Geçen hafta sonunu(23-24-25 Nisan) Diyarbakır ve Mardin illerinde geçirdim. Mazlum-der’in genel yönetim kurulu toplantısının Diyarbakır Şubesi’nin daveti ile bu şehirde yapılması, bizim için iyi bir gezi ve inceleme imkânını verdi.
Farklı kültürlerin ve medeniyetlerin beşiği sayılan Diyarbakır’da yapılan toplantıya İstanbul’dan Ağrı’ya, Trabzon’dan İzmir’e, Kayseri’den Şanlıurfa’ya kadar birçok mazlum-der şubesinin başkan ve GYK üyeleri toplantıda bir araya geldiler.
23 Nisan Cuma günü İHH Diyarbakır Derneği Başkanı Değerli dost Recep İDİKUT ve arkadaşlarının misafiri idik. Sabah kahvaltısını müteakip Mazlum-der Diyarbakır Şubesinin ceza evi önünde yaptığı taş atan çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanması ile ilgili basın açıklamasına katılmamızın ardından Cuma namazını tarihi Ulu Camii’nde eda ettik.
Cuma namazını müteakip insani yardım deneği üyeleri ile sırasıyla Hz. Süleyman Camii, 12 Eylül döneminin işkenceleri ile meşhur Diyarbakır ceza evini (Şimdi boş),Keldani Kilisesini, Meşhur Hasanpaşa hanını ve Çin Seddi’nden sonra dünyanın ikinci uzun suru olan Diyarbakır surlarını gezerek tarihe bir yolculuk yaptık.
Akşam yemeğini müteakip Dicle Üniversitesi öğrencilerinin kaldığı bir öğrenci evindeki misafirliğin ardından cumartesi sabahı kahvaltıyı müteakip Mardin İlini ziyaret için Mazlum-der yöneticileri ile birlikte yola çıktık
Mardin’e varmadan önce Mazıdağı ilçesine bağlı daha önce boşaltılmış, bugün bazı vatandaşların köylerine yeniden dönerek hayata tutunmaya çalıştıkları bir köyü ziyaret ettik.
Köy 1992 lerde 75 hane iken boşaltılmış ve 2002 den sonra yeniden dönüş başlamış, bugün köyde 25 hane yaşıyormuş.
Köy muhtarı 1990’lardaki yılları anlatırken ağlamaklı bir ifade ile gece örgüt geliyor yardım istiyor, gündüz Asker geliyor köyü terk edin diyor, ne yapacağımızı şaşırdık, Baskılara dayanamayıp köyümüzü terk ettik, kimimiz İzmir’e kimimiz Mersin’e ve diğer şehirlere gittik. Hamallık, kapıcılık dahil bir çok işle uğraştık perişan olduk, fakir düştük. Cenazelerimizi bile köyümüze getirme imkânımız olmadı diyor ve ekliyor: 2002 den sonra yeniden dönmeye başladık, bir an önce rahatla sakta huzurlu bir hayata kavuşsak, devlet bu konuda ne yapacaksa bir an önce yapsın diyor.
Buradan muhtar ve köylülerle vedalaşarak Mardin’e ulaştık, Mardin muhteşem bir açık hava müzesi. Şehir Malazgirt savaşından sonra bölgeyi idare eden Artuklu Beyliği döneminin eserleriyle dolu, sırasıyla Kasımiye Medresesi, Şehidiye Camii ve Süryani cemaatinin Deyruz Zafaran manastırlarını ziyaretin ardından tarihi DARA harabelerinin bulunduğu bölgeye hareket ettik.
Burası Makedonya kralı büyük iskenderin Pers kralı Dariyus’u mağlup ettiği bölge, yerin 20-30 metre derinliğine inilerek muhteşem bir şekilde inşa edilen soğuk hava deposu, su sarnıçları ve kaya mezarları ile bu bölgede yaşanmış üstün bir medeniyetin günümüze yansımasını gösterdi bize.
Dara harabelerini ziyaretin ardından Diyarbakır’a döndük, burada yer sofrasında yediğimiz akşam yemeğini müteakip Ulu camiinin hemen yanında Tarihi Mesudiye Medresesinde faaliyet gösteren Şarkiyat Derneğine geçtik. Burada hem çay içecek hem de Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşları ile tanışacaktık.
Şarkiyat derneğindeki toplantı saat 21’ den 23’ e kadar devam etti. Mustazaf derneğinden Memur- sen’e, Mazlum-der’den İHH’ ya kadar ve bütün kuruluşların temsilcileri ile tanışma ve görüşme fırsatı bulduk burada. Ayrıca demokratik açılım ve yeni anayasa çalışmaları konusunda buradaki sivil toplum kuruluşlarının ne düşündüğünü olaylara nasıl baktıklarını da anlamaya çalıştık.
Benim gündeme getirmemle üzerinde en çok konuşulan konu anayasa değişikliği idi ve Diyarbakır halkının anayasa değişikliğinden çok şeyler beklediğini, demokratik açılımda öngörülen vaatler yerine getirilir, anayasa da beklenen değişiklikler olursa bu bölgede hayatın normale dönmesi daha kolay olur kanaatini öğrenmiş olduk. Bize ayrılan sürenin dolmasını müteakip istemeyerekte olsa saat 23 sıralarında buradan ayrıldık.
25 Nisan Pazar günü mazlum derin GYK toplantısı vardı. Sümerbank fabrikasının kaldırılmasının sonucu oluşturulan Diyarbakır Büyük Şehir Belediyesine ait sümerpark tesislerinde yapıldı toplantı. Burada mazlum-derin gündemindeki birçok konu görüşüldü ve istişareler yapıldı. Üzerinde en çok durulan konu yeni anayasadan beklentiler ve anayasa referandumunda mazlum- derin görüşleri ve takınılacak tavır oldu. Varılan ortak nokta mazlum der 1982 anayasasının olumsuzluklarına dur demek, Askeri ve yargı vesayetine son vermek beklentisiyle beklentilere tam cevap vermese bile herhangi bir siyasi partinin yanında olmadan bir sivil toplum kuruluşu olarak destek verecek oldukları kanaati ortaya çıktı.
Üç gün boyunca devam eden; geziler, toplantılar, misafirlikler ve yeni dostluklarla geçen gezimizin sonunda! Güneydoğu insanının ülkeden herhangi bir ayrılık ve bölünme endişesi olmaksızın insan yerine konmak, din eğitiminde, devletin yaklaşımında ve temel insan haklarında şefkat ve muhabbet görmek istediklerini, ülkemizin diğer bölgelerindeki insanlar ve kurumlarla bazen misafir olarak bazen de misafir kabul ederek bütünlük ve kardeşlik ilişkilerini geliştirip birlikte yaşamak istek ve arzularına şahit olduk.
Gezi ve ziyaretler süresince bizlere karşı yakın dostluklarını esirgemeyen İHH Diyarbakır Derneği Başkanı Recep İDİKUT ve çalışma arkadaşları ile Mazlum-der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Selahattin ÇOBAN yardımcısı Av.Nesip YILDIRIM ve yönetim kurulundaki diğer arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi bildiriyorum.