Ülkemizde ve demokratik ülkelerde meşru zeminlerde hak aramak insani olduğu kadar aynı zamanda anayasal bir haktır.
Sizlerde bu hakkınızı aramak için yola çıktınız ve iki aydan beri soğuk havaya rağmen çektiğiniz çileye katlanarak eyleminizi sürdürüyorsunuz. Bizler de bu eyleminize manen destek veriyoruz ve elimizden gelse ekmeğimizi ve yemeğimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Ancak desteklemediğimiz ve yanınızda olmadığımız bir davranışınız var ki; bu davranışınızı tasvip etmek mümkün olmadığı gibi desteklemekte büyük bir vebaldir.
Bu eylemin adı ise açlık grevidir. Çünkü bütün meşru eylemler kahramanlık ister, cesaret ister, direnç ister. Bunun içinde sağlığınızı korumakla yükümlüsünüz. Tıpkı bir sporcunun maça çıkmadan önce kampa girip aktif ve sağlıklı olması gibi. İşte Tekel işçilerinin böyle kendi sağlıklarına dikkat etmesi gerekir.
Çünkü, her insanın kendi sağlığını koruması veya en azından korumaya çalışması hakların en yücesi ve en kutsalıdır. Bununla birlikte Türk Milleti olarak bizler, asırlardan beri mazlumun yanında olmayı seven, merhametli bir millet olduğumuz gibi, güçlü, cesur ve adaletli insanların yanında olmayı da çok daha fazla seven bir millet olduğumuzu hepimiz iyi biliyoruz. Bu itibarla Dünyada hiçbir meşru eylem kendilerini acındırarak başarıya ulaşmamış ve ulaşmasıda mümkün değildir.
Bunun Türk tarihinde Dünya tarihinde örnekleri çoktur.
Bunları düşünüp ibret almamız gerekiyor. Bu görüş ve düşünceler ışığında diyorum ki; inşallah sizin bu meşru eyleminiz güzel bir anlaşma ile sonuçlanır da, bizlerde sizler gibi hep beraber mutlu oluruz.
Ancak, size tavsiyem odur ki, bu eylem sırasında talep ettiğiniz hakkınızı almak için gösterdiğiniz cesur ve kahraman mücadelenizi tarih yazacak, sizlerde kamu vicdanında her biriniz birer kahraman olarak hiç unutulmadan ebediyen yaşayacaksınız. Çünkü sizler, sağlığınızı tehlikeye atarak görevinizi hakkıyla yaptınız. Vebal sizden gitti. Bundan sonraki vebal sendika başkanlarına ve hükümete aittir. Çünkü ülke gündeminin acil olarak çözülmesi gereken birinici sorunu budur. Bu sorun, bugünü yarına ertelemeden acil olarak çözülmelidir. Bu sorun çözülmeden sendika başkanları evlerinde rahat yemek yiyemez. Rahat yatamaz ve rahat uyuyamazlar. Çünkü, siz işçiler sendika başkanlarının öz evlatları gibisiniz. Şu halde, onlardan bir kısmı durmadan hükümet ile mekik dokuyarak mutlaka bir anlaşma sağlaması gerekir. Bir kısmı da, sizin açlığınızla, susuzluğunuzla ilgilenecek ve hatta geceleri sizin yanınızda olacak. Bu meşru mücadelenizin çilesinde işçi liderleri en önde olacak. Nimetlerde ise hep beraber olacaksınız. Değilse, bütün siyasi parti liderlerinin ve sendika başkanlarının sağlığına dikkat edip iyi beslenmeye çalıştığı şu ortamda, sizin açlık grevine gitmeniz çok üzücü olduğu kadar aynı zamanda çokta düşündürücüdür ve açlık grevi sizler gibi helal rızık kahramanlarına hiç yakışmadığı gibi hiçbir insanada yakışması mümkün değildir. Çünkü bizler insan olarak hepimiz sorumluluğumuzu müdrik hareket ederek, sağlığımızı koruyup hem kendimize hem ailemize hemde ülkemize faydalı olup iyi örnek olmak mecburiyetindeyiz.
GÜNÜN SÖZÜ ÖVÜNMEK VE YALVARMAK
Övünmenin korkutmaya,
yalvarmanın acındırmaya,
yemin etmenin inandırmaya
bir faydası yoktur.
DÜŞENİ KALDIRMAK
Düşeni kaldırmayanın, koşanı alkışlaması samimi değildir.
Çünkü, koşanı alkışlamak her kişinin karıdır, düşeni kaldırmak ise er kişinin karıdır.