‘Yaş 35 yolun yarısıdır’ derler ya, ondan sonra ‘geri sayım başlar’ derler, bir başka deyişle ‘en güçlü olduğun an, en zayıf olduğun andır´ denir ya, onun gibi bir şey.
Zirveden sonra geri sayım başlar. İşte Ak Parti iktidarı da 7 yılını devirirken gerilemeye başlamış görünüyor.
Kilo kaybetmeye, yaşlanmaya, en önemlisi de yüz eskimesi nedeniyle aşınmaya başlamış görünüyor.
Ne eski heyecan var, ne de çok büyük umutlar. Alternatifsizliğin vermiş olduğu potansiyeli kullanıyor halen. Aslına bakılırsa Erdoğan’ın karizmasından yedi bugüne kadar. Ancak artık bu karizma da zayıflamaya başladı. Her insan gibi iktidarlar büyürler, güçlenirler, sonra zayıflayıp düşüşe geçerler. Menderes’te de, Özal’da da yaşanan bu süreç şimdi Erdoğan ve Ak Parti’de yaşanıyor. Bu yaşlanmayı, aşınmayı ve kilo kaybını durdurmaya başlamazlarsa artık hiçbir şey çantada keklik görünmüyor. Belki bürokraside ve iktidarın işleyiş tarzında hiçbir sıkıntı görünmüyor, hatta daha güçlü hissediliyorsa bile halk arasında, vatandaş nezdinde, sokakta güç kaybettiği yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Peki hükümet neden zayıflıyor? Yapacaklarını yapamayıp veya yapmayıp, yapmayacakları ile uğraştığı için. Yapacakları neydi? Bu kadar gücü ve milletin iradesinin desteğini elinde bulundurduğu bu geçen süre içerisinde yepyeni bir anayasa, demokratik bir anayasa işin başta geleniydi. Yeni anayasa yapılamadı, başörtüsü işi denendi başarılamadı, imam hatip olayı bulaştı kaldı, parti kapatmayı zorlaştıracak düzenleme bile yapamadılar.
İMF yine sırtımızda. Çalışanların gelir düzeyi halen zayıf. Türkiye vaat edildiği gibi büyük bir ekonomik bir hamle yapılamadı. Sağlıkta bir şeyler yapıldı edildi ancak şimdi bu sektörde de sıkıntılar baş gösteriyor. Eczacılar, özel hastaneler ayakta. SGK açığı büyüyor. Memurlar isyanda. Dış politikada güzel şeyler oluyor ancak bunun da henüz sonuçları netleşmedi. Yargıda reform yok, eğitimde fazla değişen bir şey yok.
İktidarı en çok yıpratan ve zayıflatan ise şu açılım olayı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bugün Kayseri’de olacağını düşünerek bu yazıyı yazıyorum. Açılım, Ak Parti iktidarına desteği her geçen gün azaltıyor. Bunu her gün vatandaşlar arasında yaşayarak bizler çok iyi görüyoruz. Bu işin sonu nereye varacak diye soruyor halk. Terör örgütü bir kalkışma hazırlığı mı yapıyor, bunlara neden bu kadar pirim verildi diye sorular soruluyor. Yoksa bu açılım iktidara bir tuzak mıydı?
Ak Parti ezilmişlerin, çile çekmişlerin, topyekûn Anadolu insanının bir umudu olarak patlama yapmış ve büyük bir güçle iktidara gelmişti. Oysa baktığımızda şimdi az bir kitlede umut kırıntıları var. Heyecan ise adeta hiç kalmadı. İlgi. Alaka zayıflıyor. İllerde teşkilatlar vatandaşı doyuracak bilgilendirmeyi ve çalışmayı yapamıyor. Ha var ha yok. Sadece Başbakan’ın karizması ile ancak buraya kadar. Daha fazlası lazımken geriye saymak dayanılmaz bir irtifa kaybını beraberinde getirmeye başladı. İktidarlarda önemli olan halk desteğidir. Yeter ki millet küsmesin, millet uzaklaşmasın. 7 yıl boyunca bence çok daha fazla şeyler yapılabilirdi. Bu büyük güç gerektiği gibi kullanılamadı. Halka eğilme, halkı ve sokağı dinleme gündemlerinden kalkınca vatandaş da yüz çevirir. Durum bunu gösteriyor. Bu millet % 4’’yi neden verdi? Cumhurbaşkanlığı seçiminde milletin isteğinin tersine baskılar olduğu için. Mağdur edildiği için. Peki, şimdi seçim olsa millet iktidara ne için oy verecek? İyi düşünmek lazım…