Yasal olmayan yollarla kullanılan enerji bir zamanlar yoğun bir gündem halinde varlığını korudu. Kaçak enerji kullanımı ile ilgili yıllık zarar bilançoları açıklandı. Son olarak devlet bakanlarından birisi kaçak enerji kullanımının haram olduğunu fetva verir gibi açıkladı. Benzeri sözleri görevini tam yapmayan memur için devletin zamanından hırsızlık yapıyor, çalışan işçiler de patronun zamanından çalıyor, biçiminde duyar olduk.
Başkanının, devlet bakanının, müdürün, patronun söylediklerinin hepsi doğru sözler; hiçbir itirazım yok söylenenlere. Peki rantiyecilere ödenenler ve anlamsız makyaj için devlet törenlerinde harcananlar, ihalelerde yapılan haksız kazançların sonuçlarının meydana getirdiği bütçe açığının insanlara ödetilmesi nedir? Sadece bakanlar kurulu kararı ile alınan yüksek vergi kararları ve tüm kamunun malı olan KİT’lerin ucuz fiyata satılması nedir? Bu yapılanlarda milletin cebinden hissettirilmeden yapılan hırsızlık değil mi? Sonra da “onlar oturduğu yerden maaş oluyorlar, onların maaşlarını asgari ücretten vermeyeceğim”,sözlerini söylenenler kul hakkı işlemiyor mu?
Kâr etmek isteyen şirket mantığıyla, taşeronların eline tevdi edilen kamu işlerinin sonucu her an için işten çıkarılma korkusu içinde yaşayan insanlarla dolu kamu hizmetlerini görmek hangi vicdana sığar? Fazla mesai yaptırılırken hakları verilmeyen işçiler, “benim hakkım ne olacak”, dediğinde kapı önüne konuluyorsa; haram, hırsızlık, kul hakkı gibi hakkaniyet sözlerini söyleyenler ellerini vicdanına koyarak kendi ayıplarını da görsünler.
|