Geçen sene Meksika’dan başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan Domuz gribi, tıp dilindeki adıyla H1N1 ülkemizde ve şehrimizde tam bir korku tufanına neden oldu. Artık eceliyle bile ölenlerin dahi domuz gribinden öldüğü düşünülmeye başlanan memleketimizde domuz gribi aşısı üzerinde kopartılan fırtınada açıkça insanları ürkütmeye yetti.
Dünyanın sayılı ülkelerinden birisi olarak bu aşıyı ülkemize getiren hükümetin başındaki insanın Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın da (ben bu aşıyı yaptırmam, çocuklarıma da aileme de yaptırmayacağım) demesi ortalığı daha da karıştırdı. En son dün buna benzer tekrar açıklamaları olunca insanın aklı tekrar karıştı. Aşı tartışmaları konusunda enfeksiyon uzmanları yapılsın derken halk sağlığı uzmanlarının neden normal mevsimsel grip aşısı değil de bu domuz gribi aşısı yapılıyor. Öncelik her yıl 7000–17000 kişinin öldüğü mevsimsel grip aşısı yapılmalıdır! Demesi de ayrı bir tartışma konusu. CHP milletvekilinin bu enfeksiyon uzmanlarının hangi aşı firmasıyla yurtdışı kongrelere gittiğini sorması da ayrı bir kafa karıştırdı. Türkiye de çocuk felcinin kökünü kazıyan Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş’unda aşı karşısında sert duruşu insanların kafasını açıkçası karıştırdı. Kendi hükümeti döneminde 6–7 milyon dolara tüm aşılamaları yaptığını oysa şimdi 300–400 milyon dolara aşılamanın yapıldığını bu işte bir bit yeniği var diyor.
Vakit gazetesinin yazarı Abdurrahman Dillipak’ın bir köşe yazısında (17 Ekim’de) dile getirdiği “bu işte bir domuzluk olmasın” yazısı da insanları açıkçası aşı konusunda ürküttü. Yazıda bu aşının içinde domuz kanı olduğu bu nedenle dinimizce haram olan domuz ürününün aşı yoluyla bize verilebileceğini söylüyor. Başbakanın itirazı bu yönde mi açıkçası anlayamadık. Yaklaşık 40 milyon doz aşıyı hastanelerde yatan hastalara kadar yapmak için uğraşan bir grup var. Yarın korkarım bu aşıların hepsi siz toplu yaşıyorsunuz denilerek gariban Mehmetçiğe yapılacak. Hastanede yatan ailelerden duyduğumuz kadarıyla hastanede yatan hasta çocuklara bu aşı yapılmaya çalışıyormuş. Grip meselesi ortaya çıktığından beri medyadan hiç eksik olmayan il sağlık müdürü bu uygulamayı yapmadan önce sağlık ocakların da %80 olan normal aşılama oranlarını %100’e çıkarsın. Sonrada hastanede yatan çocukları aşılasın. Aşılama yapılan çocuklarda henüz Gullian Barre isimli hastalığın olmaması da sevindirici. Ancak bunun için sürenin geçmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar var.Hemen aşılamaya bağlı yan etki görülmedi demek için herhalde erken.
Orta da dolaşan tüm griplerin domuz gribi olduğu artık kesin. Şöyle diyebilir miyiz “hepimiz Hrantız”, “Hepimiz Ermeniyiz” de olduğu gibi “hepimiz gribiz”, “hepimiz domuz gribiyiz”. Eğitim hastanesinin başhekiminin ifadesine göre herhalde öyleyiz. Son dönemlerde icraatlarından çok medyatik domuz gribi açıklaması ve okulları geç tatil etmesiyle gündeme düşen Sayın müdüre sabahları sağlık kurumlarını bir gezmesini insanların ne sıkıntı çektiğini görmesini öneririz. Diş çekimi sonrası kaybettiğimiz gencin arkasından açıklama yapmak yerine bunların kaçak çalışmasını engellemesi gereken makam kendisi değil midir? Yada Yeşilhisar’dan gelen 3–4 yaşlarındaki Ozan Yıldırım’a gerekli hastaneyi bulmak kimin görevi. Basında bu kadar ortaya çıkarak domuz gribi hakkında insanları korkutmak yerine Sarız da Toplum Sağlığı merkezinde tek kalan doktorun sıkıntısın ve Sarızlının sıkıntısın çözülmesi gerekmez mi? Hem Başbakan değil miydi “Kalkınma Sarız’dan başlayacak” diyen. Sağlık Müdürlüğünün araçlarına binip sonrada bir Sarız’ ve diğer ilçeleri dolaşmasını öneririm. Oraya grip girmemiş mi? Orada yaşayanların uzmana ihtiyacı yok mu?