ALKIŞ
*Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı görevini devralan meslektaşımız Veli Altınkaya’ya,
DUYDUNUZ MU?
*Başbakan Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu için “manşetle gelen manşetle gider” dediğini,
*Bahçeli’nin işsizlik konusunda hükümete yüklendiğini,
*Kılıçdaroğlu’nun ilk gezisini Ecevitin memleketi Zonguldak’a yaptığını,
*Başbakan Erdoğan’ın İran anlaşması konusunda Putin, Obama ve Sarkozy ile telefonda uzun süren görüşmeler yaptığını,
*Gazze’ye giden yardım ekibinin Kayseri’den hareket ettiğini,
*Başbakan Erdoğan’ın gurup konuşmasının büyük bir bölümünü CHP’ye ayırdığını,
*Kılıçdaroğlu’nun devlet Bahçeli ile sınıf arkadaşı olduğunun ortaya çıktığını,
*Başbakan’ın Kılıçdaroğlu’na teneke dediğini,
*Şair ve yazar ismet Özel’in Kayseri’de yaptığı konuşmada son derece enteresan cümleler sarfettiğini,
*Emin Çölaşan’ın karısı Tansel Çölaşan’ın Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı olacağını,
*Deniz Baykal’ın 380 bin avroya tekne alacağının ileri sürüldüğünü,
*Yandan medya tabirinden sonra şimdi de Yoldaş medya kavramının ortaya çıktığını,
İKİ İSRAİLLİ KAYSERİ’YE NEDEN GELDİ?
Önceki gün öğle vakti İstanbul Kayseri uçağında iki tane kipalı Yahudi, İsrailli’nin Kayseri’ye geldiği bir dostum tarafından babana bildirildi. Bizzat uçakta kendisi görmüş ve Kayseri havalanında bir araba karşılamış binmişler gitmişler. İkindi namazından sonra ise Gazze’ye gidecek olan İHH temsilcileri için dualarla uğurlama töreni vardı. Aynı dostum bu iki yahudinin Camikebir kapısında Gazze’ye gidecekler için düzenlenen törende görüldüğünü söylemesi hayretimi büsbütün artırdı. Aklıma türlü şeyler geldi. Yoksa bu iki İsrailli sadece Kayseri’den Gazze’ye gideceklerin yolculuk törenini izlemeye mi gelmişlerdi? Daha başka bir gayeleri mi var bunu bilemiyorum. İsraillileri karşılayan kimdi, arabayla nereye gitmişlerdi? Doğrusu kafam iyice karıştı…
ÜSTAD ŞİMDİ YAŞASAYDI?
Fikir ve dava adamı şair yazar Üstad Necup Fazıl Kısakürek’in ölüm yıldönümü dündü. Türk fikir tarihinde bir çığır açan muhteşem şair Üstadı rahmetle anıyoruz. Bir meslektaşım Mehmet Akif ile Necip Fazıl tanımlaması yaparken gerçekten güzel bir cümle kullandı. Mehmet Akif bir çöküşün destansı yazarı ve şairidir, Necip Fazil ise bir dirilişin destansı yazar ve şairidir dedi. Düşündüm gerçekten de bu tanıma uyuyor. Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri ve Osmanlı’nın çöküş yılları muazzam bir şekilde ifade eden muhteşem bir şiir. Necip Fazıl’ın Sakarya’sı ise bir yeniden dirilişin muhteşem startı gibi. Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya diyordu. Şimdi düşünüyorum da Üstad yaşasaydı neler söylerdi? CHP kurultayına ne derdi? İran ve Amerika gerilimine nasıl bir tavır takınırdı? Gazze ve İsrail olaylarına nasıl bir projeksiyon tutardı? Özellikle Anayasa değişikliklerinde nasıl bir tavır ortaya koyardı? İnanıyorum ki sarsıcı ve vurucu bir üslupla cazibe merkezi olurdu.
MEDYACILAR SIRÇA KÖŞKLERDE OTURURKEN…
Son günlerde yoksulluk edebiyatı yapan, işsizlik ve ekonomik sıkıntı manşetleri ile kamuoyunu şekillendirmeye çalışan ve bunu yaparken de Kılıçdaroğlu’nu Gandi lakabıyla neredeyse fakirlerin babası yapan şu büyük medyanın büyük gazetecileri nerede yaşıyor bir bakmak lazım. Bunlar ayda ne kadar gelir elde ediyorlar, hangi sırça köşklerde oturuyorlar. Mehmet Ali Brand’ın, Uğur Dündar’ın, Emin Çölaşan’ın, Ahmet Hakan’ın nasıl bir hayat sürdüğünü biliyor muyuz? Aylık en az her biri 30-40 bin dolar maaş, artı başka gelirler. Transfer paraları, yedikleri önünde yemedikleri arkasında. Her birinin en az 500 bin dolarlık villaları var. Fakirlik edebiyatı yaparken hangi fakire ne yardımları dokunmuş? Bunlar hiç gecekonduda yaşamış mı? Fakirleri sevdiklerinden falan değil. Sadece edebiyatını yaparak CHP’ye oy toplama peşindeler. Allah aşkına bu Süheyl Batum şimdi halkçı mı oluyor? O halkçıysa ben halk değilim.
ERDOĞAN FENA YÜKLENDİ
Başbakan Erdoğan dün gurup konuşmasında CHP ve Kılıçdaroğlu’na fena yüklendi. Önce tenekeden başladı. Hiç teneke altın olur mu, teneke tenekedir dedi. Manşetle gelen manşetle gider dedi. Sabah rüzgarı ile gelen akşam rüzgarı ile gider dedi. Neler neler söylemedi ki? Kılıçdaroğlu Recep Bey yarenliği yaparken Başbakan onun adını bile ağzına almadı. Medya’ya yoldaş medya dedi.
KAYSERİ’DE OPERASYONLAR BAŞLADI
Yeni emniyet Müdürümüz Kayseri’nin huzuru ve rahatı için organize suç örgütlerine yönelik operasyonlara başladı. İlk aşamada dün 50’ye yakın isim gözaltına alındı. İsimler bilinen isimler. Devamı gelecektir sanırım bu operasyonların devamı gelecek. Daha doğrusu gelmeli. Memleketi parselleyenler bu ülkede devletin olduğunu unutanlar bilmeli ki mazlumun ahı yerde kalmaz.
MIŞ
*Başbakan Erdoğan kendisine Recep Bey diyen Kılıçdaroğlu’ndan intikamını fena almış.
DAMLA
DESTAN
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir lâf var, buyurun size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!
Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey,
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
Allah´ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp!
(Necip Fazıl Kısakürek)
|