Başlıktaki yazı bir televizyon programının adı olsa gerek. Programı hiç seyretmedim ama toplumda epey seyirci kitlesinin bu programı takip ettiği yansımalardan anlaşılıyor.
Son günlerde apartmanların asansörlerine kamera koymaya başlandığı sık-sık konuşuluyor. Geçen günlerde haftalık sohbet için misafir olarak gittiğimiz ev sahibi arkadaşımız da bu konudan şikâyetçi oldu ve devamlı gözetlenmenin gayri insani bir durum olup bundan şikâyetçi olmamanın bir duyarsızlık olduğundan bahsetti.
Benim ortaokul yıllarımda okuduğum okulun tüm sınıflarına megafon konmuştu ve kumanda merkezi de okul müdürünün odası idi. Müdür bey kumanda merkezinin düğmesini açtığında hangi sınıfta neler olduğunu rahatlıkla duyar, gerektiğinde müdahale ederek okulu sözüm ona kontrol etmeye çalışırdı. Daha sonra öğretmene ve öğrenciye güvensizlik olarak değerlendirilen bu uygulamadan vazgeçildi ve özellikle öğretmenler derin bir nefes aldılar.
Bugün iş yerlerinin girişi, bazen tamamı, bazen apartmanların girişi, asansörler, camiler, özel veya kamuya ait birçok mekân kameralarla takip ediliyor. Son yıllarda caddeler, parklar, kavşaklar da takip edilmeye başlandı. Sanki sağ baksan kayıt, sola baksan kayıt, arkaya, öne hep kayıt altında yaşar hale geldik. Bu kadar takip altında yaşamak insanların mahremiyet alanının tamamen daraltılması, bizi hiç rahatsız etmiyor mu! Bundan toplumumuz ve insanımız ne kadar şikâyetçi. Sahi hiç düşünenimiz var mı?
İnsan hayatının tamamına yakınının kontrol altına alınması ve ona özel bir alanın yok denecek kadar az bırakılması elbette onur kırıcı ve güven sarsıcı bir durum olsa gerek.
Sahi camilerin içi neden kamera ile kontrol edilir. Yoksa cemaate güvenilmiyor mu? Dışarıyı anlıyoruz da camii içinin kamera ile tespitinde amaç ne. Apartmanların asansörlerine kamera neden konur. Yoksa orada eroin, esrar veya gayri ahlaki partiler mi yapılıyor. Müdürün odası, Patronun odası neden kamera ile denetlenir. Yoksa onlara güvenmiyor muyuz? Yakında bu alanların dışındaki özel alanlar da kamera ile denetlenirse şaşırmamak gerekir. Böylece özel hayat ve mahremiyet, insanın insana güveni diye bir şey kalmayacaktır.
İnsan yaşayışının bu kadar denetlenmesinde kapitalizmin bir çıkarı var mı acaba? Onlar harıl- harıl kamera kayıt cihazları üretiyor, ürettiklerini satmak için yaptıkları propagandalar ve reklamlarla kayıt altına alınmayan hayatın güvenli hayat olmadığına bizi inandırıyor olmasınlar.
İnsanoğlu yaratıldığından beri elbette iyilerde var, kötülerde vardır. Dini öğretiler ve kanunlar da! insanları iyi ve erdemli yaşamaya teşvik için vardır. İnsanların yaşamasının güvencesi de devletler ve otoritelerdir. Öyleyse insanların hayat alanlarında sıkıcı bir hal almaya başlayıp onları güvenilmez sayan kayıt sistemlerine hayır diyelim.(Camilerin içi, asansörler ve diğer özel alanlar)Bunlara dahil olmalı.
Bizler insanlara güvenmek istiyoruz. Her anımız kayıt altında yaşamak istemiyoruz. Unutmayalım birimizin itirazından toplumun itirazı, toplumun itirazından yanlışlardan dönüş ortaya çıkar. Asla benim itirazımdan ne olur dememeli, sonuç alıncaya kadar erdemli bir hayat için itiraza devam etmeliyiz.