Dün, Cemiyet başkanı olacak zatı muhterem kendinden geçmiş, ağzını bozmuş bize söylemediğini bırakmamış, hakaret etmiş, küfretmiş… Bir ton hezeyan dolusu laflar etmiş. Şimdiye kadar herkese yaptığı gibi… Şimdiye kadar zaten yaptıkları bu değil mi? Ona şöyle saldır, buna şöyle hakaret et, şehirde aleyhine yayın yapmadıkları, onurunu kırmadıkları kaç kişi kaldı? Kendi cemiyet üyelerine, kendi meslektaşlarına bile yapmadığını bırakmadı… Hangisini sayayım.(!) Hangi gazeteci hakkında neler ileri sürmediler, neler neler yapmadılar. Şimdi hedefe bizi koymuşlar. Koysunlar kavgadan dönenin kaşığı kırılsın. Ben onun küfürlerine küfürle karşılık verecek biri değilim. Üslubum da elvermez mizacım da. Küfür yazmayı, insanlara hakaret etmeyi ben bilmiyor muyum? Onun ‘dürzü’ demesine karşılık ben dağa ağırlarını yazamam mı? Ama ondan farkım kalmaz ki(!) Ben o aşağı seviyeye düşmek istemiyorum. Kendisi şeker komasına girdiğini resmen tescillemiş ve ne dediğini bilmez hale gelmiş. Ne oldu da birden böyle celallendi merak ediyorum… En son cemiyette ‘sana kırıldım hoca’ deyip ‘gel Mehmetçiğim’ diyen kendisi. ‘Sana kırıldım ama neyse’ diyen kendisi. ‘Olcayto’ya ne yazdığın beni ilgilendirmez ama televizyonu niye katıyorsun’ diyen kendisi. Ben de orada sadece şunu söyledim. ‘Belki de senin elin güçlenmiştir’ dedim. O da ‘hayır hayır, televizyon zaten benim, ben kimseye bırakmam bu televizyonu’ diye karşılık verdi. Bu görüşmeyi ‘ özür diledi, abi abi ben senin elin güçlensin diye yazdım’ noktasına getirmesi ne kadar acınacak bir hal doğrusu.
Küstürmediğin kimse kalmadı. Kırıp dökmediğin bir şey kalmadı. İnsanlar senden nefret ediyor ama yüzüne söyleyemiyor. Cemiyet başkanı olarak toparlayıcı olman gerekirken her şeyi kırıp döken bir noktaya gelmiş bulunuyorsun. Cemiyeti de halletmiş(!) durumdasın. Kendi kişisel hırs ve ihtirasın yüzünden. Ben sana küfretmiyorum, ben sana hakaret etmiyorum, küfür ve hakaret acizlerin işi. Küfürlerinin karşılığını mahkemede alacaksın. Sen dürüstlük timsalisin, sütten çıkmış ak kaşıksın. Herkes kötü sen iyisin. Bu şehirde herkes tu kaka, bir tek sen varsın. En dürüst, en demokrat, en özgür, en bağımsız gazetecilik yapan, en iyi cemiyet idare eden bir zatı muhteremsin. Doğuştan televizyon ve gazete sahibiydin, radyo sahibiydin, doğuştan vardı babadan kalmaydı, villaların katların yatların. Sen şeker işini, şekere para kazandırmak için aldın, sen çok adil ve hakkaniyetli birisisin. Biz müptezeliz, biz çamur atan, parazit yapanız. Sen mükemmelsin biz kusurluyuz. Sen sütten çıkmış ak kaşıksın biz kirliyiz. Bizde yolsuzluğun, hortumculuğun alası var, sense kıt kanaat helalinden geçinen bir nurlu yüzsün. Biz kötüyüz, sen iyisin. Biz ona buna şantaj yapan, tehdit eden birer tetikçiyiz, sense herkesin, her kesimin hakkını savunan dürüstlük abidesisin. Senin bu şehre heykelin dikilmeli. Sen milliyetçisin, biz vatan hainiyiz, sen Türksün biz ne idüğü belirsizleriz. Aynaya baktığında böyle görüyorsun kendini öyle değil mi?