Güzel ülkemizin daha da güzelleşmesi için;
Yetiştirilmiş, eğitilmiş, donanımlı insanlara ihtiyaç vardır.
Bu insanlarımız edindikleri bilgiyi, güncel yaşamlarında kullanabilmeli, gelecek için bilgi yatırımı yapabilmeli, kendisi, ailesi ve ülkesi için geleceğe yön verebilmelidir.
Devletinde planlı eğitimi, bu amaç için değil mi?
Her yetişkin ilköğretimin zorunlu olduğunu bilir.
Dağda, kırda, bayırda, kentte herkes bu bilginin farkındadır.
Çok yakın bir gelecekte, okul öncesi eğitim ülkemizde zorunlu hale gelecektir.
Devlet okul öncesi eğitimi zorunlu hale getirmek için alt yapıyı oluşturmaya çalışmaktadır.
Devletin bu uğraşı en kısa sürede sonuç vereceğe benziyor.
Çünkü çalışmalar ciddi ve yoğun bir şekilde devam ediyor.
Burada devletin eğitim politikasını değil, belirli yaş grubu çocuklardan söz etmek istiyorum.
6 ile 15 yaş grubu çocuklardan söz etmek istiyorum.
6 ile 14 yaş çocuğuna ilköğretim zorunludur.
Her aile bu yaş grubu içindeki çocuğunu, ilköğretim okuluna göndermek ve bu eğitimden geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Eğer çocuğa bakacak kimse yok ise, devlet çocuğu koruma altına alarak, bu eğitimi almasını sağlamaktadır.
Devlet şemsiyesi altında çocuklar, ilköğretim eğitimini aldıktan sonra, yönlendirmeyle ya meslek liselerine, ya da akademik eğitim için çeşitli orta öğretim okullarına gönderilmektedir.
Bunun nesi var derseniz söylenecek bir şey yok.
Bizim söylemimiz kazanç için, kolay yolu seçen açıkgözleredir.
Başkalarının sırtından geçinen asalaklaradır.
Bizim sözümüz çocuklara asalak olan, acımasız ve merhamet duygusu olmayan canileredir
6 ile 15 yaş çocuklarını kendi amaçları için kullanan vicdansızlaradır.
Vicdanı olmayan bu insanların dolmak bilmeyen büyük bir cüzdanları vardır.
Bu insanlar kendi amaçlarına ulaşabilmek için, korunmaya ve kollanmaya muhtaç olan her mahzun çocuğu, acımadan harcayabilecek bir yapıya sahiptirler.
Bu insanlar için önemli olan, onların ulaşmak istedikleri amaçlarıdır.
İstismarsızların baskıları altında zorda kalan çocuklar, ne tür zorluklarla karşılaşmaktadırlar.
Bunlar bildiğiniz konu başlıklarıdır.
Olsun ben bir kere daha tekrar etmek istiyorum.
Dilencilik, mendil satıcılığı, çiklet satıcılığı, tartı işi, ayakkabı boyacılığı, hırsızlık, dini içerikli küçük materyal satıcılığı gibi işlerdendir.
Kaçırılan ve organ nakli gibi işler için kayıp olan çocuklarla ilgili haberlerle de sıkça karşılaşmaktayız.
Cinsellik uğruna kaçırılan ve hayatlarını kayıp eden çocuklarla ilgili haberler ise oldukça fazladır.
Üzülmemek elde değil.
Dinimizde çocuğa sabi diye hitap edildiğini bilmeyen yetişkin yoktur.
Koruma yerine horlanan, işkenceye uğrayan, öldürülen çocuklar bu toplumun bir yarasıdır.
Bir şeyler yapmalıyız.
6 ile 14 yaş grubu çocuklarını dilencilik ve buna benzer yollara zorlanmalar oldukça yüksektir.
Bu oran azımsanacak gibi değil.
% 4 ile %8 lerle ifade edilmektedir.
Metropollerde bu oran daha da yüksek denilmektedir.
Oysa bizim ülkemizde de çocukların çalıştırılması suçtur.
Dilencilik ya da sokak çocukluğunun suç olduğu ülkemizde, sokakta ki gözle görünen çocuk sayısında ki artış bizleri fazlasıyla düşündürmektedir.
Bizler çocukların, eğitim yuvası ve korunma evleri çatısı altında olmasını istiyoruz.
Her çocuk zorunlu eğitimden geçmelidir diyoruz.
Bunun için eğitim sorunu sadece milli eğitimin işi değildir.
Yardımlaşma ve takım oyunu kaçınılmazdır.
Yerel yönetimler, kolluk kuvvetleri, koruma evleri daha da dikkatli olmak zorundadır.
Ceza bir yaptırım ise,
Yasalar uygulanmalı, hak edene herkese gereken ceza verilmelidir.
Cezai durumun başlatılmasında, kolluk kuvvetlerine, şehir merkezlerinde ise şehir zabıtalarına büyük sorumluluk düşmektedir.
Bu kurumlar, çalıştırılan çocukları bulmak ve eğitim kurumlarına teslim etmek zorundadırlar.
İnanıyoruz ki ülkemiz bu sorunu da kolayca aşacaktır.
Sonuçta Bedrettinler ağlamayacaktır.
Yine inanıyorum ki adlarını sayamayacağımız binlerce çocuğumuz, gerçek çocukluğunu yaşayarak, hak ettikleri eğitim ortamıyla bululaşacaklardır.