Yaklaşık 15 yıldır yaşadığım Kayseri de tüketici hakları konusunda gözlemlediğim; yer-yer geçici pansumanlarla tedavi edilmeye çalışılan yaramız maalesef hala akmaya devam ediyor.
Kayseri de yaşayan vatandaşlar hala pazarlardan alışveriş yaparken tedirgin, ödediği ücret karşılığında kaliteli meyve-sebze seçme ve yeme hakkından mahrum. Son yıllarda pazarlarda yaşanan bu şikâyetler marketlerde de yaşanmaya başladı. Marketler haftanın belli günlerinde özendirme, indirim, hal fiyatı şeklinde göz boyama reklâmları ile düşük fiyata kalitesiz ve bozulmuş malları vatandaşa satma çabalarına tanık oluyoruz. Yapılan itirazları, eleştirileri hiç dikkate almadan, işinize gelirse ifadeleri ile tüketici hak ihlallerini işlemeye devam ediyorlar.
Hafta içinde yaşadığım bir olayda toplumun hak arama bilincini hala kazanamadığını, bunu bilen esnaf demeye dilimin varmadığı bazı kimseler tarafından sabote edilerek çürük ve kalitesiz sebze-meyvelerin satıldığını gözlemledim.
Büyükşehir ve İlçe Belediyelerimiz bünyesinde bulunan zabıta ekiplerinin denetimlerini sıklaştırmalarında fayda görüyorum. Yakın zamanda bir marketin izinsiz dışarıda meyve-sebze reyonunu açtığını ve akabinde gelen zabıta ekiplerinin işlenen suça ceza kestiğine tanık oldum. Kesilen cezadan ziyade Hak İhlalini önleme ve suçların cezasız kalmaması adına kontrollere ve kesilen cezaya sevindim. İlgili zabıta memurlarının tezgâhtaki ürünlerin sağlıklı, taze ve güvenilir olup olmadığını, uygun olmayan ürünlerin tezgâhtan kaldırılmasını, mümkün kabilinde ise bu kontrolleri resmi üniforma ile değil sivil giyinilme yapmaları halinde daha sonuç alıcı bir çalışma olacağına inanıyorum.
Bir başka markette yaşanan tüketici Hak ihlalini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir Televizyon kanalında tüketicinin hakları konusunu işlenen bir programı izleyen bir vatandaşımız; alışveriş için gittiği marketten balık konservesi almak ister. Raflara baktığında bazı konserve kutularında promosyon yazısını görür. Durumu market yöneticisine anlatır ama sonuç alamaz. Olayın peşini bırakmayan tüketicimiz bulunduğu ilin tüketici derneği başkanını arayarak durumu anlatır. Dernek başkanı derhal o markete gelerek tüketici ile beraber raflardaki konserveleri kontrol eder ve 17 adet promosyon yazan konserve kutularını alarak kasaya yönelirler. Kasiyerin çağırması ile gelen market yöneticisine satılması yasak olan promosyon ürünlerinin satılmak için neden raflara konduğunu sorar. Yönetici; bu yanlışlığı çalışanların yaptığını, kendisinin olaydan haberi olmadığını söylemesine rağmen tüketici derneği başkanı; yöneticiye gerekirse polis memuru çağırabileceğini, yaşananları bir tutanakla beraber tüketici mahkemesine müracaat edebileceğini beyan eder. Yönetici bunlara gerek olmadığını, promosyon yazan ürünleri ücret ödemeden alabileceklerini, olayı fazla büyütmemeleri gerektiğini ifade eder.
Bu yaşananlardan şunu anlıyoruz ki Hak arama bilincini kazanmış tüketicilerimiz, hem haksızlıklara fırsat vermiyorlar, hem de ekonomik yönden gereksiz kayıplar yaşamıyorlar.
Yolunuz bir gün cep telefonu kontör yükleme bayilerine düşerse, kontör yükletirken nasıl soyulduğumuzu görürsünüz kıymetli okurlar.
Kuruşa dönüş makyajından önce parça kontör yükletirken; 50 kontör karşılığı 11.00 TL. Veriyor, bunun 10.00 TL. si kontör bedeli 1.00 TL. Side hizmet bedeli idi. Kuruşa geçtikten sonra 10.00 TL. Karşılında kontör istediğinizde size 8.00 TL. Kontör yükleniyor. Daha önce 1.00 TL. Alınan hizmet bedelini sessizce 2.00 TL. ye çıkarmışlar. Allah aşkına bu vatandaşın soyulmasından başka nedir. Tüketici dernekleri nerede. Buradan tüm tüketici derneklerini ve Devletin iletişim sektörünü denetleyen kuruluşları göreve çağırıyorum. Aynı zamanda vatandaşı da bu haksızlıklara karşı tepki göstermeye davet ediyorum. Bir bayiden aldığım bilgide eğer 3.00 TL. Kontör yükletmek isterseniz 2.00 TL. si hizmet bedeli adıyla soyulur, 1.00 TL. Karşılığı kontör yüklenir. 5.00 TL. Kontör yükletmek isterseniz 2.00 TL. si soyulur, 3.00 TL. Karşılığı kontör yüklenir denmektedir. Gelin bu kontör hırsızlığına dur diyelim.
Bunun altında yatan gerçek sorun vatandaşlarımızın kayıtsızlık, duyarsızlık hastalığıdır. Elbette sadece tüketim alanında değil, yaşamın içinde karşılaşılan her türlü hak ihlallerine karşı onurunu korumak, ahlaki düşüklülüğü yaşamamak adına yasalar çerçevesinde gücü oranında mücadele etmelidir. Safını; izzeti ve onuru Allah’ın ve zayıfların, güçsüzlerin, kimsesizlerin, mazlumların yanında mı yoksa güçlünün yanında arayarak kötü olmamak uğruna saf değiştirme ahmaklığını mı seçmeli. Her vatandaş bu soruyu kendine sormalı.