İmdat Avşar diye biriyle takriben bundan üç yıl önce tanıştık. Bu adamın Türkiye’de ve Türk Cumhuriyetleri’nde yazarlar ve şairler arasında önemli bir yeri olduğunu öğrendim. Ara sıra Hüseyin Türkmen, Emir Kalkan, Zabit İnce ile hep beraber sohbet ettik. Sohbetlerimiz muayen zamanlarda devam etti. İmdat Avşar’da gördüğüm orjinal karakter beni çok bahtiyar etti. Çünkü, milli ve manevi değerlerimize bağlı, sağlam karakterli kişilere toplumun ve insanlığın büyük ihtiyacı vardır. Nedir bu İmdat Avşar’daki orjinal vasıflar diyecek olursanız, onu anlatacağım. Öncelikle ve özellikle şu kural ve kaideye dikkatinizi çekmek istiyorum ve diyorum ki; ben günah sevab melaikesi gibi insanların amellerini cennetlik mi değil mi onu araştırmıyorum ve anlatmıyorum. Çünkü onu bende bilmem başkalarıda bilmez. İnsanın başına ne geleceğini, sonunun nasıl olacağını ve nasıl öleceğini ancak ve ancak Yüce Allah bilir. Bizim bildiğimiz konular ise tamamen zahire göre ve bizi ilgilendiren konulardır. Nasıl ki, gördüğümüz kusurları eleştirip o kusurların düzeltilip iyiliğe dönüşmesini istiyorsak, gördüğümüz iyilikleri de takdir ederek o iyiliklerin çoğalmasına vesile olmak bizim bir insanlık borcumuzdur. Bu itibarla bir insanda gördüğünüz fazileti nankörlük etmeden takdir edelim ki, bu sayede toplumda kötülükler azalsın, iyilikler çoğalsın ve bir güneş gibi toplum aydınlatılsın. Gayemiz maden mühendisi gibi insanlarda bulunan cevheri keşfedip onu takdir ederek, altın gibi temiz, değerli ve yaşayan bir tarihi eser haline gelmesine vesile olmaktır. Aynı zamanda ülkemizin kalkınmasına vesile olmak, oradanda bütün insanlığa faydıl olup Allah’ın rızasını bulmaya çalışmaktır. Bunun dışında kimsenin gözüne girmeye bugüne kadar ihtiyacım olmadı, bundan sonra hiç ihtiyacım yoktur. Sadece ve sadece insanlık görevimizi yerine getirip vicdanen müsterih olmaya çalışmaktır. Bu görüş ve düşünceler ışığında diyorum ki; İmdat Avşar’da gördüğüm cevher şudur; İmdat bir sohbet sırasında sizde gördüğü yanlış bir fikri yüzünüze karşı eleştiriyor, size katılmıyor. Ancak bunu her yerde anlatıp görgünün ve bilginin seviyesini düşürmüyor ve aynı zamanda sizde gördüğü bir fazileti ve güzel bir fikri hemen anında yakalıyor onuda yüzünüze karşı takdir edip iyiliği teşvik ediyor, sizde bulduğu o güzel fikri, görgüyü ve fazileti sadece Kayseri’de anlatmıyor. Türkiye’de anlatıyor, Türk Cumhuriyetleri’nde anlatıyor, büyük toplantılarda çok önemli görevleri olan şahsiyetlere de anlatıyor. Anlatmakla da kalmıyor, dergilerde yazıyor. İşte ben İmdat Avşar’da bu fazileti gördüm, duydum ve şahit oldum. Bu yüzden İmdat’ı takdir ediyorum ve hiç unutmuyorum. Ancak ne yazık ki, ülkemizde çok değerli insanlara yaşarken, bir teşekkür, bir takdir bile çok görülürken, öldükten sonra adına anma törenleri düzenleniyor. Tıpkı Aşık Veysel gibi. Çünkü yaşarken sazına bir tel alamayacak kadar sefalet içerisinde yaşayan Aşık Veysel, öldükten sonra adına törenler ve şenlikler düzenleniyor. İşte gerçekler acı da olsa ülkemizde maalesef böyle yaşanıyor ve böylece kendimize ve değerli insanlarımıza yazık etmiş oluyoruz. Bu görüş ve düşünceler ışığında konuyu özetliyor ve diyorum ki; bundan sonra yaşarken birbirimizin değerini bilelim ki, o insanları öldükten sonra saygıyla anmaya yüzümüz olsun. Bu güzel duygular içerisinde beni zaman zaman Türk Cumhuriyetleri’nden gelince telefonla arayan İmdat Avşar’ı şimdide ben arıyorum. Köroğlu’nun Ayvaz’ını aradığı gibi arıyorum ve buluncada Köroğlu ve Ayvaz’ın sevindiği gibi sevineceğim. Çünkü ülkemizin her zaman olduğu gibi bugün içi dışına uygun dürüst, mert, milli ve manevi değerlerimize bağlı insanlara çok daha fazla ihtiyacı vardır diyorum.
SEVGİLERİN EN MÜKEMMELİ
Sevgilerin en mükemmeli Allah’ın rızasını ve sevgisini kazanmaktır.
Bu yüzden layık olmadığım sevgilerin ve alkışların şerrinden Allah’a sığınırım
ÖVÜNMEK VE YALVARMAK
Övünmenin korkutmaya, yalvarmanın acındırmaya, yemin etmenin inandırmaya bir faydası yoktur.
|