Mescid-i Aksa Mekke ve Medine’den sonra İslamiyet’te üçüncü kutsal mekânımız. Müslümanlara kıble olarak Kudüs’e yönelmeleri emrinin gelmesinin ardından, Hicretten sonra 17 ay boyunca Müslümanlar Kudüs’e yönelerek namaz kılmışlardır. Gelen yeni vahiyle kıblenin Kudüs’ten Mekke’ye çevrilmesi istenmiştir.
Kudüsün tarihi M.Ö. 4000 yıllara kadar uzanır. Kudüs dünyadaki en eski şehirlerden birisi olup, üç İbrahim’i din içinde özel ve kutsal bir şehirdir. Şehirde tapınak dağı ile batı duvarı Yahudiler için, kıyame kilisesi Hıristiyanlar için ve Mescid-i Aksa ile Kubbet-üs sahra Müslümanlar için kutsal mekânlardır.
Ne yazık ki Doğu Kudüs İsrail tarafından işgal altındadır. İşgalden dolayı burada yaşayan İsrail ve Filistinliler arasında da gerginliğin merkezi konumundadır. Buradaki tartışmalar Doğu Kudüs’ün coğrafi durumu olduğu kadar kültürel unsurları içeriyor.
Birleşmiş Milletlerin kararlarına rağmen İsrail, Doğu Kudüs’ün içinde ve çevresindeki arazilere el koyarak Yahudi vatandaşları için yeni yerleşim yerleri inşa etmektedir. Bu bölgede bugün 177.000 in üzerinde yeni yerleşimci yaşamaktadır. Ne yazık ki İsrail İçişleri Bakanı Eli Yishai açıklamasında Doğu Kudüs’te Yahudi yerleşim merkezleri inşa etmeyi durdurmayacaklarını ifade ediyor. Daha yetmezmiş gibi Doğu Kudüs deki Demografik yapıyı kendi lehlerine çevirmek için dünyadaki Yahudileri İsrail’e, Doğu Kudüs’e yerleştirmek için davet ediyorlar.
İsrail; Birleşmiş Milletler kabul etmemesine rağmen parlementolaro knessetin onayladığı Kudüs yasasına istinaden doğu Kudüsü başkent ilan etmişlerdir. İsrail’in bu inadına karşılık Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin tamamına yakınının temsilcilikleri Telavivdedir.
Biraz Doğu Kudüsü tanımaya çalışalım.16. Y.Y. da Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa edilen surların sekiz adet kapısından geçerek ulaşılan 4000 yıllık tarihi olan eski Kudüs de Harem-i Şerif ve bahçesindeki “Mescid-i Aksa, ağlama duvarı, acılar yolu” üç büyük dinin şehirdeki sembolleri olarak karşımıza çıkar. Kudüs Müslümanlar için ayrı bir önem arz etmektedir. Hz. Ömer Camii içindeki muallâk taşı diye anılan kaya parçasının üzerinden Peygamber efendimizin Burak adlı bineği ile Allah katına yükseldiği anlatılmaktadır. Muallâk taşı Peygamberimizi bırakmak istemediği için bir süre göğe yükselip daha sonra muallakda kaldığı rivayet edilmiştir. Ayrıca bu taş üzerinde Peygamberimizin ayak izi kalmıştır.
Hz. İbrahim (AS) oğlu İsmail’i (AS) kurban etmek üzere iken vahiy aldığı zeytin dağı da burada mevcuttur. Buradaki mezarlıkta sahabelerden Selman-i Farisi türbesi ve adına camii mevcuttur.
Hz. İsa’nın(AS) “Acılar Yolu” da Hıristiyanların kutsal mekânıdır. Hz. İsa’nın (AS) çarmıha gerildiği varsayılan bugünkü kutsal naaş kilisesine kadar yürüdüğü yol boyunca 14 nokta Hıristiyanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Bu kilisede Hz. İsanın yatırıldığı musalla taşı ile mezarı bulunmaktadır.
Müslümanların tüm dünyadan beklentisi Doğu Kudüs’ün ve kutsal yerlerin sınırlarının belirlenmesi, İsrail yerleşiminin durdurulması, Filistin devletinin sınırlarının belirlenerek bir mutabakat zaptı ile uluslararası güvence altına alınması gerekmektedir. Ayrıca İsrail’in 2001 yılından beri inşa ettiği karakolları kaldırması, Doğu Kudüs’teki Müslümanlara yönelik yıkım ve tahliyeden kaçınması, hapishanelerde tutulan masum Filistinli liderlerin serbest bırakılması istek ve temennilerimizdir.
Doğu Kudüs’ kısaca tanıdıktan sonra akıllarımıza bir soru takılıyor. “ Filistin’in ve dünyadaki diğer Müslüman ülkelerin Batı Şeria ve Gazze ye verdiği önemi neden Doğu Kudüs’e de vermiyor.” Bu soruyu Filistinli gazeteci Eymen Halide sorduğumda şu cevabı aldım;” Gazze İslami hareketin başkenti. Doğu Kudüs’de El Fetih etkili. Hamasın Gazzedeki gücü Doğu Kudüs’te yok. Gazze ve Batı Şeriada İslami liderlerin çoğu tutuklu. Gazzede hayat şartları çok zor. Batı yakasında şartlar daha iyi. Gazze şu anda ambargo altında. Bu kadar olumsuzluklara rağmen Kudüs bizim asıl davamızdır dedi.” Bu ifade Hamas ile El Fetih arasındaki farkı gözler önüne seriyor.
Kanaatim odur ki! Filistin’de Hamas ve El Fetih örgütlerinin birleşerek bir birliktelik sağlamaları gerekir. Kesinlikle Filistin’de gelecek için siyasilerin hiçbir katkı sağlayamayacağını, halkların mücadelesinin etkili olacağına inanıyorum.
Filistin’de yaşanan bu İsrail vahşeti sonucu oluşan insanlık dramına çare olmak için Filistin adına yapılan destek kampanyalarına iştirak edelim. Duygularımız ve nefsimizle değil, aklımız ve vicdanımızla hareket edelim. Karınca-kararınca İHH. ya destek olalım ki ambargonun kırılmasında etkili olsunlar. Allah yaptığınız hayırları kabul etsin.
Saygılarımla