Aptal insandan hukukçu olmayacağı gibi insanları aptal yerine koyanlardan da hukukçu olmaz.
İki tip hukukçu vardır.
1- Kendi şahsıda dâhil hukukun önünde herkesi eşit kabul eden ve kendisinin değil, yaptığı işin vazifenin yani ‘Hukukun’ üstün olduğu bilincinde olan hukukçular.
2- Diğer tip hukukçu ise, Yaptığı iş dolayısıyla kendisini üstün addeden ve diğerleriyle asla hukuk önünde kendisini eşit görmeyenler.
Birincisi kanun ve yasaların ve hukukun üstünlüğünü bizatihi İnsanın üstünlüğünden ve ona hizmet etmekten aldığını bilir. Çünkü bilir ki;
İnsan için olmayan hukukun bir üstünlüğü yoktur.
Dolayısıyla Merkezi anlayış insana hizmettir.
İnsan için hak ve adaleti yasalarda kanunlarda ve hukuk da dâhil her şeye karşı sağlamaktır.
İkinci tip hukukçuda ise merkezi anlayış ego-santiriktir.
İnsanın hiçbir önemi yoktur.
Önemli olan var olan ve kendisinin işine yarayan sistemi korumaktır.
Hâkim olan mantık sistem için bir değil bin insan feda olsundur.
Oysa bir insanın hak ve adalet kayıbı bütün insanlığın kayıbı hakikatinin temellendirdiği ‘Adalet Mülkün temelidir’ Hukuki düsturu gereği bir insan için bin sistem feda olsun olmalıdır.
Hukukun varlık nedeni-hikmeti ve anlamı açısından bakıldığında, 2. sınıf hukukçular, ayakkabıcı, mobilyacı, boyacı, takunyacı v.s. mesabesinde bir mesleğe Hukuku dönüştürerek bir ‘Meta’ haline getirirler.
Oysa ‘Hukuk’ bir ‘Meta’ değil, anlamını İnsan değerinden’ alan bir kavramdır.
Neden ayakkabıcı-mobilyacı v.s. gibi meslekleri sayıyorum..!
Bu meslekleri ve erbabını aşağıladığım için değil (Haşa)
Hakikatte var olan değerler hiyerarşisi, bakımından insanın işkembesi ile ilgili olan meslekler, insanın insanlığını muhafazası ve kemaline yönelik meslekler karşısında daha aşağıdadır.
Dolayısıyla Kemalatla ilgili olanlara ‘Havas’, işkembesi ile ilgili olanlara ‘Avam’ denilmiştir.
Havas ve Avam bu gün anlaşıldığı şekli itibarı ile anlamını ‘Yöneten ve yönetilen sınıf ayrımından almaz.
Bu bakımdan kendisini üstün gören ‘Hukukçu’ avamdır.
Kendisini değil de bizzat ‘Hukuku üstün’ gören hukukçularda havastır.
Bu perspektiften bakıldığında, meslek liselerinin katsayı çilesinin müsebbibi olan ‘Hukukçular’ ayakkabıcı takunyacı gibi meslekleri icra eden sıradan birer ideolojik mühendisliğin işçileri seviyesindedirler.
Yani avamdandır.
Yani insan olmak bakımından eksik olduğu halde havasla ilgili bir meslek icra etmeye çalışan anlamınadır.
Ve verdikleri kararlar da ‘Hukuki’ değil ‘Takunya-ayakkabı’ gibi avamileştirdikleri mesleklerinin bir ürünüdür.
Ürünlerini tüketmeye zorladıkları tüketicinin bu üründen üstelik rahat olmaları gibi bir kaygıları da yoktur.
‘Hukuk’ bunların elinde tüketilen bir ‘EMTİA’dır.
‘Hukukun Üstünlüğü’ diye kastettikleri-anladıkları hukukçunun üstünlüğüdür.
Bir mesleğin üstünlüğü, o mesleği icra edeni üstün kılmaz.
Eşyanın doğası gereği, bir mesleğin meslek hiyerarşisine göre icra edenlerde, insani değerler ve hak ve adalet bakımından hiyerarşik bir konumda olmazlar.
Eğer bunun aksi söz konusu olmuş olsaydı.
Despotizmin ve zulmün ortadan kaldırmanın bir meşruiyeti bulunamazdı.
Binaenaleyh ne zaman Hukuk erbabı kendinden mülhem bir şekilde ‘Hukukun Üstünlüğünden’ Hukukçunun üstünlüğünü istihsal ederse bulunduğu makamdaki meşruiyetini yitirmiş avamileşmiş demektir.
Ne yazık ki hukuk sistemimizde hâkim olan sınıf 2. sınıf avami-hukukçulardır.
Katsayısı zulmü-başörtüsü zulmü bu sebepten devam etmektedir.
- Sınıf Havasi hukukçuların hâkim olması dileğiyle
Vesselam.