Muhalefetin ve savaşmanın en adi yolunun diğer adı, “belden aşağı vurmak” diye bilinir. Bu adiliğe dünya üzerinde yaşayan bütün insanlar, bütün kültürler, bütün milletler nefretle çıkar.
Mertçe yapılan bir kavga esnasında, rakibin rakibine belden aşağı vurması; karşısındakinin bir an kıvrandırıp, yere yıkılmasına neden olur. İki insan kavga ederken onları seyreden diğerlerinin de sesli olmasa da içinden küfrederek nefret dolu bakışlarla, belden aşağı vuran aşağılık mahlûka, karşı öfkesini kusmak olur.
Adam tuvalette gaz yapmış, pantolonun fermuarı açılmış, yolda giderken ayağı takılıp düşmüş, bir an ayakkabısı ayağını sıktığı için ayakkabısını çıkarmış, yolda giderken bir anda burnu kaşınmış adamın burnunu kaşıması… Buna benzer insana yakışmayan fakat insan kılığına girmişlerin yaptığı davranışlar bir insanı belden aşağı vurmaktan başka bir şey değildir.
Yargıya intikal sanıkların telefon görüşmelerini ortalığa dökmek, bir adamın gizli kamera kayıtlarını internet sitelerine sunmak, şantaj için insanlar hakkında dosyalar hazırlayarak onlarla pazarlığa oturmak, hatta mahrem ilişki içinde olan birisinin kayıtlarını alıp, onu ortalıkta yayınlamak ne kadar iğrenç ve aşağılık bir davranıştır. Bu tür adiliği yapanlar da belden aşağı vuranlardan başkası olamaz.
Bir siyasetçinin mahrem görüntülerini, ortalığa döküp pazarlamak; eğer muhalefet adına ya da rakibi yenmek adına yapılıyorsa, yapılan adiliğe en başta, o adiliği yapanın yakın çevresi küfreder.
Fırsatçılığın kol gezdiği fikir ve bilgiden ziyade mide ve uçkur derdine düşmüş olan milletin karşısında, medya unsurları mide ve uçkur derdiyle yayınını kendine marifet kabul ediyor. Millet kendisine sunulan bu belden aşağı vurmalara karşı ne zaman küfretmeyi bırakırsa belden aşağı vuran mahlûklar ciddi bir prim yapacak. Eğer bu millet artık asilliğini unutursa artık belden aşağı vuranlara karşı hukuki bir mücadele başlatmak bile mümkün olmayacak.
Unutmayalım bir siyasetçiye yapılana, bir göstericiye yapılana, bir sanığa yapılana an gelir biz de düşebiliriz.
|