikacılığı kalır mı? Külhanbey mi bunlar? Mafya mı? Eli sopalı kabadayı mı? Ne yani kimse seni ve sizi eleştirmeyecek mi? Bir sendikanın görevi sadece hükümeti devirmeye ve yıpratmaya çalışmak mı? Bunun adı sendikacılık oluyor öyle mi? Tabi ki açılıma karşı yürüyüş düzenleyebilir sendika. Her türlü demokratik eylemi de yapabilir, bunda kimsenin tereddüdü yok ama bir meslektaşımıza ağza alınmayacak sözler sarfetmeye gelince orada dur işte! Bu çirkinliğe girdiğin zaman sendikacılığı bir tarafa bırakmış olursun. Artık adın küfürcüye çıkar. Keskin sirke küpüne zarar. Kem söz sahibine aittir ve mutlaka rücu eder.
MIŞ
*okulların tam yazılı dönemi olan şu günlerde hemen her okuldaki öğrencilerde görülen grip salgını ürkütücü boyutlardaymış.
DAMLA
Kaptanı Nuh olan kişi denizlerin dalgasından korkarmı hiç?