ALKIŞ
*Islak imzalı belgeyi korumaya alan savcılara,
DUYDUNUZ MU?
*Meclisteki genel görüşme oturumunun sancılı ve tartışmalı geçtiğini,
*CHP’lilerin meclisi terk ederek yine olay çıkardıklarını,
*Domuz gribi vakalarının her geçen gün hızla arttığını,
*MHP’nin açılım konusunda son derece sert bir tutum izlemeye devam ettiğini,
*Başbakan Erdoğan’ın açılımı anlatmak için il il gezmeye başladığını,
*Bahçeli’nin de açılım karşıtı mitingler düzenlemeye başlayacağını,
*Kayseri’de domuz gribi vakasının yüzü geçtiğini,
*Fakültede aşı olan bir hemşirenin yan etkiden dolayı iki gün hastanede tedavi altında kaldığını,
*Amerikalıların Japon imparatoru karşısında iyice eğilen Obama’yı tefe koyup oynattıklarını,
*Kayseri’de şehir içinde dolmuşların tümden ortadan kaldırılması için ulaşımda yeni düzenlemelerin birer birer uygulamaya sokulduğunu,
*Bahçeli’nin mecliste ikinci bir oturum istediğini,
*Kurbanlık fiyatlarının bu yıl el yaktığını,
*Havaların soğumasıyla domuz gribinde patlama olacağı iddialarının kafaları karıştırdığını,
*havaların soğumasıyla soba facialarının çoğaldığını,
YENİ BİR KAPATMA DAVASI MI?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya’nın Ak Parti ile ilgili yeni bir kapatma davası açabileceği son günlerde iyice konuşulmaya başlandı. Özellikle telefon dinlemeler gerekçesi ile başlatılan incelemenin kapatma davasına kadar varabileceği ileri sürülüyor. Görünen o ki Ak Parti bu kapatma davası sendromundan bir türlü kurtulamayacak. İktidara geldiği günden bu yana 7 yıl bitti sekizinci yıla giriyor, bir kapatma davasını zar zor atlattı ve halen kapatma davasının baskısı altında duruyor. Aslına bakılırsa biraz da hak ediyor. Çünkü Haşim Kılıç diğer kapatma davasının sonucunun açıklandığı anda ne demişti? Anayasa değişikliği yaparak bu parti kapatma işini tümden kaldırmak lazım. Hükümetin biran önce bu yasal değişiklikler için çalışması lazım demişti. Aradan iki yıldan fazla bir zaman geçti ve bu konuda hiçbir çalışma yapılmadı.
AK PARTİ YA BİTECEK YA BÜYÜYECEK
Gerek iç basında gerekse dış basında son zamanlarda önemli yorumlar gelmeye başladı. Özellikle iktidarın yürüttüğü açılım projesinin ne türlü riskler ve faydalar taşıdığı ile ilgili. Ortak kanaat ise iktidar partisi olan Ak Parti’nin bu açılımı başarı ile yürütüp noktalandırması halinde iktidarını daha da sağlamlaştıracağı, ancak tökezlemesi ve iyi anlatamaması durumunda yani başarısız olması durumunda ise silinip gideceği şeklinde. Eğer ki açılımı terör örgütüne ve destekçilerine bir pirim olacak şekilde değil, bir taviz değil, ülkede terörün bitirilmesi şeklinde ciddi adımlar atar ve terör biter, ülkede kardeşlik ve barış rüzgarları eser, 30 yıldır süren terör belası noktalanırsa bunun getireceği ekonomik refah da halka yansırsa işte o zaman yapılamayan yapılmış olur ve muhalefetin elinden birçok koz alınmış olur. Birbuçuk yıl sonra yapılacak olan seçimde tercihler Ak Parti’den yana olur. Ama tersi olur da yeniden terör hem de pervasızca devam eder, etnik kimlik rüzgarları esmeye başlarsa, ülke bir bölünmenin uçurumuna gelirse o zaman Ak Parti diye bir parti de kalmaz. Her şey tam bıçak sırtında. Erdoğan’ın omzundaki yüz çok ağır.
DOMUZ GRİBİ PANİĞİ
Domuz gribinde henüz işin başında olduğumuz açıklanıyor. Aralık ayında yani havaların iyice soğuması ve karın yağması durumunda hem salgının hem de ölümlerin hızla artacağı öngörülüyor. Bu haberler ve yorumlar, sözler halkı korkutmaya başladı. Şu anda gerçek rakamların verilmediğine inanıyor milletimiz. Bakın sadece Kayseri’de domuz gribi vakasının yüzü geçtiği belirtiliyor. Her ilden yüz kişi desek 81 vilayette ortalama 8 bin domuz gribi vakası var demektir. İşin başında olunan bir zaman diliminde rakam buysa en şiddetli anında bunu onla, yirmi ile çarparsak sayı yüzbinleri bulur. Allah korusun tek derdimiz domuz gribi haline gelebilir. İnşallah öngörülenler gerçekleşmez. Çünkü vatandaşın zaten binbir türlü derdi ve sorunu var. Bir de domuz gribi ile uğraşması bardağı taşıracaktır.
ULAŞIMDAKİ TEHLİKE
Domuz gribinin yayılması noktasında en tehlikeli alan toplu ulaşım araçları gibi görünüyor. Otobüsler tıklım tıklım dolu. Raylı sistem, dolmuşlar, şehirlerarası yolculuklar, uçaklar en riskli mekanlar. Düşünün bir grip virüsü taşıyan hasta farkında değilse ve bir otobüse binse. Tıka basa dolu otobüste bu virüs herkese bulaşacaktır. Orada bu virüsü kapanlar diğer otobüslere binecektir ve bir anda binlerce insana bulaşacaktır. Bunun için de tedbirler düşünülmeli. Örneğin ayakta yolcu alınmaması, seferlerin çoğaltılması ve insanların birbirinden biraz aralıklı durmasının sağlanması gibi.
İSTASYON CADDESİNDEKİ BARİYERLER
İstasyon caddesinde araçlar seyrederken vatandaşlar sürekli karşıdan karşıya geçiyor ve kazalara davetiye çıkarıyordu. En son olarak bu caddeye son derece modern görünümlü, pırıl pırıl bariyerler konuldu, insanlar artık her yerden karşı karşıya geçemiyor. Cadde biraz kimliğe kavuştu. Aksi takdirde nasıl bir yer, burası cadde mi , yol geçen hanı mı belli olmuyordu. Benzeri uygulamaların başka caddelere de yapılmasında fayda var.
MIŞ
*Milletin kafası aşı noktasında son derece karışıkmış. Acaba aşı yaptırsam mı yaptırmasam mı diye!
DAMLA
Bir insan parmağını başkasına uzatınca, üç parmağın da kendisine uzatıldığını unutmamalıdır.