Geçen hafta sonu yapılan ve bir sendikanın organizesinde gelişen açılım karşıtı yürüyüşün yankıları sürerken dün kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Recep Bulut’un gazetesinde gördüğüm habere inanamadım. Bir sendikacının ki bu sendikacıyı kendileri geçtiğimiz yıllarda televizyon ekranında nasıl azarladığını, nasıl payladığını hepimiz biliyoruz ve gerilimden beslenen bu sendikacının bir meslektaşımız ile ilgili galiz küfürlü basın bülteninin tamamını gazeteye koymuş. Mehmet Sena kardeşimizin gazetesine ve şahsını çok ağır hakaretler ve ithamlar içeren bu metni koymakla yetinmemişler hızlarını alamayarak köşe yazısı da yazmışlar. ‘Hoca ve talebesi’ demişler. Benimle ilgili bölüme geleceğim ancak üzüldüğüm nokta şu: Mehmet Sena kardeşimiz aynen Recep Bulut gibi bir dönem Kayseri gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı da yapmış bir arkadaşımız. Bir meslektaşımıza yapılan çok çirkince hakaretleri kınamak yerine onu gazeteye taşımak hangi gazetecilik etiği ile bağdaşır onu henüz öğrenemedim. Daha doğrusu Recep Bulut gibi bir cemiyet başkanına yakıştıramadım.
İkinci bir konu haftanın yorumunda yine bu sendikacı ile yapılan konuşmada önemli bir detay gözlerden kaçmadı. Ermeni ayini ile ilgili değerlendirmeler yapılırken bu pazar yapılacak ermeni Ayinine Vali’nin, Büyükşehir Belediye Başkanı’nın katılıp katılmayacağı sorgulanıyordu. Elbette kimin neyi nasıl yorumlayacağına karışacak değiliz, tabi ki televizyoncu istediği yorumu yapar, ancak Çiftçinin “bu Pazar ayine katılırlarsa gazete manşetimiz çıktı işte fark bu” olacak şeklindeki değerlendirmesi çok enteresan. Ben şunu anladım. Katılırsanız manşetten “fark bu” diye yazacağız. “Şehitler için yapılan mitinge katılmadılar ermeni ayinine katıldılar” diye yazacağız. Yoksa yanlış mı anlamışım. Şimdi olmamış bir olay, daha bir hafta kala, katılırsanız şöyle yazarız ha mantığı ile ve bu üslupla izah edilirse, ne anlama gelir adını siz koyun. Belediye Başkanı ve Vali katılırsa, o zaman sen de istediğini manşeti atarsın, buraya katılmadılar buraya katıldılar dersin eleştirirsin sonuna kadar, bu doğru. Yanlış olan bir hafta kala katılırsan böyle olur katılmazsan böyle olur demek.
Gelelim Çiftçi’nin yazısına. Onların haberini yapıyormuşuz. Bir kere o sizin değil Hürriyet Gazetesinin haberi. Demek ki siz de Hürriyetin haberini haber yapıyorsunuz.
Kimse kendisini dev aynasında görmesin, astığım astık kestiğim kestik mantığıyla hareket edilirse bundan böyle bu kurallar geçerli olur.
‘Hasekicilik meselesi’ deniliyor. Türkiye genelinde Ergenekoncu mantığıyla yaklaşanlar Tayyip’e çakma modası başlattı. Son birkaç yıldır da sürüyor. Kayseri’de de bunun yansıması ise Haseki’ye “çakma” şeklinde tezahür ediyor. Her olayda Haseki parmağı, her cümlede hasekiye bindirme girişimleri. Sabahtan akşama kadar her programda her yazıda Haseki şöyle kötü Haseki böyle kötü… Peki ben de soruyorum bu Haseki “kin ve düşmanlığı” niye? 15 yıldır Kayseri’de üst üste 4 kez halkın ezici bir çoğunluğunun seçerek bizi yönetsin dediği bir belediye başkanı hiç mi olumlu bir şey yapmaz. Akşama kadar tüm milletin aleyhine işler mi çevirir? Her yaptığı kötü müdür, kötü ise halk neden tekrar tekrar seçmiştir.
Kayseri’de son yapılan seçimlerde her üç kişiden iki tanesinin oyunu ve onayını alarak dördüncü dönem belediye başkanlığını yapan bir seçilmişe bindirilince onu savunmak Haseki’den önce Hasekicilik oluyorsa varsın olsun.
En azından 9 kez müebbetle yargılanan birisinin avukatı olmuyorum.