Mazlum-der GYK. Toplantısı için gittiğim Diyarbakır da geçen 1. gün izlenimlerimi önceki makalemde sizlerle paylaşmıştım. Bu günde; 2. ve 3. günlerdeki izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Diyarbakır Mazlum-der Şubesinin düzenlediği Mardin turu bir program çerçevesinde saat 9.30 da Mardin-Mazıdağı-Işık yaka köyünü ziyaret için yola çıktık. Işık yaka köyü 1992 yılında boşaltılıp 2004 yılına kadar kimsenin yaşamadığı, 2004 yılında geri dönüş için izin verilmiş ama ne yazık ki 75 haneli köye 25 hane geri dönmüş, okulu, suyu, camisi ve sağlık ocağı faal olmayan bir harabe köy konumunda ziyaretçilerini ağırlıyor.
Köyden ayrıldıktan sonra Akkoyunlu hükümdarı Kasım Bey tarafından yaptırılan Kasımiye Medresesi zengin kültürel bir hazine olmasının yanında önünde uçsuz bucaksız Mezopotamya ovasının harika görünümü ile görülmeye değer bir yer. İçerisinde camii, türbe medrese ve külliye bulunduran bu güzide eserde 23 medrese odası, bağımsız bir mescit, anıtsal taç kapısı, sel sebili ve eyvanı mevcut. Eyvan çeşmesinin ilginç bir öyküsü var.1 i yazlık olmak üzere 4 adet mescit bulunmaktadır. Yoğun ziyaretçi akınına uğrayan bu kıymetli eserin görülmeye değer olduğunu ifade etmeliyim.
Medreseden ayrıldıktan sonra 1895 de faaliyete geçip 1932 yılında yasaklanana kadar metropolit olarak Hıristiyanlara hizmet eden eser, 1932 yılında patriklik yasaklandığı için kapatılan ve 2000 yılına kadar çeşitli amaçlar için kullanılmış, 2000 yılından sonrada müze olarak ziyaretçilere hizmet vermeye başlamış. Müze içerisinde antik roma çağından kalma çanak, çömlek, sürahi, topraktan, camdan ve porsenelden yapılmış figürler, İslami, Osmanlı ve Bizans döneminden kalma para sikkeler mevcut. Mardine yolu düşenlerin mutlaka uğraması gereken bir eser olduğunu ifade edebilirim.
Öğle namazını eda için Şehidiye camiini ziyaret ettik. İç akustiği, geniş avlusu ve insanı manen rahatlatan huzurlu hali ile ecdadımızın bizlere bıraktığı kültür hazinelerinden biri olsa gerek.
Yemek ve çay molasının ardından Mardin’e 20 km. uzaklıktaki M.S. 326 yılında yapılıp 1930 yılına kadar manastır olarak faaliyette olan Deyrulzafaran manastırı ziyaret ettiğimiz bir başka kültürel hazine idi. Bu manastır 9. y.y. da rahip ve metropolit yetiştirmiş. Manastırın hemen üzerindeki kayalıklarda Mor Yakup ve Mor Hzozoyel manastırı olmak üzere içerisinde iki kilise, oyma iki odadan oluşan inziva yerleri mevcut. Yerli yabancı yoğun bir ziyaretçi akınına uğrayan bu manastır kültürel zenginlik olarak Mardin tarihinde yerini almış.
Mardin gezimizin son ayağı olan antik Dara kentini görmek için yola çıktık. M.S. V1. Yüzyılda Pers kralı Daryus tarafından adlandırıldığı söylenen Dara kentinin Arkeoloji profesörü Metin AĞINBAYIN ın kazı çalışmaları sonucu ortaya çıktığı söylenmektedir. Antik kent Dara Mardine 30 km. uzaklık da Dara köyünün sahası içerisindedir. Dara da geçmiş yıllarda Zerdüştlerin yaşadığı bilinmektedir. Antik kent sahasında kaya mezarlıkları, 3 katlı güneş tapınağı, 9 u yıkılmış 2 si sağlam 11 adet su sarnıcı ile tapınağın alt katında 4000 adet insan cesedinin olduğu anlatılmaktadır. Halk arasında zindan da denilen yeraltındaki muhteşem yapının mimari tarzı ve ebatları ile daha çok depo-silo amaçlı yapıldığı düşünülmektedir. Ayrıca köyün doğu girişinde kubbeli kapı giriş kapısı olarak hala ayakta durmaktadır. Yıkık iki gözlü baraj harabesi ile su yönünden zengin bir yöre olduğu anlaşılmaktadır.
Mardin gezimizin son ayağı olan antik Dara kentini görmek için yola çıktık. M.S. VI. Yüzyılda Pers Kralı Daryus tarafından adlandırıldığı söylenen Dara kentinin ortaya çıkarılmasını sağlayan Arkeoloji Profesörü Metin AĞINBAY’ın kazı çalışmaları olduğu söylenmektedir. Antik kent Mardin’e 30 km. uzaklık ta Dara köyünün sahası içerisindedir. Dara’da geçmiş yıllarda Zerdüştlerin yaşadığı bilinmektedir. Antik kent sahasında kaya mezarlıkları, üç katlı güneş tapınağı, dokuzu yıkılmış ikisi sağlam on bir adet su sarnıcı ile tapınağın alt katında dört bin adet insan cesedinin olduğu anlatılmaktadır. Halk arasında zindan da denilen yeraltındaki muhteşem yapının mimari tarzı ve ebatları ile daha çok depo-silo amaçlı yapıldığı düşünülmektedir. Ayrıca köyün doğu girişinde kubbeli kapı giriş kapısı olarak hala ayakta durmaktadır. Yıkık iki gözlü baraj harabesi ile su yönünden zengin bir yöre olduğu görülmektedir.
Mardin gezimizi tamamladıktan sonra Diyarbakır’a doğru yola çıktık. Akşam yemeğinden sonra Mesudiye medresesi-Şarkiyat araştırma derneğinde Diyarbakır’daki kanaat önderleriyle çaylı-sohbetli sağlanan harika bir ortamla geceyi tamamladık.
Gezinin üçüncü günü Diyarbakır İHH: derneğinin düzenlediği yetimlerle sabah kahvaltısında buluşma programına katıldık. Yüz civarında yetimin katıldığı etkileyici bir o kadar da düşündürücü programda yetimlere çeşitli hediyelerle onore ederken yaşanılanları kamera çekimleri ve fotoğraflarla ölümsüzleştirdik kanaatindeyim.
Saat 10.00 da başlayan GYK. Toplantısı ile gelen tüm İl temsilcilerinin iki aylık faaliyetleri ve gündem konularıyla dolu bir gün akşam 16.30 da tamamlandı. Akşam 18.00 de Diyarbakır’dan ayrılırken dolu-dolu yaşadığımız üç günün bizde bıraktığı doyumsuz hazla bu güzel kent’e Allahaısmarladık derken, tanıştığımız güzel ve samimi dostlara iyi dileklerimizle veda ettik. Temennilerimiz Diyarbakır’da tekrar buluşmak ve Nebiler, sahabeler ve Azizler kentini, medeniyetlerin Mezopotamya da geçirmiş olduğu tüm evreleri ve sırları öğrenmek için tekrar gitmeyi umut ediyoruz.
Saygılarımla
|