Ergenekon soruşturması artık toplum tarafından kanıksandı. Devasa bir davanın ne zaman biteceği henüz kestirilemiyor. Birinci iddianame, ikinci iddianame, üçüncü iddianame, birleştirilen davalar falan filan. Ancak son günlerde enteresan gelişmeler sessizce izleniyor. Erzincan’daki hareketlilik dikkat çekiyor. Erzincan Başsavcısına yapılan baskın, evinin makamının aranması, gözaltı kararı, yine Erzincan’da bir Orgeneral’in şüpheli sıfatıyla Erzurum yetkili savcısı tarafından ifadeye çağırılması, onun ifadeye gitmeyişi, savcılığın Genelkurmay’a yazı yazması, 10 günlük süre vermesi, gelmediği takdirde polis nezaretinde getirileceği iddiaları, yine sessiz sedasız İzmir’de Ergenekon kapsamında bir tuğamiral ve bir tümgeneralin ifade vermesi dikkat çekiyor. Tüm bunlar sıradan gelişmeler değil. Türkiye’nin içinde bulunduğu değişimi gözler önüne seren sıra dışı gelişmeler. Düşünün bir kere tüm general sivil savcıya ifade veriyor, orgeneral şüpheli sıfatıyla bir savcı tarafından ifadeye çağırılıyor, yine ses kayıtları, amirallerle ilgili suikast iddialarında ileri sürülen deliller, Başbuğ’un çıkışı, bu çıkış karşısında gelen tepkiler derken bir yığın gelişmeler oluyor. Kimilerine göre iktidar ve bazı cemaatler ordunun gücünü kırmak ve yıpratmak için gayret gösteriyor, hatta dış kaynaklı destekler var, kimilerine göre ise bu Türkiye’de askerin vesayetini kaldırmaya yönelik, demokrasiyi güçlendirici, şeffaflığı getiren, imtiyazlı sınıfları ortadan kaldıran gelişmeler. İşin bu kısmından ziyade benim üzerinde durmak istediğim nokta geçmişle kıyas. Yani geçmişte bazı kesimler vardı ki mümkün değil dokunamazdınız. Bu kesimler içerisinde sermayenin baş temsilcileri, medyada kartelleşenler ve askerler vardı. Son dönemlerde bu ayrıcalığın yerle bir olduğunu görüyoruz. Hatırlayalım Osman Özbek Paşa bizzat görevde iken dönemin başbakanına ne kadar ağır sözler sarf etmiş, bir soruşturma bile açılamamış hatta terfi ettirilip Kayseri’ye atanmıştı. Yine o dönemlerde tanklar yürütülmüş bu konuda en ufak bir soruşturma dahi açılamamıştı. Değil paşa bir üsteğmen bile sivil mahkemelerde yargılanabilir miydi? Şemdinli’yi hatırlayalım. Astsubaylar bile askeri yargıya devredilip sivil yargı devreden çıkartılmadı mı? Hatta bu davayı açan savcıya neler yapıldı?
Ama gelinen noktada baktığımızda eski genelkurmay başkanları ifadeye çağırılabiliyor, eski kuvvet komutanları yargılanabiliyor, hatta muvazzaf generaller hatta hatta muvazzaf orgeneral şüpheli sıfatıyla sivil bir savcı tarafından ifadeye çağırılabiliyor. Jandarma Alay komutanları makamlarında gözaltına alınıp tutuklanabiliyor. Bir şehrin başsavcısına baskın yapılıp evi, makamı didik didik aranıp gözaltına alınabiliyor. Mite baskın yapılıp iki mit görevlisi gözaltına alınabiliyor. Emniyet Genel Müdür yardımcılarına baskın yapılıp tutuklanabiliyor. Bir emniyet müdürü makamında gözaltına alınabiliyor. Bu ne büyük bir değişim. Herkes bunun farkında. Elbette hukukun üstünlüğünü ülkede sağlamak her şeyden önemli. Kendisi bir şehrin başsavcısı diye dokunulmazlığı yok. Kendisi emniyet genel müdür yardımcısıdır diye dokunulmazlığı yok. Kendisi ordu komutanı general diyerek dokunulmaz olma şansı yok.
Demek ki bu alanda çok büyük yol alınmış.