ALKIŞ
*Bir yıl boyunca yaptığı çalışmalarla takdir toplayan İlim Yayma Cemiyeti Kayseri Şubesi’ne,
DUYDUNUZ MU?
*Devletin kurumları içinde ahengin bozuk göründüğünü ve güven bunalımı yaşandığının iyice hissedilmeye başlandığını,
*Seferberlik Tetkik Kurulunda yapılan aramaların üçüncü gününde de devam ettiğini,
*Bu kurumdaki bazı kozmik odalara sadece 6 kişinin girebildiğinin ileri sürüldüğünü,
*Dezenformasyoncuların işbaşında olduklarını,
*MHP’nin bu arama olayında da sağduyulu yaklaşım gösteren partilerin başında geldiğini,
*Baykal’ın ise her zamanki gibi işi başka noktalara çekme peşinde koştuğunu,
*Türkiye’deki devam eden operasyonların en hassas ve kritik aşamaya geldiğini,
*Saadet Partisinin Kayseri’de yeni teşkilatlanmasını tamamladığını ve İl Başkanı Mustafa Akkaş’ın dün yeni yönetimi basına tanıttığını,
*PKK’nın yerini almaya çalışan KCK’lıların bazı illerde yine boy göstermeye sokakları yıkıp yakmaya devam ettiklerini,
*Marketlerde ilaç satılmasına yönelik girişimlerin eczacıları paniklettiğini,
*İsrail’in dünyaya meydan okuyarak işgal ettiği bölgelerde 700 konut daha yapacağını açıkladığını,
*İran’ın içine adeta kurt düştüğünü, gösterilerin devam ettiğini,
DEZENFORMASYONCULAR İŞ BAŞINDA
Efendim neymiş duydunuz mu? Bir ihbarcı önce Seferberlik Tetkik Kurulunu aramış ve TSK’dan bilgi ve belge sızdıran subayın şu anda Arınç’ın evinde olduğunu, Ak Partililerle toplantı yaptığını söyleyip kapatmış telefonu. Eeee… Sonra ne olmuş? Tabi durumdan vazife çıkaran albay ve Binbaşı araba kiralamışlar ve Bülent Arınç’ın evini gözetlemeye başlamışlar. Sonra ne olmuş? Aynı ihbarcı bu kez de emniyeti aramış ve demiş ki Bülent Arınç’a suikast yapacak subaylar falanca plakalı araçla evin etrafında dolaşıyorlar. Sonra polis gelmiş ve bunları gözaltın almış. Ardından da Seferberlik Tetkik Kurulu’na baskın yapmış….. Vay beee…. Durum bu kadar basit mi? Çocuk inanmaz. Korkoca devletin koskoca güvenlik birimleri bir ihbarcı sayesinde birbirine girmiş. Bu iddiayı Ana muhalefet partisi lideri Baykal bile söylüyor. Fatih Altaylı gibi bir gazeteci yazıyor. Uğur Dündar gibi bir televizyoncu söylüyor. Çocuk olsa inanmaz diyoruz ama onlar sanki inanıyormuş gibi dezenformasyona girişiyorlar. TSK ve Polis bu ihbarcıyı bulamaz mı? Ya da karşı karşıya geldiklerinde kardeşim bize böyle bir ihbar geldi deyip durumu düzeltemezler mi? Olacak şey değil.
İSİMLERİ ÇIKAR DİYE Mİ KORKUYORLAR
Günler süren aramalar kimilerini panikletmiş gözüküyor. Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, Fatih Altaylı, Murat Yetkin gibi gazeteciler, Baykal ve Cindoruk gibi siyasetçiler karşı atağa geçmiş durumdalar. Hatta satır aralarında kaygıları ortaya çıkıyor. Diyorlar ki yarın ertesi gün bazı gazetelerde buradaki bilgiler sızdırılarak yayınlanırsa, bazı isimler üzerine haberler yapılırsa diye feryadediyorlar. Demek ki çekindikleri ve korktukları bir şey var. Şimdi ben düşünüyorum da Devletin bağımsız yargısı durup dururken ne diye bu Seferberlik Kurulu’nda günler süren aramalar yapsın? Vatan haini mi ki gizli devlet sırlarını ortaya saçsın? Olacak şey mi? Ortada savaş yokken seferberlik kurulu ne iş yapıyor acaba? Bu sorunun cevabı çok önemli. İç düşman üretip onları fişleyip, hatta kafalarına uymayan hükümetlere yönelik siyasetçilere yönelik bir plan mı yapılıyor? Asıl bu soru araştırılıyor. Yoksa şurası bir gerçektir ki savaş anında her Türk seferberlik eridir. Yedisinden yetmişine, kadınından erkeğine. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
CİNDORUK’UN DERDİNE BAK
Bir ülke ki Başbakanvekiline suikast iddiaları çıkıyor, bağımsız yargı bu olayın üzerine gidiyor ama muhalefet partilerinin bazılarının liderleri ise olayı çarpıtmaya, üstünü örtmeye, sulandırmaya ve mecrası dışına çıkarmaya gayret gösteriyor. Baykal ve Cindoruk olayında olduğu gibi. Bu memleket düzelir mi? Kardeşim bunun adı can tehlikesi. Sıradan basit bir küfürleşme ya da laf atışması değil. Cindoruk Efendi çıkmış suikast olsa Arınç’tan mı başlar bu iş? Diyecek kadar pişkinlik gösteriyor ve hadiseyi manipüle etmeye çalışıyor. Sanki bu ülkede benzerine hiç rastlanmamış gibi. Bu ülkede Başbakan Özal’a hem de Başbakanken suikast yapılmadı mı? Yara almadan kurtulmadı mı? Kurşun sıkan yakalanmadı mı? Bu ülkede darbe hiç olmadı mı? Başbakanlar bakanlar asılmadı mı? Bu ülkede kontra terör yapılmadı mı? 12 Eylül neyin nesiydi? Şimdi buna karşı önlem almak isteyenleri yıldırmaya, püskürtmeye çalışmak ne demek oluyor?
MHP YİNE MİLLETTEN YANA
Milliyetçi Hareket Partisi ne zaman bir kritik ortam olsa, kırılgan bir zemin belirse tavrını sağduyulu olarak koyuyor. Başrötüsü meselesinde, Anayasa değişikliğinde, Cumhurbaşkanı seçiminde, Ergenekon operasyonlarında bu tavrını millet olarak gördük ve alkışladık. Şimdi benzer bir tavrı Özel Harp Dairesi aramalarında da gösteriyor. Yapılan açıklamada kurumlarda illegal yapılar varsa mutlaka temizlenmeli diyor. Bunun anlamı şu: Bağımsız yargıya güveniyoruz ve icraatlarını destekliyoruz. Kimsenin ayrıcalığı olamaz.
Bahçeli’nin MHP’si hiçbir zaman Baykal’ın CHP’si gibi olmadı. Olamaz da….
MIŞ
*2009 yılı biterken aklımızda kalan en önemli kelime operasyon oldu. PKK operasyonu, KCK operasyonu, Ergenekon Operasyonları, Darbe operasyonu, belge operasyonu, Özel Harp operasyonu vs. vs….
DAMLA
Aynı gökte uçarlar, ama kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır.