Bizim gibi düşünmeyenlerin safında neler oluyor neler bitiyor diye baktığımızda yani tabiri caizse karşı tarafa, yolun karşısına geçip baktığımızda onların gözüyle manzarayı umumiye nasıl görünüyor dersiniz? Son derece karamsarlar. Devletin en mahrem yerlerine girildiği, devletin tarumar edildiği, TSK’nın yıpratılmak şöyle dursun dağıtıldığı, ülkenin bölündü bölünecek hale geldiği, bir cemaatin ülkeyi işgal etmek üzere olduğu, darbe iddiaları ile karşıt darbe yapılmaya çalışıldığı söyleniyor, yazılıyor, çiziliyor. Öyle ki son derece demokrat olduğunu sandığım Nuray Mert bile eyvah tek parti dönemine gidiyoruz diye söyleşi vermiş.
Tüm bu panik ve karamsarlığın bir dezenformasyon mu, yoksa bir paranoya mı olduğu noktasında net bir kanaatte değilim. Kozmik odanın yargı kararıyla bizzat hakim tarafından aranması, suikast ve darbe iddialarının yine yargı tarafından araştırılması karşısında bu panik havası niye? Karşı devrimle ne alakası var, tek parti dönemi ile ne bağlantısı var? Bir yandan Ergenekon’un en hızlı savunucularından biri olduğu iddia edilen İlhan Selçuk bile Türkiye’de bir şeriat tehlikesi kalmamıştır derken diğer taraftan karşı darbe oluyor söylentileri neyin nesi? Gerçekten bir karşı darbe veyahut da tek parti rejimi tehlikesi mi var yoksa şimdiye kadar memleketi babalarının çiftliği gibi gören, önüne geleni tokatlayan, har vurup harman savuran, siyasi iktidarlara muktedirlik alanı tanımayan kesimin ipleri kaçırmasının verdiği bir panik atak mı? Neden korkuyorlar, neden çekiniyorlar? Darbe iddiaları da araştırılsın, suikast iddiaları da. Devletin içinde çeteler varsa, emniyette de askerde de ortaya çıkarılsın. Yargı reformu da yapılsın, yeni bir anayasa da. 27 Mayıslar da olmasın, 12 eylüller, 28 şubatlar, 27 Nisanlar da olmasın. Memleketimiz 30 yıldır çektiği terör belasından kurtulsun kim istemez?
Şunu karşı taraf da bilmeli ki hiç kimse bu memlekette Türk Silahlı Kuvvetlerinin düşmanı değildir. Kimse Laik rejimi yıkmak peşinde değildir. Hiç kimse tek parti rejimlerine hasret değildir. Tek istenen huzurlu, güvenli, demokratik ve özgürlükçü bir Türkiye olsun. Güçlü bir Türkiye olsun. Devletin imkanlarını kullananlar kendilerini evin sahibi görmesin, derin ağlar örmesin. Bakın İstanbul, İzmir, Antalya, Muğla, Ankara, Adana ve diğer illere…. Yılbaşı kutlamalarına, televizyon ekranlarına, sokaklara, caddelere, parklara….Sivil darbe ile ne alakası var? Kim yapıyor sivil darbeyi? Nasıl yapıyor? Kime karşı yapıyor? Var mı böyle bir şey…. Ama oturdukları zeminin kaydığını görenler çareyi karşı darbe yapıyorlar çığırtkanlığına dönüştürmek peşinde. Bu memlekette özgürce seçimler yapılmıyor mu? Genel seçimler, yerel seçimler, hatta şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimini bile halk yapmayacak mı? Kim kime şu partiye oy verme diye silah tutuyor, tehdit ediyor var mı böyle bir şey? Bakınız önümüzde bir genel seçim daha var. Halk istemezse gönderir iktidarı yenisini getirir.
Dikkat çekmek istediğim husus odur ki: güçlerini tümüyle kaybetmek üzere olanlar canhıraşane bir şekilde provokasyona sarılmışlardır. Her zeminde her yerde…..