Türkiye Cumhuriyeti Devleti bayrağıyla, vatanıyla bölünmez bir bütündür.
Resmi dili Türkçe, başkenti Ankara’dır.
Sosyal bir hukuk devleti olan güzel ülkemizde vatandaş ayrımı yoktur.
Kurallar ve yasalar önünde her vatandaş eşittir.
Vatandaş için sıralanmış haklar ve sorumluluklar vardır.
Bu sıralamalar yaşamı kolaylaştırmak içindir.
Refaha çabucak ulaşabilmek içindir.
Bu ülkede en büyük harcama eğitim, sağlık ve savunma için yapılmaktadır.
Bu harcamaların mutlu Türkiye için yapıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz.
Ülkemizin yakın tarihine bakarsak.
Ülkemizdeki dış destekli terör belası seksenli yıllarda başladı.
Umulmadık terör olaylarına şahit olduk.
Devlet terörü bitirmek için elinden geleni yapmaya çalıştı.
Terörle mücadele ederken sivil vatandaşların zarar görmemeleri için çok özen gösterdi.
Zaman içerisinde terörün getirdiği zararları da ödedi.
Sınır ötesi harekatlar düzenlerken, sınır ötesi sivil yerleşim merkezlerinin zarar görmeleri için büyük gayret sarf etti.
Dün terörle yapılan mücadele, bu günde, ülke mutluluğu ve geleceği için devam etmektedir.
Vatanı terör mücadelesinden korumak için kırsal yerleşim merkezlerinde köy koruyucuları oluşturuldu.
Amaç mücadelede halkın desteğini tam olarak devletin yanında olmasını sağlamaktı.
Devletimiz bunu fazlasıyla başardı.
Terörle yapılan her mücadelede halk devletinin yanında ve arkasında tam destek oldu.
Zaten bu vatansever halktan farklı bir davranış beklemek yanlış olurdu, gaflet olurdu.
26 Mart 1985 yılında yürürlüğe konulan Köy Koruyuculuğu bu günde devam etmektedir.
22 ilimizde bu koruyuculuk sistemi uygulamaktadır.
Bugün 59 bin düzenli maaş alan Köy Koruyucusu var.
Bu sayının yanında yaklaşık 23 bin de gönüllü Köy Koruyucusu terörle mücadelede bizde varız diye görevlerinin başında.
Terör mücadelesinde bu insanlarımızın başarılı çalışmaları bilinmektedir.
Terörde caydırıcılık çok önemlidir.
Zaman içerisinde Köy Koruyucuları bunu başarmışlardır.
İşini ve kendini bilen insanımıza bizim başarı dilemekten başka söyleyecek bir sözümüz olamaz.
Ama son zamanlarda Köy Koruyucuları husumet olaylarına fazlaca katılmaktadırlar.
Köy Koruyucuları 1990 yılından itibaren toplumda kendilerini kanlı olaylarla duyurmaya başladılar.
1990 yılından bu yana yaklaşık 1415 olaya karışmışlar.
Bu olaylar birebir Köy Koruyucularını ilgilendiriyor.
Olayların hepsinde husumet var.
295 silahlı saldırı gerçekleştirmişler.
295 saldırı sonunda 235 vatandaşımız husumet yüzünden hayatını kayıp etmiş.
189 vatandaşımızda yaralanmıştır.
Terör yanlısı bazı insanlar bu durumu farklı şekilde ifade etmeye çalıştığını çok iyi biliyoruz.
Bizde bir vatandaş olarak soruyoruz.
Niçin bu görevdeki Koruyucu vatandaşlarımız yasa önünde haklarını aramadılar?
Niçin hükümleri kendileri vermeye çalıştılar?
Aldıkları eğitim eksikliğinden mi?
Cehaletten mi?
Yoksa kültür eksiliğinden mi?
Devlet yakın gelecekte koruyuculuk sistemini masaya yatırıp, gerekli çalışmaları tez zamanda yapmalıdır.
Yara büyümeden erken teşhis yapılmalıdır.
Hepimizin gelecekteki beklentisi, sağlıklı ve huzurlu bir toplum değil mi?
Yetki sahibi insanlarımız, toplumun önündeki ufukları değil, ufukların arkasını görmek zorundadırlar.
Terörden uzak bir yaşam ülkemizin en doğal hakkıdır.
Tüm çocuklarımızın özgür bayrağımızın gölgesinde büyümeleri dileğiyle.
Saygılarımla.
|