İdam sehpasının önünde bir genç ben Nesimi’yim beni idam edin diye bağırır
Bu olamaz nesimin daha yaşlı. Hayır bu Nesimi değil sadece onun talebeleri onu saklamak için ben Nesimi’yim derler.
O zaman onu da idam edelim.
Seyit Nesimi oraya gelir.
Aradığın Nesimi benim bırak o genci beni al.
Bir anda idam hükmünü uygulayacak olan vali idam edin sultanın hükmünü uygulayalım.
Hayır, olmaz bu adam hakkında sultanın hükmü vardır. Sadece idam edilmeyecek.
Ya ne edilecek Seyit Nesimi olduğunu ikrar etti.
Bu adam yüzden milletin yarısı itikadını terk eyledi. Onun cezası canlı canlı derisinin yüzülmesi başının kesilmesi ve gövdesinin parçalara ayrılıp atılacak. Kadının sözleri karşısında cellâda emir verilir.
Nesimi’ye idam fermanı hazırlayan kadı: "Bu öyle bir mundardır ki, kanının değdiği yeri yıkamakla temizlenmez. Orayı yakmak, koparmak gerekir".
Ama yaşam öyle "tesadüflerle" dolu ki anlatılmaz. Bu tesadüflerden biri de Nesimi’nin infazı sırasında gerçekleşti. Cellâdın bıçak darbesi sonucu Nesimi’den fışkıran kandan bir kaç damla idam fermanını yazan kadının parmağına değdi. Tabii ki kadı parmağını kesmez. Ve Nesimi tarihe geçen şu sözleri söyler: "Sen şeriat uğruna bir parmağını bile kesmezsin. Hâlbuki görüyorsun ki, biz inancımız yolunda kendi kanımızla yıkanıyoruz".
Ölen benim cismimdir. Ruhumu asla öldüremezsiniz.
Biz yıllar sonra idam fermanını veren padişahı da idam hükmünü tasdikleyen kadıyı da hatırlamayız. Hepimiz Seyit Nesimi’yi yedi büyük şair arasında unutmayız.
Tarih bu örneğini her zaman için görmemiz mümkündür. Şu anda takva elbisesi giymiş gibi görünenler dinden, muhafazakârlıktan, devletten, sağcılıktan, milli değerlerden nasıl geçineceklerini hesaplayanlar sürekli bir yerlerde boy göstermeye başlıyor.
“Çamur at izi kalsın” atasözüne uygun şeklin arkasında tek amaç: Rahatlık, güç, zenginlik ve iktidar arzusundan başka bir şeyi olmayan zavallılara, Seyit Nesimi’nin sözü altı yüz yıl öncesinden kalkıp geliyor.
Şem´e düşen pervâneler
Gelsin bir hoşça yanalım
Aşka düşen divâneler
Gelsin bir hoşça yanalım
Yanmaktır bizim kârımız
Harcedelim hep varımız
Pervâneler yâranımız
Gelsin bir hoşça yanalım
Varım söylen şol bülbüle
Neden âşık olmuş güle
Ermek istersen ol Kül´e
Gelsin bir hoşça yanalım
Bülbül yuvan yıkıldı mı
Yavrun yere döküldü mü
Ölüm sana dokundu mu
Gelsin bir hoşça yanalım
Nesimî döğünsün taşlar
Akıtalım gözden yaşlar
Hak tariktir hey kardaşlar
Gelsin bir hoşça yanalım
Onların Seyid Nesimi’den korktukları tek şey vardı: Kendi sahtekârlıklarının açıkça ortaya çıkması…
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/alevilik/45447-seyid-nesimi.html#post387528