NATO TÜRKÇÜLER, KÜRTÇÜLER, HALKÇI VE SÖZDE CUMHURİYETÇİLER, MİLLETİ SEVİYORSANIZ BATI EKONOMİK TAHAKKÜMÜNÜ KIRMAKTA YARIŞIN
Yıllar –7,8 yıl-- evvel Kayseri Hakimiyet gazetesinde yazdığım bir yazımı ufak değişikliklerle yayınlamayı faydalı buldum ve sayın okuyucularıma arz ediyorum. Cehalet sürdükçe yanlış şeyler için ve milletin aleyhine boğuşma ve didişmeler sürecektir. Dolayısıyla o zaman olan sorunlar yine vardır. Kuran” Fatabiruu ya ulil ebsar—İbret alın ey basiret sahipleri” buyuruyor. Ortada Kuran ın istediği basiretten eser yok. Ama yavaş yavaş oluşmaya başladı altyapısı, hemde küresel çapta uyanmalar var çok şükür. İçimizdeki bölücü ve ırkçıların dolaylı şekilde yaptıkları kargaşa bu uyanışı bastırmanın NATO casıdır. Natonun kuruluş ve varoluş amacı Hrıstıyan Batı gibi, onun çıkarlarına uymayan her şeyi anında yok etmek değil midir. Türkçe konuşacaksın ama Hrıstıyan batılılar gibi yaşayacaksının efendicesididir lailklik denen hokkabazlık..neyse asıl konuya girelim…
Hrıstıyan Batı ekonomik/ iktisadi sistemlerini bize felsefe ve fikirleriyle beraber empoze ettiler. Bunu o kadar okkabazca başardılar ki onların iktisat sistemlerinin kurallarını kabul etmek, geçinebilme ve hayatta kalabilmek için tek seçenek haline geldi. Bu da en evvela bizim haram lokmaya mahkum etti.
Daha sonra da haram ile helal arasındaki farkı yavaş yavaş beyinlerimizden sildi.sonunda bu süreç öyle bir noktaya vardı ki pek çok Müslüman kul hakkı yemeyi, harama set çeken islamın emirlerini budalaca inkar ettiler diyor alim.
Evet bizim ve diğer İslam ülkelerinin serüvenini özetliyor yukarıdaki tesbitler. Kendi acımasız sömürü ağını kurmak isteyen batı sistemi engel olarak gördüğü fikir/felsefe ve mukaddes dini terimleri çağdışı, geri ve evvelkilerin—Esatirül evvelin—hurafeleri olarak lanse etti küresel çaptaki diğer okkabazlıklarıyla beraber. Hakikatlerin üzerine kalın bir kırmızı çizgiyi çekti ki, beyinleri köleleştirebilsin.
Ve umduğundan da fazlasını elde ettiler. Bir Afrikalının şu sözleri hafızamızda yıllar yılı siyah nokta etkisi yapmıştır:”Beyaz adam kıtamıza geldiğinde kitabı vardı. Bizim ise toprağımız vardı. Bu gün ise bizim elimizde kitap var, beyaz adamın—Hrıstıyan batılı—toprağı var. Yardımlarla modernist söylemlerle başlayan ilişkilerin sonunun hangi emperyal istek ve gasplarla neticelenmek istendiğini günümüzde gözlemleyerek müşahede imkanı buluyoruz.
Pembe rüyalardan, insan hakları havariliğinden yer altı yer üstü ve insan kaynaklarına konma vampirliklerine geçmişte gerilim filimlerine taş çıkartan numaralara şahit olundu ve olunacak insanlık uyanana kadar.
Tarih okuyup ibret almıyoruz dolayısıyla iliklerimize kadar tarihin tekerrürlerini yaşıyoruz ahmakça.
“EY İMAN EDENLER! KENDİNİZDEN BAŞKASINI DOST EDİNMEYİN. ONLAR SİZİ BOZMAKTAN GERİ DURMAZLAR SİZE SIKINTI VERECEK ŞEYİ İSTERLER. ONLARIN AĞIZLARINDAN ÖFKE TAŞMAKTADIR.GÖĞÜSLERİNDE GİZLEDİKLERİ KİN İSE DAHA BÜYÜKTÜR. DÜŞÜNÜRSENİZ. BİZ İSE AYETLERİ AÇIKLADIK. “ali İmran”
Tek kuralı /kutsalı “kar”lılık olan,eğer kar edecekse insanlara su yerine alkol içirecek kadar ve hatta su taşıyan arterleri tahrip edecek ve bunu da dünyanın ve doğadaki mücadelenin normal realitesi kabul eden batı felsefeleri arasındaki nüans farklarına rağmen şöyle özetlenebilir:
“Allah CC olabilir veya olmayabilir ama insan ona itaat etmeye mecbur değildir. Tanrının rehberliğine insan aklının ihtiyacı yoktur. Bu hayattan başka insanların emellerinin meyvesini göreceği başka bir hayat yoktur. İnsan tümüyle serbesttir. Bilgisinin tecrübesinin deney ve ihtiyaçlarının ışığında kendi yolunu bulmak zorundadır.
Hayatın gayesi bu dünyada refaha ulaşmaktır, diye özetlenebilecek Hırıstıyani Batı düşüncesinin çirkin ve batıl yüzü görülünce insanın ilahi/ İslami nurlu ışığa ne kadar muhtaç olduğunu bu –Guya—akıllı ve akılcıların dünyaya getirdikleri durumdan yarattıkları kainat cehenneminden çıkarsıyoruz. Fazla söz Kur’an’a yakışır demişler. Kur’an’ın ruhunda ve manasında dirilerek hayatı hayy kılmak azmiyle.