Bir mahfil anketleri kamu gündemine koyup ta, iktidar partisinin oy oranı düştü söylentileri yayılmaya başlamış.
MHP yükselmekte denilmeye başlamış, Sayın Devlet Bahçeli de seçim tarihi bile açılamıştı.
MHP’li-CHP’li-AKP’li birkaç önemli arkadaşlar arası oturmalarda, özellikle MHP’li arkadaşlarım daha bir iştiyakla konuşuyorlardı.
Heyecanla AK partinin de artık yolun sonuna geldiğini ve oy kaybetmeye başladığını, MHP den başka da iktidar olabilecek partinin olmadığını halkın bunu anladığı için gayet normal bir şekilde MHP’ tercihinin yükseldiğini vesaire vesaire diyorlardı.
CHP’li arkadaşlarda biraz buruk ama umutlu, ha MHP yükselmiş ha CHP fark etmez nasıl olsa Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Deniz Baykal ruh ikizi diyerek iç geçiriyorlardı.
Tabi benim bakış tarzımı bildikleri için de ısrarla anlatıyorlardı.
Hele durun...
Demiştim.
Daha konuşmak için çok erken ve kazın ayağı hep anketlerin gösterdiği gibi çıkmamıştır.
Yav kardeşim niye inat ediyon bu sefer görecen bak MHP tek başına iktidara gelecek diyorlardı.
Sen niye bize iktidarı yakıştırmıyorsun diye de sitem ediyorlardı.
Kardeşim benim derdim hangi parti olursa olsun bu dünya kojüktürün de koalisyon değilde tek parti iktidarının olmasıdır.
Bu halleri ile, Ne Sayın Deniz Baykal ve ekibi, nede Sayın Bahçeli ve ekibi tek başlarına ne iktidar olabilecek durum arz ediyor nede tek başına bir iktidarı kaldırabilecek ehliyetteler.
Üstelik iktidara kendilerini götürebilecek bir siyaseti üretme yeteneğine sahip değiller. Dediğimde hoplayıp bana kızıyorlardı.
Bakın sevgili dostlarım örneğin; Ne Sayın Baykal, nede Sayın Bahçeli, Davosta başbakan olarak bulunsalar bir ONE MINUTE üretebilecek yetenekte değiller.
Recep Tayip Erdoğan’ı sevmeyebiliriz.
Bu işin hamaset tarafına düşer.
Hamasetle siyaset-siyasi analiz yapılmaz.
Bir Bakın Başbakanın Mecliste yaptığı tarihi bir konuşma var, tekrar tekrar bir dinleyin bakayım.
Bu konuşmayı yapabilecek kaç lider tanıyorsunuz..!?
Kaldı ki, En önemlisi iç siyaset başta olmak üzere ekonomiden birçok şeye kadar direk etkileyen, Diş politik strateji üretebilecek bir ekipleri yok.
Siyaset ekip işidir.
Sayın Süleyman Demirel bunca yıl siyasi hayatımıza, bilinen-bilinmeyen ekibi ile vaziyet etti.
Bu açıdan kısırlaşmış partilerdir MHP ile CHP.
Bütün ideolojik partiler gibi.
Sevmeyebiliriz ama Sayın Recep Tayip Erdoğan, dış politika oluşturacağı zaman, önce o ülkenin iç politikasının gündemini kendisi oluşturmakta.
Geçmişteki siyasi parti iktidar dönemlerine bir bakın. Türkiye’nin gündeminde ABD başkanı, Avrupalılar ve İsrail vardı.
Şimdi onların gündeminde Türkiye ve Recep Tayip Erdoğan var.
Bu gün, en Arap milliyetçisi(kavmiyetçisi) olan Mısırda bile Mübarekten daha popülaritesi yüksek.
Suriye’de-Lübnan’da_Ürdün’de ( özellikle buralarda bulunduğum için şahidim) kendi liderlerinden daha çok popüler.
Suriye de, önemli üst seviyede bürokrat akrabamın davetlisi olarak bulunduğum esnada, Suriye’nin önemli ulusal gazetesi El-Teşrinde misafir yazar olarak yazmamı istediler ve bende birkaç kez yazdım.
Yazımı okuyanlar sanki sözleşmiş gibi Sayın Recep Tayip Erdoğan’dan daha çok niye bahsetmiyorsunuz diye sitayişte bulundular.
Sayın Başbakanı sevmeye hiç kimse mecbur değil ama ‘Liderlik’ özelliği apaçık ortadadır.
İyi ekip-kaliteli ve becerikli-yetenekli ekipleri ancak ‘Lider’ özelliği yüksek olan siyasi şahsiyetler toplayabilirler.
Bu eşyanın tabiatının bir gereğidir.
Ben şahsım adına, Askeri ve sifil ideolojik yüksek bürokrasi karşısında AKP iktidarı gibi yumuşak karnı ‘Başörtüsü’ olan bir iktidarın oluşturduğu sorunları aşmada Sayın Başbakanın bu yüksek ‘liderlik’ özelliğinin daha çok rol oynadığı kanaatindeyim.
Askerde olsa sifil de olsa, insan en nihayetinde etkilenen bir varlıktır.
Ve en çokta ‘Lider’ den etkilenir insanlar.
Velhasıl AKP iktidarı ve Lideri her yönden ve her türlü eleştirilebilinir.
Ve fakat hakkı teslim edilmesi gereken bir husus varsa oda asla hamasetle politika yapmadılar.
Buda ‘Lider’ olma özelliğinin bir sonucudur.
Liderler başkalarının gündemlerini işgal etmelerine asla tahammül göstermezler.
Kendileri gündem teşkil ederler.
Örnek mi istiyorsunuz alın işte size örnek;
En son şu meclis kavgasına bir bakın.
Erman Toroğlu gibi –oğlum Ömer sar bakayım şunu başa- diyerek tekrar tekrar bir bakın
Öncelikle spontane gelişmiş bir kavga değil.
Belli ki MHP bu işe hazırlanarak gelmiş.
Konuşma kaseti hazırlanmış.
Ergenekon v.s. den dolayı iktidarla askeri bürokrasi arasında sıcak bir gündem var.
Peygamber_Başörtüsü_GATA bağlamından, Başbakan sıkıntıya sokulabilinir diye bir aklıevvel siyaset mühendisi formülizasyon yapmış ve MHP’ye ısmarlamış.
Rol modellerini belirlemişler ve sahneye sürmüşler.
Sayın Başbakanın eşinin, GATA da yaşadığı olaydan dolayı duygusal
Biliyorlar ki kavga çıkacak.
Kavganın kontrolünü ellerinde bulundurmak için meclisi stratejik kullanmışlar.
Kavgayı bu gözle bir izleyin bakalım.
Hangi MHP’li nerede ve ne yapmaktadır.
Bahçeli sessiz.
Ve seyrediyor.
MHP’li kurmaylar hepsi hırçın.
Ateşe körükle benzin taşıyor.
Sahne tamam.
…
Ben Sayın Başbakanın yerinde olsam.
Kamuoyunda da MHP’nin gerçekten oyunu beni tehtid edecek şekilde yükseldiğini bilsem.
MHP’i frenlemek için tıpkı o mecliste çıkardıkları kavgayı çıkartırırdım.
İşte hamasetle siyaset yapanla, siyaset yapanın arasındaki fark budur.
Bu meclis kavgasından kim karlı çıkacak dersiniz..!?
Hele durun dememin sebebi bu işte.
Eğer MHP, lideri ve kadrosu, seçim gelip geçinceye kadar ‘TIP’ deyip hiç konuşmasınlar ve asla siyaset yapmasınlar ben onlara mevcut sandalye sayısının 2 katı kadar bir sayı ile meclise döneceklerini garanti ediyorum.
Bu halleri ile MHP’nin en büyük siyaseti konuşmamak ve siyaset yapmamak olmalıdır.
Hele bu seçimde PKK da eylem yapmasa ve üstüne üstlük birde şu demokratik açılım tutarsa…
Hamasetle siyaset yapılabilinseydi şuan en büyük lider Mesut Yılmaz olurdu veya Tuncay Özkan.
İkisinin de şu anki haline bakın ve ibret alın.
Ne diyebilirsiniz:
‘Bunlar vatan haini ülkeyi satıyorlar..’ dan başka…!?
Bunlar liderlerini (rahmetli Türkeş’i) yanlış anladılar.
Onun zamanında izlediği yol, iktidar olmadan muktedir olma yolu, o günün konjöktürünün bir gereği idi.
Ancak ‘Lider’ özelliği olan birinin izleyebileceği bir yoldu.
Oğlu bile her şeyi öğrendi de, bir rahmetli babasının ne yapmak istediğini öğrenemedi.
Erciyes kurultayında, önüne bozkurt heykeli getirilince verdiği mesajı bile anlamaktan uzaklar.
‘Artık bizim davamızın sembolü olmaktan uzak bunlar..’
Diyerek davayı itikadi sınırlarına mutlaka çekilmesi gerektiğinin altını kalın çizgilerle vurgulamıştı.
Bu gelecekte davanın hayatiyetini hangi sembollerle sürdürebileceğini görmenin getirmiş olduğu bir basiretti.
Var mı bu basiret şimdiki MHP’lilerde ki, iktidar alternatifi olsun.
Kaldı ki, bir iktidarın alternatif olmak bile ‘Lider’ için bir nakısadır
Vesselam.