|
Hepiniz biliyorsunuz, ulusal basında özellikle bir kısım medya kuruluşlarına tanınan haber alma hakkından dolayı bir akredite gazetecilik kavramının doğduğunu. Özellikle günümüze kadar Anadolu sermayesi medyanın gücünün farkına varmadan bütün bir enerjisini-heyecanını üretime teksif ederek gelmiştir. Geçmişte siyasi ve ekonomik metropol şehirlerimiz olan Ankara ve İstanbul burjuvası ise yönetim erki ve siyasi iktidarların kanatları altında palazlanarak büyüdüler. Servet ve kazançlarını artırmak ve sermayelerini korumak için medya gücünü çok iyi kullandılar. Anadolu merkezli oluşan ulusal medya ise, böyle bir yapılanmanın farkında olmayarak İstanbul merkezli ulusal medyanın tekerine çomak sokmuş oldu. İstanbul merkezli olmayan ulusal bir medya oluşumunun bu açıdan hiçbir mücadele şansı yoktu. Nitekim onlar da keramet İstanbul da imiş gibi yayın merkezlerini bu şehre kaydırdılar. Anadolu insanının organize ettiği medyatik yayınların, milli hassasiyetleri yüksekti. Oysa İstanbul burjuvasının finansmanıyla oluşan medya, gücünü milli değerleri işine geldiği gibi kullanmaktan alıyordu. Ancak gel gör ki, burjuva finansmanlı medyanın hiç beklemediği şey oldu. Anadolu tabanlı siyasi partilerin peş peşe iktidar ortağı olması, tek başına iktidara gelebileceğinin güçlü emarelerini vermesi, onları sıkıntıya sokuyordu. Zaman zaman üstü örtük, bazen da açıktan açığa Anadolu tabanlı siyasi oluşumların aleyhine stratejiler geliştirerek önünü kesmeye çalıştılar. Yönetim erkinin gözünde Anadolu merkezli siyasi ve ekonomik organizasyonları öcü gibi gösterme çabası her defasında meyvesini verdi. Bu arada Anadolu merkezli siyasi oluşumlara destek veren yayım organlarını da resmi kurum ve kuruluşların nezdinde mahküm ettirdiler. Ve doğal olarak akredite gazete ve gazeteciler oluşmuş oldu. Ülkemizdeki medyanın tarihi oluşumu ve ilişkileri üzerine bir analitik çalışma yapılsa sanırım karanlıkta kalmış bir çok kapalı konuda aydınlatılmış olacaktır. İstihbarat örgütleriyle birlikte çalışan bir çok gazetecinin şimdi kartel medyasının önemli mevkilerinde iş tutmalarını aydınlatmak aynı zamanda bu medya vasıtasıyla önü tıkanmış olan bir çok mağdur milli organizasyonların gerçek gerekçeleri de aydınlatılmış olacaktır. Yerel basında şimdiye kadar milli vasfını kaybetmedi ancak ehil olmayan, gazetecilik meslek ahlakı bakımından zaafları olan insanların yerel yönetim erkleriyle ilişkileri bir açıdan akredite gazetecilerine benzemektedir. Yerel siyasi ve ekonomik güç merkezleri üzerinde etkin olabilmek ve dolayısıyla istifadelenmek için bir kısım yerel medya ve mensuplarının seçmiş oldukları yöntem aynıdır. 'Zaaflarını yakala ve tehdit et' değişmez yöntemleridir. Maalesef bu yöntemin etkili olduğunu üzülerek görüyor ve takip ediyorum. Günü zamanı geldiğinde bu ilişkiler çözülmeye başlayacak ve hepimiz kimin eli kimin cebinde göreceğiz. Bu konuda suçlu olanlar yalnızca söz konusu medya mensupları değildir. En az onlar kadar onların medyatik tehdidine boyun eğerek, zaaflarını örtmek amacıyla bu fırsatı veren siyasi ve ekonomik organizatörlerde suçludur. Bu tür yazılarımı zaman zaman yeri geldikçe sürdüreceğim.Bu benim yazma ahlakımın boynuma yüklediği bir borçtur.
|