Bu sezon başında kendisine hedef olarak seçtiği Türkiye Kupası’na erken veda eden ancak Süper Lig’de üst sıraları zorlayacak bir görüntü veren gururumuz Kayserispor’un önümüzdeki yıl ülkemizi Avrupa Kupalarında temsil etmesi başta yurt dışında yaşayan biz gurbetçileri sevindirecektir.
Avrupa Kupalarına katılmak demek, o ülkenin ve takımın bulunduğu o şehrin sportif anlamda ön palana çıkması anlamına gelir. Öyle şehirler var ki eğer takımları olmasa harita üzerinde zor bulursunuz. Bu; Avrupa’da özellikle Yugoslavya ile Sovyetler Birliği’nin parçalanmasıyla ortaya çıkan ülkeler için çok daha geçerli.
Yıllardır yurt dışında yaşayan ama kalbi Kayseri şehri ve Kayserispor için çarpan bir futbolsever olarak tabii ki temsilcimizi Avrupa Kupalarında görmek isterim. Nasıl ki iki sezon öncesinde İntertoto Kupasıyla başlayan ve UEFA’da talihsiz bir şekilde AZ Alkmaar yenilgisiyle biten güzel günlere tanıklık ettik, önümüzdeki sezon da mutlaka bunu başarabiliriz. Yeter ki temsilcimiz Kayserispor Süper Lig’de ilk beş takımdan biri olsun !
Avrupa Kupaları deyip geçmeyin… Yaşadığım Avusturya, son yıllarda futbolda epeyce çalkantılı dönemler geçiriyor ama Avrupa Kupalarına katılan takımları Şampiyonlar Ligi veya UEFA Ligi’nde gruplara hele bir kalsın, adeta para basıyor. Statlar ful çekiyor. Buna bir de naklen yayın gelirlerini, UEFA’dan gelecek gelirleri ekleyin ortaya büyük rakamlar çıkar.
Kayserispor bunu bir başarırsa, maddi açıdan çok rahatlar. Transferde istediği oyuncuları alma şansı çoğalır. Türkiye’yi pek bilmiyorum ama buradaki takımlara transfer olan futbolcuların büyük bölümünün ilk tercihi ; Avrupa Kupalarına katılacak takım oluyor.
Eğer Kayserispor bu sezon şu anki formunu sürdürür , ligde üst sıraları zorlar ve en kötü ihtimalle ilk beş içinde yer alırsa, Avrupa Kupalarında mücadele hakkını elde eder.
Kim ne derse desin temsilcimiz Kayserispor bu sezon ummadığımız bir çıkış yakaladı. . Deyim yerindeyse şampiyon adayı Fenerbahçe’yi elinden kaçırdı, bütün takımların korkulu rüyası olmaya da devam ediyor. İnşallah sezon sonundan umutluyum. Eğer ara transfer döneminde bir- iki takviye ile şampiyon bile olma ihtimalimiz arttı diye düşünüyorum. Nedenine gelince ; zorlu maçlarçmçz şu an için kalmadı.. Şayet rakiplerimizi küçümsemezsek en az 7 maç galip gelme ihtimalimiz var, Bu hafta oynanacak Manisaspor ve ardından evimizdeki Bursaspor maçlarını geçersek hedefe cok yaklaşmış olacağız..
İnşallah bizim takım işi siki tutar, bu takimlardan 3’er puan alırlarsa 21 puan eder. Tabii ki bu da bizi hedefe yaklaştırır.. İşi gayet sıkı tutmak lazım. Her geçen hafta daha kaliteli futbol oynuyoruz. Transferlerimiz yerli yerinde.Şahsen şu ana kadar yanıldığım tek oyuncu Troisi oldu. Genç biri, umarım ondan da verim alırız. Bir de biran önce fazla dillenmeden Ariza’nın bonservisinin alınması gerekiyor. Yoksa bu oyuncu Türkiye’nin flaş transferi olacak. Bunu yöneticilerimiz mutlaka değerlendirmeli.
Gelelim Diyarbakırspor maçına :
Maçtan önce rakip takımın kafilesini çiçeklerle karşılama, gösterilen güzel ev sahipliği ve centilmenlik bütün Türkiye’de yankı uyanduırmış, ve biz Avrupa’daki Kayserilileri çok sevindirmiştir. Bu durum bizim şehrimizin adına artı puanlar kazandırmıştır. Çok centilmence davranışımızın bedelini inşallah zirveye oynarsak ikinci devrede Diyarbakır’dan en azından alkışlarla alacağız. Bir diğer sorun da taraftar ile takımın bütünleşmesi lazım. Takım zirveye oynuyor, koca statta 5000 seyirci yok !
Herkes kendi menfaatine bir tarafa çekmeye uğraşıyor. Halkımız her şeyin bilincinde. Tarihinin en başarılı dönemlerini geçiren bu kulüp birilerinin elinde oyuncak olmasın. Takımına sahip çıksın, futbolcularımız da bu destekle final havasına girsin. Şahsi düşüncem, girecek de güçte. Yeter ki şehir takımın arkasında olsun. İçerde ve dışarıda takımına destek için gerekeni yapsın. Kesinlikle başarabiliriz.
Son söz olarak ta artık Kayseri Erciyesspor´a inanamıyorum. ! Bir haftası diğer haftasını tutmuyor. Bence acilen bir şeylerin değişmesi lazım, son söz fayda etmez,..Şimdiden radikal tedbirler almak şart ! Özellikle ara transferde mutlaka bir kaleci alınmalı.. Yoksa bu takıma gerçekten de çok yazık olacak.
Bir diğer konu da Kayseri’mizi ilgilendiren bazı sorunları burada bir gurbetçi hemşeriniz olarak dile getirmek istiyorum : Gerçi benim bu yazdıklarım bazılarının hoşuna gitmeyebilir, ama dost gerçeği söyler- acı söyler. Bir kere şu iyi bilinmeli ki şehrimizin öylesine abartılacak bir hali yok. Bilmem ama artık bu vizyon şehircilik oyunundan vaz geçilip asla dönmek gerekir. Benim demek istediğim ; eski Kayseri’yle yeni Kayseri arasında dağlar var. Sıralıyorum : Yeni stat yapıldı, niçin yapıldı ? Yeni stadımız eski yıkılan stadımızın yerine pek ala yapılabilirdi ve çok güzel olurdu… Neden yapılmadı da o güzelim stat yok edildi ? Madem taşınacaktı neden daha uzaklara taşınmadı da şehrin içine taşındı ?
Bir Sivas Cadde’miz var.. Ben bir Kayserili olarak içinden çıkamıyorum ve nereye gideceğimi bilemiyorum. Elin yabancısı ne yapacak ? Şahsen şaşırıyor nereye gideceğimi bilemiyorum. Terminal derseniz şehrin dışında. ta Anbar’a dayanmış.. Şehre gidinceye kadar kaç tane vasıta değiştireceksin , taksi mi tutacaksın gecenin belirli bir zamanında halin ne olacak ? Tramvay dersen güzergahı kesinlikle yanlış çizilmiş.. Terminal´e uğrayıp oradan istasyona, istasyondan Hastane caddesine-hastane caddesinden de Meydan ve Kicikapı’ya oradan da ta üniversiteye hatta Talas’a kadar uzanması gerekirdi. Bu saydıklarımızın hiç biri gerçekleşmedi..Kayseri nasıl bir vizyon şehir anlamak mümkün değil ?
Yakında bu şehrin çivisi çıkar. Neden diyeceksiniz ? Şimdi de ellerinin oyuncakları olan Devlet Demir Yolları Garı’nı ta Erkilet´e taşımak için çalışmaları akla ve mantığa sığacak bir Plan değil... Nerde görülmüş istasyonun (garın) şehrin dışına atıldığı ? Bu dünyanın hiç bir yerinde yok böyle bir uygulama…Yerine de edindiğim bilgiye göre şehrin içinden Sarımsaklı suyunu ve Yamula barajının suyu geçirilerek güya bir Venedik yapılmak isteniyor. Venedik o kadar güzel bir yer mi ki, bizim yöneticiler buna bu kadar ilgi duyuyor ? Zaten iyi bir yağmur yağdı mı , bütün mahallelerimiz ve caddelerimiz zaten Venedik oluyor (!).. Bunun görüntüleri tüm yerel gazetelerin ve TV kanallarının arşivlerindedir.
Yeni bir Venedik yaratmaya hiç gerek yok… Önce alt yapıyı iyi yapalım.. Süsle - püsle yetimin parasını boş yerlere harcamayalım. Kalıcı eserler yapalım, oyuncak eserler değil… Kalıcı eser de nasıl olur, yer altından Metrolarla şehrin bir ucunu diğerine bağlarsın bu bir kalıcı eserdir. Bir de bu yaz izinde iken büyük çoğunluğunu köylülerin oluşturduğu Terminal’den aşırı derecede şikayetler edindim… İlgililere oruyorum : Köylü elinde iki bakracı ile nasıl şehir merkezine gidecek ? Getirdiği üç kuruşluk malzemeyi de otobüs minibüs parası mı yapacak ? En azından, şehrin belirli noktalarına köylerden ve beldelerden gelen araçların girişlerini yapsalar, onlar da beklemeksizin yolcularını indirseler dönüş noktaları yani toplanma yerleri terminal olabilir. Bu yönde bir yeni düzenleme yapılırsa, köylünün çilesi biraz olsun hafifler düşüncesindeyim. Ben köylerden gelen hemşerilerimin hislerinin tercümanıyım. Onu aktarmak istedim.