İnsanlara iyilik yapmak, onlara yeni umut içinde hayallerimizin dünyasında dolaştırmak, hiçbir çıkar gözetmeden sevdalarımızı ideallerimiz haline getirmek bizim için ne kadar mukaddesti. Bizimle aynı duyguları paylaşan insanların sadece duygularımızın bir olması ne güzeldi. Sonra neden diğerleri de bizimle aynı duyguları paylaşmıyor diye kendimizi suçlamaktan alıkoyamazdık kendimizi.
Aramıza giren birisi olunca dünyalar bizim olur. “Tamam, bir adam daha kazandık”, sevincini birbirimize söylemekten kendimizi alamazdık. Ne güzel hayallerimizin dünyasına bir adım daha attık. Hayallerimize omuz veren birisi daha vardı. Oysa nereden bilirdik ki “adın ne” diye yüksek sesle ilk soruya kekeleyerek “beni affedin onlar beni kandırdı”, sözünü gururla söyleyip, bize selam bile vermeyeceğini.
Yolda yürüyenlerin önüne durup “bu yolun sonu yok yol yakınken geri dönün evinize ve ensenizi koyup yatın. Yatmak kadar güzel bir şey var mı ne güzel yolda yürüyüp yorulmaz yolun zorluğunu çekmezsiniz.” Diyenlerin sözleri ile kahırlanır. Yolda yürüyenleri her şeyiyle eleştirenler yolda bir adım atamazlardı, biz yine kendimizi suçlardık. “Yolumuz yanlış mı”, diye içimizden geçirir. Sonra yolda yürüdüğümüz eşeği omzumuza alarak kimi zaman komiklik yaptığımızda olurdu. Nedense yolda yürürken bizi seyredenlere bir türlü memnun edemememin ıstırabı içimizi kemirirdi.
Bizimle beraber yürüyenler yolda bir anda yaldızlı ışıkları görünce bizleri tanıyamamasını acaba gözleri mi kamaştı der sonra kamaşan gözlerinin aydınlığı tekrar bulması için ellerimizi semaya kaldırırdık. Yolun sonunu görebilmek için ne kadar hızlı koşsak ta sonuna bir türlü kavuşamıyorduk.
Neden, neden soruları kafamızın içini kemirirken yolumuzun önünden geçen bir arabanın farından korkup kaçanlar, sağa sola savrulanları artık toplayamadık. Sonra yanımıza gelenler “biz size demedik mi araba çarpar, yoldan yürümek tehlikelidir.” Nasihatlerini tekrar dinlerdik.
Ardımızdan gelenleri göremeyince yoldan biz de çekildik yolumuzda yürüyen kimseyi göremeyince kuytu bir köşede bizi seyredenlerden uzak yaşamayı seçtik. Gönlümüzü yola gömüp, hiçbir şeyi sevemeden yaşar olduk. Sonrada yolumuzun ardımızdan gelenler olmadığı için bırakmak hep acımız oldu bizim. Acımızı kimse ile paylaşamadık.
|