Kayseri’de yazarlar geçidi.Yavuz Bahadıroğlu, Cüppeli Hocaefendi, Ebubekir Sifil, Mustafa Armağan ve bayan Cihan Aktaş’ı dinlerken…
“BİZİM SÖZÜMÜZÜ BİZİM GİBİLERE SÖYLEYİNİZ. BİZDEN OLMAYANANLARA ANLATIRSANIZ KÂFİR YAPARSINIZ.”ŞAH-I NAKŞİBEND
Bana isim ve cisim değiştirerek ileti yollayan ve istemediği yanıtlarla karşılaşınca küfür eden küfürbazın biri demagoji ve hile yüklü mesajının sonuna şu vecizeyi eklemiş “Tanrı dünyadaki hükümranlığını yürütmek için iyi insanları kullanır. Dünyaya hükmetmek isteyen kötü insanlarda insanları kazanıp kullanmak için tanrıyı kullanırlar.”Tam ağızlara “Laik” bir söz diyeceğim ama içinde ”İYİ” kelimesi var.
Kayseri’mizde son iki hafta içerisinde yazarlar geçidi vardı, hepsi de seçme ve süper. Gündemi dolduran tatminkâr konferanslar vererek şehrimizin kültür ve tefekkür potansiyeline katkı yapan bu seçkin insanları dinlemek onlarla vakit geçirmekten mutlu bir şey olamazdı okuyan ve okuduğunu anlayıp sorgulayan kitleler için. Bu yazımızda yaklaşık 30 yıldır yazılarını zevkle okuduğumuz kıymetli yazar Yavuz Bahadıroğlu konferansının önemli kısımlarından tuttuğum notları sunuyorum
YAVUZ BAHADIROĞLU: “OSMANLI, ALLAH’IN LÜTFÜ İLAHİ BİR OLAYDIR. KÂİNATTA TESADÜF YOK TASARRUF VARDIR.
Temel ağaç dikme ekibi kurmuş 4 grup 1—Çukur kazma ekibi 2—Ağacı çukura dikme ekibi 3—Ağacı ektikten sonra çukura toprak doldurma ekibi 4—Dikilen ağacı sulama ekibi.
Ertesi gün açılan çukura ağacı dikme ekibi hariç diğer üç ekip gelmiş. Ağacı dikecek ekip yok. Neyse diyor temel, buraya kadar geldik boşa durmayalım diyor, eşiyor geri dolduruyorlar ve suluyorlar ama ağaç dikme yok, yani boş yere çalışma var ortada. Ağaç dikme ortaya faydalı bir eser koyma yok diye başladığı sözlerine, Ülkemizde kâhtı rical yani yetişmiş akil adam sorunu var. Kolay kolay adam yetişmiyor, yetişeni de yaşatmıyorlar bir şekilde manipüle ediyorlar diyerek devam etti. Umutlu insanı yetiştireceksin, insana devlet fikri vereceksin. Hem kafasını, kalbini doyuracaksın Osmanlı’nın ahilikle yaptığı gibi sanatta öğreterek karnını da doyurmak zorundasın. Aksi halde aç ayı oynamaz demişler.
İLK CUNTA: ÇANDARLI HALİL
Çandarlı Halil Paşa Osmanlı’nın vatansever ve en tanınmış sadrazamlarındandır. Fatih çocuk yaşta başa geçiyor ve çocuk olduğu için güvenemiyor ve karşı çıkıyor. Eleştiri yapıyor. Hep aksilik ve zorluk çıkarıyor. Devleti bir maceraya sürüklerse diye korkuyor. Çok deneyimli 70 li yaşlarında bir devlet adamı ihtiyar kurt.
Yeniçeri içerisinde kurduğu cuntayla isyan ediyor. Fatih’in babası Murat Hüdavendigar yeniçeri maaşına “Buçuk, yarım akçe”zam yaparak isyanı bastırıyor. Çandarlı Padişah Muradı tekrar zorla padişah yapıyor. O da gidip Macarları yenip geliyor ve tekrar padişahlığı oğlu Mehmede veriyor.
Fatih ben İstanbul’u alacam diyince Çandarlı telaşlanıyordu. Geçerli mazeretler üretiyordu. Asker babanla ölüme giderdi, seninle karavana yemeye bile gitmez diye Fatihe fırça atıyor. Bizansın surları yüksek ve sağlam onları yıkacak topun var mı diyor sürekli engel çıkarıyordu. Ama Fatih kararlıdır. Hırsı olanın hedefi de olur. Gençler yüreğinizi ortaya koyarsanız yapamayacağınız şey yoktur.
Çandarlı’nın aksine Hocası Akşemsettin ha gayret Mehmet diyor başaracaksın diyor teşvik ediyor.
Osmanlı Devleti bir “Sünnet”Devleti desek yanlış yapmış olmayız. Çünkü Osmanlı 1—SEVGİ 2—BİLGİ 3—İNFAK devleti olarak kuruldu. Türk örfünde erkek hakanın yanında bir de kadın sultan bulunurdu. O dönemde Hayme Anne bir süre şimdiki Haymana’da devleti yönetti. Karışımı fazla olduğu için Osmanlı’da hatalarda yanlış uygulamalarda olmuştur zaman zaman. Dünyada tamamen hatasız olan bir şey gösterin.
Osmanlı Haymana’dan göçüp Söğüt’e yerleşince Şeyh Edebali’de Söğüte gelip yerleşiyor. Osman gazi oğlunu çağırıyor ve bak oğlum bu alim aşiretimizin nurudur, ona saygıda kusur etme diyor. Osmanlı da her başarılı yöneticinin arkasında onu yöneten başarılı bir âlim vardır. Osmanlıda âlim asıl güç, her şeyin kendisine bağlı olduğu bir dominanttı.
17—18.Y.Yılda Osmanlıyı gezen Avrupalı gezginler ve ilmi araştırmacılar Osmanlıya şu şu konularda tesadüfler yardım etti diyorlar. Tabii ilahi yardıma inanmadıkları veya akılları yetmediği için. Osmanlı, ilahi bir mucizedir. İlahi bir oluşumdur, akılla mantıkla izah etmek imkanı yoktur, Batılıların kafa karışıklığı buradan doğuyor. Bir de Osmanlı’da vermek ve infak esastı. Avrupalı seyyahın biri tüm Osmanlı’yı gezdim bir tek dilenciye raslamadım diyor.
Orta Asyadan gelen Osmanlı ilk olarak Van yöresine ahlata yerleşiyor ve 8 yıl orda bir dinleniyor. Bu surede 1—Gaziyan ı Rum 2—Bacıyan ı Rum 3—Ahiyan ı Rum 4—Abdalan ı Rum gibi cihad ve günlük yaşam için gerekli savaşçı teşkilatları kurdular. Kimsesiz çocukları gezdirme vakfı, Genç kızları evlendirme vakfı gibi sosyal müesseseleri tesis etti.
Osmanlı’da mahallenin zengini fukarasından sorumlu tutulurdu. Mahallede fukaraya bir şey olsa oranın zengini çağırır ve arkadaş sen nasıl zenginsin? Allah’tan korkmuyor musun, zekât sadaka vermiyor musun, bak mahallende şöyle şöyle fakir insanlar var diye uyarılırdı. Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”sözü insanın devlet için değil, devletin insan için olduğu esasıdır.
ÜMMETE HARAM OLAN MEHMET’E NE ZAMAN HELAL OLDU
Padişah Fatih Sultan Mehmet önemli ulemayı iftar yemeğine davet eder. Bir kısmı gelmez buna çok üzülür. Ama bakar ki hocası Mollah Gürani gelmiş memnun kalır ve beraber iftar etmek için yanına, masasına oturur. İftar vakti gelir ezan okunur ama Molla Gürani yemek yemiyor. Şaşırır ve sorar hocam niçin yemiyorsunuz? Mehmet Ümmete haram olan altın ve gümüş ne zamandan beri bizim Mehmet’e helal oldu. Şu altın kap ve kacakla yemek yemenin bizim şeriatımızda haram olduğunu bilmiyor musun? Ümmete haram olan altın kaptan yemek ne zamandan beri Mehmet’e helal oldu diyerek sert tepki gösterir şatafata. Normal kaplar getirilir ve yemekler yenir. Yani ulemanın dediği olur.
Osmanlı da evler kıbleye bakan bir planla inşa edilirdi. Evi kıbleye dönük olmayanın gönlüde kıbleye dönük olmaz diye bir söz vardı. Ayrıca Osmanlı da 1—ADALET 2—MERHAMET 3—SAYGI 4—SEVGİ 5—SANATLA BERABER TEVEKKÜL 6—SABIR 7—EDEB Öğretiliyordu.
Errizku Alallah, Ya sabır,tevekkeltü Alallah ,şükran kesiyra, Edep ya hu sözleri duvarlara dağlara taşlara evlere yazılarak asılırdı.
ÇANAKKALE’DE BERABER SAVAŞAN “HASAN”’LARLA “HASSO”LARIN ÇOCUKLARI ŞİMDİ CİZRE DAĞLARINDA BİR BİRİYLE SAVAŞIYOR
Etrafımızdaki devletlerin gerçekleştirmek istedikleri tarihi hedefleri vardır.
1—İSRAİL
Yahudi ve azgın bu devletin gelecek ile ilgili ve tamamı emperyalistlikten oluşan büyük İsrail hedefi vardır. Bu muharref Tevrat’ta “Arzı Mevud—Tanrı tarafından vaat edilmiş topraklar” ideali ki bu gelecekle ilgili devletinin sınırları içinde Fırat ve Dicle nehirlerimiz de vardır.
2—ERMENİSTAN
Son olarak ABD Meclisi tarafından da desteklenen soykırım yasasının ısrarlı takipçisi olan bu devlette ta Kayseri’ye kadar olan yerleri kendisinin olarak görüyor ve fitne fesadın aralıksız devam ederek ülkemizin ve insanımızın başını ağrıtmaktadır, ağrıtmaya da devam edecektir.
3—KIBRIS RUM CUMHURİYETİ
Bu ufacık ama şerri büyük ülkenin de Türkiye’mizin Karadeniz bölgesinde eski Rum Pontus devletini ihya etme projesi vardır.
4—YUNANİSTAN
Megalo İdea denen ve başkent olarak Konstantinapolis –İstanbul’u kabul eden Büyük Yunanistan tarihi emeli vardır.
5—PKK
Bu kanlı ve hain örgütün de Kürdistan ideali vardır. Ve emperyalist devletler tarafından kurulmuş ve büyük destek görmektedir.
Fetih sadece toprakla olmaz, çocuklarımıza ekonomik hedefler de vermeliyiz. Bizim misakı milli hudutları dışında bir hedefimiz yok mu? 500 sene yönettiğimiz topraklarda bizim hiçbir idealimiz yok mu? İdeal sahibi adam gibi adamlar yetiştirmeliyiz.
Çanakkale’de Hasan ile Hasso yan yana yatıyor, çocukları Cizre dağlarında bir biriyle savaşıyor, bu imansızlığa çözüm bulmalı birliği sağlamak zorundayız. Eski imanımıza ve kardeşliğimize dönmeliyiz. Uzlaşacağımız yumuşak bir zemine ihtiyaç var. Uzlaşmalıyız. Açılıma bu uzlaşma açısından bakmalı, barış getirecek projeler desteklenmeli.
Fethedilen ülkeye Hz. Ömer gidiyor ve oranın başpapazını ziyaret ediyor. Namaz vakti gelince Hz. Ömer namaz kılmak için gitmek istiyor ama papaz ısrar ediyor illa namazını burda kıl ya Ömer diyor. Hz. Ömer RA “Eğer ben burada namaz kılarsam benden sonra gelecekler Hz. Ömer RA bu kilisede namaz kılmış diyerek kilisenizi elinizden alırlar diye korkuyorum demiş ve namazını dışarıda kılmış. Yavuz Sultan Selim ‘de Hz. Ömer’in namaz kıldığı o yere büyük bir cami yaptırdı. İşte hoş görü ve fetih böyle oldu bizim tarihimizde.
GOLDA MEİR: ÖLDÜR ÖLDÜR OLMUYOR, OSMALI’YI İNCELEMELİYİZ
İsrail’in başbakanlarından Golda Meir bir ara, “Öldür öldür olmuyor. Öldürmekle Filistin meselesini çözmek mümkün değil, artık akılla mantıkla çözmeliyiz bu konuda Osmanlı’yı inceleyip ders çıkarmalıyız. Öldürmekten bıktık demişti.
İnsanlık Osmanlıyı araştırıyor, inceliyor ve onu daha iyi anlamaya çalışıyor. Küreselleşen şu dünyamızda Osmanlı’ya onun misyonuna büyük ihtiyaç doğdu. Onu doğru, iyi ve hakkıyla anlamak anlatmak dünya barışı açısından şarttır” diye konuşan Yavuz Bahadıroğlu’nun sözleri büyük bir dikkatle dinlendi.