Dünyanın dengelerini kuran ve bu dengeleri istediği gibi hareket ettiren ülkeler büyük ülke olarak ön plana çıkıyor. Türkiye’de ise bazıları ( Biz büyük ülkeyiz Ortadoğu’da şöyleyiz. Batı’da Böyleyiz” demekten ve hamaset üretmekten başka bir şey yapmıyor.
Son olarak ata yurdumuz Kırgızistan’da yaşanan olayları incelemek gerekirse Türkiye’nin dış politikada ne kadar yetersiz olduğunu bir kez daha görürüz. Kırgızistan’ın eski Başkanı Rus yanlısı Akayev ülkede çıkarılan bir ayaklanmayla Rusya’ya kaçmaya mecbur edilmişti. Bu işte kimin parmağı vardı elbette ki Amerika’nın. Amerika değişik coğrafyalarda satrancını oynamayı sürdürüyor. Ama Kırgızistan’daki son ayaklanma gösteriyor ki Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Rusya ve Çin yeniden etkin olma yolunda ilerliyor. Devlet olmanın gereğini anlayamamış ve kandırılmış bir grupla hükümetlerin devrildiği Kırgızistan yeniden Rusya’nın ve Çin’in şemsiyesi altına kayıyor.
Orada yaşayan insanlar bizim soydaşlarımız olduğu halde Türkiye gerekli destek ve etkiyi sağlayamıyor. Rahmetli Özal’dan sonra gelen hükümetler Türk Cumhuriyetlerine ilgili gibi gözükse de hamaset nutuklarından öteye geçebilen icraatlar yapmış değiller. Esas itibariyle Türkiye’nin Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Doğu Türkistan gibi ülkelerde söz sahibi olarak dengeleri kuran ve birilerinin oyunlarını bozan bir konuma gelmesi gerekir. Her Türk vatandaşının istediği gibi Türk Dünyasının lideri olmak için bunlar gerekir. Hatta hükümet Türk Cumhuriyetleri Bakanlığı, ya da Dış Türkler Bakanlığı gibi bir bakanlık oluşturarak sadece o konuyla ilgilenen ve stratejiler üreten bir yapı sağlayabilir. Ama ne yazık ki güzel ülkemiz Türkiye birilerinin de kaşımasıyla kendi kısır iç çekişmeleri ve gündemlerinden bir türlü kurtulamıyor.
Türkiye’nin bir an önce Dünya genelinde söz sahibi olması için Büyük Satranç tahtasında piyon değil bizzat oyunu oynayan kişi rolünde olması gerekir. Böyle olduğu takdirde, Türkiye’nin, Türklerin gücünü tüm dünya yeniden hissederek bize rağmen adım atmamayı öğrenebilirler.
Yani sonuç olarak şunu diyebiliriz. Türkiye’de yöneticiler artık boş nutuklarını bir kenara bırakarak Türk’ün gücünü herkese göstermelidirler. Büyük ülke sadece kendi içinde değil dışarıda söz sahibi olduğu zaman olunur. Türklerin “ Kızıl Elması” olan Orta Asya’da bizim her kesten çok söz söylemeye hakkımız vardır.