Belki Taraf gazetesi Ergenekon yapısını izah eden haberi yayınlamamış olsaydı, Ergenekon Davasına bu denli cesaretle gidilemezdi.
Daha yeni yayın hayatına başlamış olan taraf gazetesinin ilk yayınları ile ezber bozması ve yıllar boyunca muhafazakâr çevrenin cesaret edemediği eleştirileri aleni bir dille ve daha sert bir üslupla dillendirmesi; bazı çevreleri rahatsız ederken, bazı çevrelerde de bunların arkasında muhakkak birileri vardır evhamlarını doğurdu.
Bu soruları kafasında şekillendirenler nedense kendi haklılıklarına inanmayan, sadece başındakine uymanın ve eleştirmeden takip etmenin fazilet olduğunu zanneden, bir anlayıştan gelmişlerdi. En başta insan kendi haklığına kendisi inanmıyor da yaptığı eylemi bir suçluluk ruh haliyle yerine getiriyorsa, o insan elbette bütün her durumda başını sakınmak zorunda kalır.
Taraf Gazetesi kendi inandığı özgürlüğe ve haklılığa en başta kendisi inanmış ve inandığı bir yolun ilk önde gideni olmuş. Özgürlük sevdalılarının bir yol açmasının ardından MGK’ya, Kemalizme, ulusalcı düşünceye, derin devlete… Karşı çıkan sesler daha gür çıkmaya başladı. Kaypak zeminde hareket eden anlayışlar, bir anda kendilerine sağlam bir zemin buldu.
Artık ülkemizde ulusalcı çığlıkların ardına sığınıp çetecilik, faili meçhul, ezberlenmiş yalanların son bulduğu günlerin önü açıldı. Bu yolunda tekrar kapanması mümkün değil. Yalnız illa bir gerçeğin açıklanması için özgürlüğe inanmış üç beş aydının ardından gitmek değil bu özgürlük talebini herkesin dillendirmesi zaruret halini alır.
Bundan üç yıl önce Mazlum-der’in eski başkanı Ayhan Bilgen’in davetiyle Ankara’da bir panele katılmıştım. Bu panelde Evrensel gazetesinin yazarı Aydın Çubukçu ve Markist bir yazar olan Temel Demirer vardı. Temel Demirer öylesine heyecanlı bir konuşma yapmaya başladı ki: “Ben komünistim hem de kızıl orak-çekiç bayrağı olan bir komünist.” Karşımda sakın kendi inandığınızı inkâr ederek durmayın. İslamcı olduğunu söylemekten çekinen bir arkadaşımıza “sen açıkça kendini ifade et.” Sözlerini Temel Demirer dile getiriyordu.
Markist yazar arkadaşımıza karşı Şiilik yüzyıllar boyunca müstekbir idarelere karşı her zaman isyan halinde bulunmuştur. Bilgisini verdiğim anda. Ben sizi karşımda hakiki Şii ve Suni şeriatçılar olarak görmek isterim, asla inandığınız gerçeği takkiye yaparak gizlemeyin…
Omurgasız davranmadan net ve açık bir tavırla inandıkları ile yürümeyen insanlar her zaman başkalarının gölgesi ardına sığınmak zorunda kalacaktır. Özgür insan olma düşüncesi insanın dünyasını kuşatmadan dik durmayı beceren olmak mümkün değildir.