ALKIŞ
*Katsayı olayına el atan ve YÖK Başkanı’ndan bilgi alan, aynı zamanda İsrail’in yanlış politikalarına Ürdün’den sert çıkışını sürdüren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e,
DUYDUNUZ MU?
*Darbe soruşturmasının Ergenekon’un da önüne geçtiğini, eski üç kuvvet komutanının ifadesinin alınacağını,
*Türkiye’nin her yerinden ve Kayseri’den Danıştay’ın adalete aykırı kararına tepkilerin gelmeye devam ettiğini,
*Minare Yasağı’nın İsviçre’nin başına dert olduğunu, şimdi İslam ülkelerinin paralarını çekmeyi düşündüklerini,
*İslam ülkeleri arasında İsviçre’deki minare yasağına en fazla tepki gösteren ülkenin Türkiye olduğunun ortaya çıktığını,
*Terör örgütü ve yandaşlarının ülkemizin her köşesinde sokağa dökülme girişimlerine devam ettiklerini ve Türkiye’yi karıştırmaktan medet umduklarını,
*Eczacıların ilaç fiyatlarının düşürüleceği kararını protesto etmek amacıyla kepenklerini kapatacaklarını,
*Avrupa’da bir İslam korkusunun başladığını, İslamın batıda yükselen değer olmaya devam ettiğini,
*Kayseri Anatamir’deki İsrail’in yürüttüğü tank modernizasyonu işinin tartışılmaya devam ettiğini, İsrail’in bu ihaleyi almak için bürokratları tehdit ettiğinin ileri sürüldüğünü,
*Modernize edilen tankların İsrail tarafından Türkiye’ye teslim edilmediğinin ileri sürüldüğünü,
TANER YILDIZ GÜNDEMDE
Enerji Bakanımız Taner Yıldız son günlerde ekranlarda sıkça görülmeye başladı. Son olarak Greenpeescilerle görüşmesi ve onlarla iyi bir diyaloğa girmesi bir yana Yıldız’ın doğalgaza zam konusunda son noktayı koyup doğalgaza zam yok demesi nedeniyle gündemde. Sadece bununla sınırlı da değil. Nükleer enerji ihalesinin Danıştay tarafından iptal edilmesi nedeniyle de gündemde, İran ile yapılan enerji anlaşmaları da Amerika’nın tepkisini çektiği için Taner yıldız Amerika’nın da hedefinde görünüyor. Demek istediğim şu ki Taner Yıldız Enerji Bakanı olarak koltuğu doldurmaya başladı ve çok şey yapacağa benziyor.
DANIŞTAY’IN ÇİFTE STANDARTI
On yıl önce o zamanların yani 28 Şubatların YÖK’ünün aldığı bir karar vardı. Katsayı farkı getirmişler ve tüm imam hatiplerle birlikte meslek liselerinin de üniversiteye girişini adeta aya çıkmak kadar zorlaştırmışlardı. Asıl hedef meslek liseleri değildi elbet. Amaç imam hatiplerin önünü kesmek ve bu eğitim kurumlarının köküne kibrit suyu dökerek kurutmaktı. Kurunun yanına yaş da yanacaktı ve meslek liseleri de imam hatiplerle birlikte büyük bir mağduriyete uğradı. İşte o zamanların Danıştay’ı bu haksızlığa, hukuksuzluğa, eşitliği ortadan kaldıran bu garabet uygulamaya onay verdi. Ne yürütmesini durdurdu, ne iptal etti. Gün geldi devran döndü ve 2009’un YÖK’ü bu kararı kaldırdı. Eşitlik getirdi. Katsayı farkını ortadan kaldırdı. Vay efendim sen misini bunu yapan. Danıştay hemen yürütmeyi durdurdu. Eşitsizliğin yürütmesini durdurmazken, eşitlik getiren kararın yürütmesini durdurdu. Oysa hukuk ne için vardır? Mağduriyetlerin giderilmesi için. Hukuk mağdurun yanında olmak için vardır. Burada görüldüğü gibi eşitlik getiren, mağduriyet görenlerin mağduriyetini gideren kararın yürürlüğünü durdurarak mağdurların yanında değil tam tersine eşitliği yok edenlerin yanında yeraldı. Talihsiz bir durum. Tüm bunlar hem dünyanın hem de Türk milletinin gözleri önünde gerçekleşiyor.
İSVİÇRE BAŞINA BELAYI SARMIŞ GÖRÜNÜYOR
Özgürlükler ülkesi, eşitlikler ülkesi, insan haklarının en çok olduğu ülke görünen İsviçre büyük bir ayıba imza attı. Minare yapımını yasakladı. İslamın sembolü olan minareyi yasaklamak demek İslama karşı bir duruş sergilemektir. İsviçre tüm Müslümanları karşısına aldı. Ama İslam dünyasından en fazla ve en hızlı tepki Türkiye’den geldi. Başbakan, Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı, Meclis Başkanı, sivil toplum örgütleri, Türk milleti sesini yükseltmeye başladı. Henüz İslam ülkeleri kıpırdayamadan. Şimdi tartışılan konu İsviçre bankasındaki Müslümanların paralarının çekilmesi hatta Egemen Bağış’ın çağrısına göre de bu paraların Türk bankalarına yatırılması. İsviçre şu anda ekonomik ambargodan ve paraların çekilmesinden korkuyor. Görünen o ki İsviçre başına belayı sarmış, ne yapacağını şaşırmıştır.
BİZ DE KİLİSELERİ Mİ YASAKLAYALIM?
Minare yasağının İsviçre’de hortlaması, ardından Danimarka, Hollanda ve Almanya’da bazı ırkçı partilerin kendi ülkelerinde de benzer yasakların getirilmesini istemesi topyekün batının İslam korkunu da gündeme taşıyor. Korkuyorlar ve açıkça referandum gerekçesinde diyorlar ki İslam hızla yayılıyor bunun için önlem almalıyız diyorlar. Dine karşı yasak önlemi alıyorlar. Şimdi biz de onlara karşılık Türkiye’de kilise yapılmasını, restorasyonunu yasaklasak, hatta kiliseleri kapatsak yeri midir? Yeridir. Ancak biz onlar gibi korkak değiliz ki yasağa gidelim. Biz kendimize güvendiğimiz için kilise de serbest olsun diyoruz. Biliyoruz ki İslamın fikri gücü kiliseyi miliseyi dinlemiyor, hak o kadar parlak ve güçlü ki hiçbir yasağa gerek yok o kendini gösterir.
YOLSUZLUKTA VE DIŞ BORÇTA YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ
Şimdiye kadar Türkiye denilince dış borçta ve yolsuzlukta aklımıza ne gelirdi? Dünyanın en borçlu ülkesi, dünyanın en yolsuzlukların kol gezdiği ülke aklımıza gelirdi. Aslında geçmişte bununla ilgili veriler yayınlandığı için böyleydi. Bir zamanlar yapılan araştırmada yolsuzluklar konusunda ülk üçte çıkmıştık. Ama bu yıl içinde yapılan son araştırmada yolsuzluk oranlarına göre Türkiye sondan üçüncü. En az yolsuzluk Japonya ardından Güney Kore ve ardından Türkiye. En çok yolsuzluk ise Rusya, Kanada vesaire… Demek ki Türkiye’de çok şey değişmiş. Artık yolsuzlukta rekor kıran ülke değiliz en iyi durumdayız. Dış borç listesi yayınlandı önceki gün. Türkiye dış borç konusunda en az borçlu olan ülkeler kategorisinde. En fazla dış borç on trilyon dolardan fazla bir rakamla Amerika, ikinciye 5 trilyon dolarla İngiltere, ondan sonra sırayla Almanya ve Avrupa ülkeleri geliyor. Türkiye’nin dış borç sıralamasında adı bile yok. Oysa bir zamanlar Türkiye dış borç batağındaki ülke olarak takdim edilirdi. İrlanda’nın dış borçları Gayri Safi Milli Hasılasının 5 katı büyüklüğündeymiş. Müthiş bir şey. Bunlar gösteriyor ki Türkiye iyi yolda. Kendini oldukça toparlamış ve dünyanın parlayan yıldızı olacak. Yeter ki içerdekiler bunun farkına varabilsin.
İSRAİL TANKLARI VERMİYOR
İsrail ile ilişkiler gerilmeye devam ederken Tank modernizasyonu işi de iyice karışıyor. İddialara göre İsrail bu projeyi iki yıl geciktirmiş durumda ve tankların ağırlıkları konusunda şartnameye de uymuyor. O yüzden teslim etmiyor. Şimdilerde bu tank modernizasyonu ihalesinin verildiği günler tartışılmaya başlandı. O dönemin Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu yazılara konu olmaya başladı. Bizler ta o zaman on yıl önce bu işi kurcaladık, yazdık çizdik ama kimse oralı olmadı. Çünkü o zamanın şartları İsrail rüzgarından dolayı ters esiyordu. Başta Çevik Bir vardı. Çok işler döndü bu Tank işinde. Şimdi olaylar yavaş yavaş netleşiyor. İsrail’in bu ihaleyi almak için nasıl baskı ve tehditler uyguladığı, projeyi onaylamayan askeri bürokrasinin nasıl istifa ettirildiği yazılıp çizilmeye başladı.
MIŞ
*Terör örgütü açılımı provake etmek için elinden gelen her şeyi yapıyormuş. Türkiye’nin birçok yerinde çocuk denecek yaştaki gençleri sokğa döküp polise saldırtıyormuş. Son demlerini yaşıyorlar. Bu son çırpınışlar.
DAMLA
Bütün dünyayı araştırdım, iyi huydan daha liyakatli bir şey bulamadım. (MEVLANA)