Güzel Kayserimiz de bu hafta sonu da çok güzel kültürel etkinliklere sahne oldu. Bu etkinliklerden biriside Kayserinin yetiştirdiği, hakkında çok az bilgiler olan, Osmanlı da medrese eğitimini hayata geçiren dönemin en önemli düşünürlerinden ve tasavvufçularından Davut el-Kayseri hakkında yapılan konferans idi.
20.03.2010 Cumartesi günü saat 19.00 da Müsiad Kayseri şubesinin Kadir Has kültür merkezinde düzenlediği, Prof. Dr. Mehmet BAYRAKTAR hocanın katkılarıyla büyük düşünür Davut el-Kayserinin hayatı, eserleri ve Osmanlıda Medrese eğitimine verdiği önemin anlatıldığı konferansı izledim. Hakkında çok az bilgi sahibi olduğum büyük düşünürü ve hizmetlerini tanıma fırsatı buldum.
Davut el- Kayseri; kesin olmamakla beraber 1261-1265 yılları arasında Kayseri de doğdu. İlk eğitimini 1274 de Konya da vefat eden Sadrettin KONAVİ’den ve Kadı Siracettin el-Umreviden aldı. 1275 yıllarında eğitim için Mısıra gittiği ve El Ezher Üniversitesinde eğitim gördüğü söylenir.4 yıllık eğitiminden sonra tekrar Kayseri ye döner. Yaşadığı dönem Anadolu Selçuklu dönemidir. O dönemin şöhretli alimi Abdulresak el-Kaş ani’den dersler almak için İran’ın Sava kentine gider ve 5 yıl tasavvuf dersleri alır. Ayrıca nakli bilimler üzerinde de eğitim görür. Akli bilimlerle de ilgilenmeyi ihmal etmez. Tokat medresesinde geometri üzerine dersler alır. Din ilimlerinde ve Dünya ilimlerinde şöhret olmaya başlar. O yıllarda yazdığı Matla’u hususi’l kelim Filmaani fususi’l Hikem adlı eseriyle tüm İslam alemi tarafından tanınır. Bu eserinde İlhanlı devleti veziri Gıyasettine övgüler dizer. 1331 yılında yazdığı Mukeddemat adlı eseriyle İslam dünyasında haklı bir şöhret kazanan Davut el-Kayseri Osmanlı sultanı Orhan Gazi tarafından Bursa ya davet edilir. Kendilerine teklif edilen Kazaskerliği reddeder ve kurulan İznik Medresesine Baş Müderrisliği kabul eder, bu görevi 20 yıl devam ettirir. Bundan şunu anlıyoruz ki; Osmanlı da Medrese eğitiminin temeli fiziki olarak Orhan Gazi, İlmi olarak Davut el-Kayseri tarafından atılmış olduğu medrese eğitimindeki ciddiyet, disiplin sayesinde binlerce İlim adamı, Edebiyatçı ve sanatçı yetişmesi nedeniyle kendisine Şerefu’d din ve ‘mille unvanı verildi.
Davut el-Kayseri eserlerinin tamamını Arapça olarak yazmış, kendinden önceki düşünürlerin hem fikirlerini kaleme almış, hem de fikirleri yorumlayıp yeni fikirler ortaya atmış. Başta Tasavvuf olmak üzere Kelam ve Felsefe sahalarında birçok eser kaleme almıştır. Dördü şerh, dördü telif olmak üzere 8 eseri bilinmektedir. Bu eserlerin dışında Davut el_Kayseri’ye atfedilen ama şüpheli on eserden bahsediliyor.
Davut el –Kayseri kendine has düşünceleri ve İbn Arabi’nin tasavvufi kitaplarına şerhleriyle felsefi mahiyette yaptığı yorumlarla Anadolu da felsefe ve Kelam üzerine diğer düşünürlerle birlikte düşünce tarihimize önemli katkılar sağlamışlardır.
Büyük düşünür Davut el-Kayserinin Arapça yazdığı eserlerin Türkçeye çevrilerek büyük okuyucu kitlelere ulaşmasını isteyen katılımcılara böyle bir çalışmanın yapıldığı müjdesi verildi.
Bu harika konferansın tertiplenmesinde emeği geçen Müsiad Kayseri Şube Başkanı İsmail RUHLUKÜRKÇÜ ve yönetim Kurulu arkadaşlarına, değerli İlim adamı Prof.Dr. Mehmet BAYRAKTAR hocama da katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Bu tür Kültürel etkinliklerin takip edilerek katılımların sağlanması bizlerin geçmişimizi müştekriklerden değil kendi İlim adamlarımızdan öğrenmemiz gerektiğine inanıyorum.
Saygılarımla