Başka bir şehirde Kayseri’ye tanıtan bir fuar olduğunu zannetmeyin. Bu fuar Kayseri içinde geçen hafta düzenlenmiş el sanatları ve kitap fuarıdır.
Bir fuara ziyaretçi olarak gelen ve ürünlerini ve kendi varlığını tanıtmak isteyen bir kuruluş için en çekilmez olan şey; dakikaların, saatlerin, günlerin geçmesine rağmen bir ziyaretçiye hasret gitmektir.
Ben o fuardaki katılımcılar arasında olsam derhal orayı terk etmeyi düşünürdüm. Eğer milletin herhangi bir tanıtım faaliyeti içinde bulunmak, en azından tanımak diye bir derdi yoksa benim onlara kendimi zorla tanıtmak diye bir derdim olmaz. Fuardaki katılımcılar orada iyi tahammül ettiler.
Kayseri şehrini her şeyi ile kâr etmek zihniyetiyle bir faaliyet gerçekleştirenler, sanki fuara yoğun bir ilgi varmış gibi, fuar girişini de ücretli yapmaları; bu işin çabası olmuş. Bu fuara Hindistan’dan, Kenya’dan, İran’dan vb. Asya ve Afrika ülkelerinden zahmet edip katılanlarda elleri boş döndüler. Bunun girişte alınan ücretle bir ilgisi olmayabilir ama en azından bunları tanıyın diye gelenler için kapıdan bir hediye dahi verilebilirdi.
Kitaplarını sergilemek isteyen bir yayınevi tanıtıcısı “ Kayserili biraz daha ilgi gösterse çok daha yerinde olurdu.”sözünü biraz sitem dolu söylüyordu. Belki nitelikli bir kitap veya ürün olmadığı için bende görmeyi uygun görmedim dersek nitelikli çalışmaların bir anda önüne bir duvar çekmiş oluruz.
“Marifet iltifata tabiidir. Müşterisi yoksa zayiidir.” Bu veciz ifade yıllar öncesinde boşuna söylenmiş bir söz değildir.
Vizyon kent ismiyle, göstermelik belediyecilik çalışmalarının yoğun bir biçimde sürdüğü bu şehirde, “kültürün adı dahi duyulmuyor”, diye bir çağrının büyümesi de an meselesidir. Artık şehrimizde fuar ve tanıtım faaliyeti ya da kültür çalışması yapmak isteyenler bir kere daha düşünecek.
Eğer büyük karları elde etmek istiyorsanız; bilgiye en büyük parayı ayırmalısınız. Bilginin olmadığı yerde, büyük karları elde etme imkânını bulmak, sizin için mümkün olur mu?